Eski Kayserispor'lu nasıl kaçtı?

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı sonrası birçok kişi ülkeyi terk ederken, Eski Kayserispor'lu Duckens Nazon da bunların arasındaydı. Sezon başında İran ekibi Esteghal'e transfer olan Nazon, kaçış hikayesini Fransız basınından L'Equipe'e anlattı. Ayrıntılar Kayseri Olay haberde…

Eski Kayserispor'lu nasıl kaçtı?
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Sezon başında Kayserispor’dan ayrılarak İran ekibi Esteghal’e transfer olan Dukens Nazon, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından ülkeden ayrıldı. İran’dan kaçış öyküsünü Fransız basınından L'Equipe'e anlatan Nazon, saldırı öncesinde İran’dan ayrılacağını ancak saldırılar başlayınca uçak seferlerinin durdurulduğunu belirterek, "Sakatlandığım için ülkeden ayrılmama izin verilmişti ve İran'da kalmam gerekmiyordu. Ancak teknik direktörümüz gönderildi ve yeni teknik direktör, o pazartesi günü Fransa'da ABD'deki Dünya Kupası için vize başvurusu randevum olmasına rağmen herkesi görmek istiyordu. Bu yüzden geçen cumartesi saat 10'da bir uçak bileti aldım. Bir arkadaşım sabah 6'da yola çıkıyordu ama ben biraz daha uyumak istedim. Tam o sırada, İsrail'de oynayan bir arkadaşım bana mesaj attı" dedi.

Arkadaşı uyarmış

Sorulan bir soru üzerine İsrail’de oynayan bir arkadaşının kendisini saldırı olacağı yönünde uyardığını aktaran Nazon, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bir gün önce, 'Dukan, otelim polislerle dolu. Sığınaklar açılıyor, önlem almaya başlayın, ne zaman olacağını bilmiyorum ama yakında patlayacak' şeklinde mesaj atmıştı. Ben de, 'Merak etme, saat 10'da çıkıyorum' diye cevap verdim. Uçak kalkmadan önce ben çoktan içeri girmiştim. Sonra arkadaşım yine mesaj attı ve, 'Uçakta mısın' diye sordu. Uçakta olduğumu söyledim ve ne olduğunu sordum. 'Tanrı seni seviyor çünkü sirenler az önce çalmaya başladı, savaş ilan edildi. Son anda ayrıldın' dedi"

Eski Kayserispor'lu nasıl kaçtı?

Saldırı başlayınca uçak kalkmadı

Saldırılar başlamadan uçağa bindiğini ancak saldırılar başlayınca uçağın kalkmadığını ifade eden Nazon, "Çok sevindim. Uçak piste manevra yapmaya başladı ve aniden kaptan durdu; 'Herkes uçağı terk etsin, bombardıman başladı.' Çok acımasızdı. Ben sakin kaldım ve Mounir El Haddadi ile birlikte valizimi aldım. Diğer oyuncuları otelden almak için kulüp otobüsüyle Tahran'a döndük. Biz yaklaşırken insanlar çoktan şehri toplu halde terk etmeye başlamıştı. Çılgıncaydı, hayatımda hiç böyle bir trafik sıkışıklığı görmemiştim. Yolda, hemen yanımızda bir bombanın dumanını gördük" dedi.

Türkiye yada Azerbaycan

İran’dan ayrılırken önlerinde Türkiye ve Azerbaycan olarak iki seçenek olduğunu belirten Nazon, "Esteghlal'den bir basketbol oyuncusunu yanımıza aldık. En inanılmaz şey, onun Amerikalı olması ve bu onun ilk profesyonel sözleşmesi olmasıydı. Bu gerçekten çılgınca bir durumdu. Diğer herkes Türkiye'ye gitmeye karar verdi. Ben şoförümle baş başa kaldım. Azerbaycan'a gidiyorduk. On saatlik bir yolculuk ve sayısız kontrol noktasından sonra, sabah 4'te vardık. Sınırın her gün açık olduğunu sanıyordum ama belki de pazar günü olduğu için sabah 8'e kadar kapalıydı. Fransız pasaportumla hızlıca İran çıkış damgası aldım…
Ülkeyi terk etmek için sadece 50 metrelik bir köprüyü geçme gerekiyordu ama... Gerekli vize kodum yoktu! Tahran'daki otelden ayrılmadan önce gerekli tüm evrakları tamamlamış olmama rağmen! Yanımızda bir hükümet görevlisi vardı ve ülkede internet kapatıldığı için, internet erişimi olan özel bir SIM kartı vardı. Ocak ayında internetin kapatılmasından sonra dikkatli olmam gerektiğini biliyordum. Geçen sefer ailemin endişesini düşünün, neredeyse bir hafta boyunca onlarla iletişim kuramadım. O SIM kartı sayesinde, ayrılmadan önce eşime Azerbaycan vizesine internetten başvurmasını söyledim. O da başvurdu ama doğru kodu bulamadık. Sınırda otuz ila otuz iki saat bekledim. İranlılar çıkışımı damgaladıkları için geri dönme hakkım yoktu. Esasen, birkaç saat boyunca iki ülke arasında, hiçbir yerdeydim…
Diplomatlar geçiyordu ben yalnız kaldım. Bana, 'Bu karar yarın veya hafta sonuna kadar verilebilir' dediler. İşte o zaman düşünmeye başlıyorsunuz... Menajerim, ailem, arkadaşlarım ve sponsorlarım her yerden bana baskı yapmaya başladı: Fransa'daki Haiti Büyükelçiliği, ABD, Fransa'daki Amerikan Büyükelçiliği. Azerbaycan'daki Fransız Büyükelçisinin iletişim bilgilerini bulduk. O da İran'daki Fransız Büyükelçiliği ile iletişime geçerek benim geçmemi sağladı. Sonunda koda bile ihtiyacım olmadı. Ama sınırı geçtiğimde, orası savaş alanı gibiydi. Nehir, üniformalı insanlar, her şey griydi." diye konuştu.