Halaçoğlu'ndan dikkat çeken eleştiri: '600 yıl gerideyiz!'
TBMM'ye sunulan 'Çerçeve Yasa' teklifini değerlendiren Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu, görevlilere cezasızlık güvencesi getiren 10. maddeyi sert bir dille eleştirerek düzenlemenin Fatih döneminin gerisinde kaldığını belirtti.
TBMM Başkanlığı’na sunulan ve 12 maddeden oluşan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" siyaset gündemine bomba gibi düştü. Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen düzenlemeye ilişkin en dikkat çeken değerlendirmelerden biri, Kayseri önceki dönem Milletvekili ve Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan geldi.
Sosyal medya hesabı üzerinden "Terör Yasasının Püf Noktası" başlığıyla çarpıcı bir analiz yayımlayan Halaçoğlu, sunulan yasa teklifinin 10. maddesindeki sorumluluk muafiyeti düzenlemesini Fatih Sultan Mehmet dönemindeki hukuk anlayışıyla kıyasladı. Günümüzdeki düzenlemenin 600 yıl önceki Osmanlı hukukunun dahi gerisine düştüğünü vurgulayan Halaçoğlu'nun açıklamasında öne çıkan ifadeler şu şekilde: "Osmanlılar döneminde 1464’te Tarih-i Ebu’l-Feth ismiyle bir kitap yazan Tursun Bey, eserinde şöyle der: Ulu’l-emrin, yani devleti yönetenlerin aldıkları karar örftür. Bunun kanun hükmüne girmesi için iki şart gerekir. İlki, verilen hükmün yani kanunun diğer yasalara aykırı ve zıt olmaması gerekir. İkincisi ise, çıkarılan kanunu uygulayanlar suçlu durumuna düşmemelidir, der. Yani Fatih döneminde bugünkü uluslararası hukukun temeli olan maddeleri açıklar.
Ancak bugün bakıyoruz ki, ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi’ adıyla TBMM’ne sunulan yasa tasarısının 10. Maddesinin 2. fıkrasında, ‘Bu kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî ve cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle bu kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmaları yürüten başta Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımından yasal güvence sağlanmaktadır’ denmektedir.
Yani çıkarılan yasanın uygulanmasıyla suç unsurunun oluşacağı anlaşılmaktadır. Yani bundan neredeyse 600 yıl önce Osmanlı Devleti’nin gerisine düşülmüştür.
Yasaya böyle bir maddenin konması uygulayanlar için bir güvence değildir ve sonuçta Kenan Evren nasıl yargılanmışsa herkes yargılanabilir. Madem yasayı hukuka uygun görmüyorsanız, neden çıkarıyorsunuz? Veya uygunsa, neden uygulayanları koruma altına almak istiyorsunuz? Sanırım en büyük sakatlık burada."