Develi'de 85 yıl önce ulaşım bakın nasıl sağlanıyordu
Kağnının bile giremediği köyler vardı… 1941 tarihli rapor, Develi'de ulaşımın nasıl sağlandığını ortaya koyuyor.
Develi’nin geçmişine ışık tutan arşiv belgeleri, ilçenin sosyal ve ekonomik yapısının yanı sıra köy hayatının hangi şartlarda sürdüğünü de ortaya koyuyor. Araştırmacı Yazar Nezir Ötegen’in derlediği belgeler arasında yer alan, Ziraat Vekaleti tarafından 1941 yılında yayımlanan Develi raporu da dönemin ulaşım imkanları ve kullanılan nakil vasıtaları hakkında dikkat çekici bilgiler içeriyor.
Ziraat Vekaleti’nin 29 numaralı fasikülünün 291’inci sayfasında yer alan bölümde, Develi’nin farklı coğrafi özelliklere sahip köylerinde kullanılan nakil vasıtaları, ulaşım güçlükleri ve köyler arasındaki farklılıklar ele alınıyor.
Raporda dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün şu sözlerine de yer veriliyor: “Ziraat teknik ve ilim adamlarının köy tetkiklerine dayanan bir plan dahilinde, çiftçi ile iş birliği yapmasından sür’atli ve feyizli neticeler umuyoruz.”
Develi’nin coğrafyası ulaşım şartlarını belirliyordu
Raporda Develi’nin yalnızca düz ovalar üzerinde kurulmuş köylerden oluşmadığı, yayla ve platolardaki yerleşimlerin yanı sıra sarp ve dağlık bölgelerde bulunan köylerin de bulunduğu belirtiliyor. Bu coğrafi yapı nedeniyle kazanın farklı nahiyelerindeki ulaşım imkanlarının birbirinden önemli ölçüde ayrıldığı ifade ediliyor.
Raporda Develi’nin coğrafi yapısı şu sözlerle anlatılıyor: “Develi; ayni zamanda düz ovalar üzerinde, yayla veya platolarda kurulmuş köylere malik olduğu gibi çok sarp ve arızalı, dağlık havalinin hücra köşelerine sığınmış köyleri bulunan bir kazadır.”
En yaygın nakil vasıtası kağnıydı
1941 yılına ait raporda, Develi’de en yaygın kullanılan nakil vasıtasının kağnı olduğu açık bir şekilde belirtiliyor. Raporda bu durum: “Henüz kağnı bu kazanın en hakim nakil vasıtasını teşkil eylemektedir.” ifadeleriyle kayda geçiriliyor.
Kağnı, özellikle tarım ürünlerinin tarladan harmana, köye ve pazara taşınmasında dönemin temel ulaşım ve taşıma araçlarından biri olarak kullanılıyordu.
Sekiz köyde kağnı bile kullanılamıyordu
Raporda yer alan en dikkat çekici bilgilerden biri, Develi’ye bağlı sekiz köyde arazi şartlarının kağnı kullanımına dahi imkan vermemesiydi. Sarp ve engebeli bölgelerde kurulan bu köylere yalnızca hayvan sırtında gidilip gelinebildiği, üretilen mahsullerin de aynı şekilde harmana veya pazara taşındığı belirtiliyor.
Raporda bu durum şöyle anlatılıyor: “Yalnız hayvan sırtında gidilip gelinebilen, mahsulatını harmana veya pazara ancak bu vasıta ile taşıyabilen bu köylerde; kızak bile kullanılamamaktadır.”
Köylerin uzaklığı ulaşımı daha da güçleştiriyordu
Raporda ulaşım güçlüğünün yalnızca arazinin sarp ve engebeli yapısından kaynaklanmadığına da dikkat çekiliyor. Bazı köylerin çok uzak ve ulaşılması güç bölgelere dağılmış olmasının da nakliye imkanlarını sınırlandırdığı ifade ediliyor. Bu köylere tekerlekli araçların gidip gelebileceği geçitler yapılmasının ise hem masraflı hem de zahmetli olduğu belirtiliyor.
Raporda: “Bu şartlar altında bu köylere tekerlekli nakil vasıtalarının gidip gelebilmesine müsait birer geçit temini çok masraflı, külfetli olduğu kadar faydalı bir netice vermekten uzaktır.” ifadelerine yer veriliyor.
Dağ köylerinde hayvancılık öne çıkıyordu
Ulaşım imkanlarının sınırlı olduğu köylerde tarla ziraatının da fazla gelişmediği raporda belirtilen bir başka ayrıntı olarak yer alıyor. Rapora göre bu köylerde zirai üretim sınırlı miktarlarda kalıyor, halkın geçimi daha çok hayvancılık ve hayvansal ürünlerden sağlanıyordu.
109 köyde 108 araba bulunuyordu
Develi kazasının dört nahiyesindeki nakil vasıtalarının dağılımının da incelendiği raporda, araba sayısına ilişkin dikkat çekici bir istatistik yer alıyor.
Kazanın 109 köyünde toplam 108 araba bulunduğu belirtiliyor.
Raporda bu durum: “Kazanın 109 köyünde 108 adet araba bulunması; köy başına bir tane araba isabet ettiğini göstermektedir.” sözleriyle ifade ediliyor.
Merkez ve Yahyalı’da araba ve kağnı bulunmayan köyler vardı
Rapora göre merkez nahiyesinin iki köyü ile Yahyalı nahiyesinin altı köyünde tek bir araba ve kağnı bulunmuyordu. Buna karşılık Bakırdağ ve Tomarza nahiyelerinin bütün köylerinde kağnı bulunduğu kaydediliyor. Tomarza nahiyesinde ise yalnızca iki köyde toplam 23 kızak bulunduğu belirtiliyor.

