Chp Antalya Milletvekili Baykal: "Bu Referandum yaralıdır"

TAKİP ET >>

CHP eski Genel Başkanı ve aynı zamanda Antalya Milletvekili Deniz Baykal, bir düğüne katılmak için geldiği Kayseri'de partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Baykal ziyarette referandum sürecine yönelik çarpıcı açıklamalar yaptı. “Türkiye çok önemli bir sürecin içinden geçiyor” diyen Baykal, “Türkiye'nin siyasal doğrultusu ile ilgili çok önemli şekillenmeler yaşanmıyor” dedi. Anayasanın vicdana oturmadığını kaydeden Baykal, “Meclis'te oylansa milletvekillerinin yüzde 50'sinin oyu yetmez. Geniş bir uzlaşma lazım. Bu nedenle bu anayasa vicdana oturmamıştır, bu referandum anayasa teklifi yaralıdır” diye konuştu. Baykal, Gül'ün adaylığı konusunda sorulara ise, “ O konuyu çok konuştuk” cevabını verdi.

Parti binasında açıklama yapan CHP eski Genel Başkanı ve aynı zamanda Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Referandum sürecinin adil olmadığını ve bunu referandumda evet diyenlerinde söylediğini ifade eden Baykal, “Olağanüstü hal rejimi içinde referandum gerçekleştir. Adil, eşit imkana sahip bir siyasi tartışma zemini oluşturulamadı” diye konuştu.

Baykal, “Türkiye çok önemli bir sürecin içinden geçiyor. Çok büyük sorunlarla karşı karşıyayız. Türkiye'nin siyasal doğrultusu ile ilgili çok önemli şekillenmeler yaşanmıyor. Kısa süre önce referandum oylaması yaptık 100 yıla yaklaşan anayasal birikimini reddeden farklı anlatışa dayalı bir anayasa teklifini temel alan bir referandumdu. Bu referandum Türkiye'nin siyasal anayasal sorunlarını çözmedi. Türkiye'nin siyasi geleceği ile ilgili netleşmenin aydınlanmanın ortaya çıktığını söylemek mümkün değil. Tartışmalı bir referandum oldu. Olağanüstü hal rejimi içinde referandum gerçekleşti. Adil eşit imkana sahip bir siyasi tartışma zemini oluşturulamadı. Devlet bütün gücüyle başbakan cumhurbaşkanı referandumda bir tarafın sözcüsü gibi ortaya çıktılar. Anayasa projesini reddetmek isteyenler kendi başlarına kaldı” dedi.

Belli kesimlerin ve siyasi partilerin katılımlarıyla mücadele verildiğini kaydeden Baykal, şunları söyledi:

“Siyasi partilerin belli kesimlerin katkısıyla mücadele yapıldı. Adil ve eşit bir referandum olmadı. Çok açık bir gerçeği tespit için söylüyorum evet diyenlere yüzde 27'si de bu referandumun adil bir referandum adil oldu mu sorusuna yok adil olmadı diyor. Herkes biliyor bu gerçeği. Adil bir referandum yapmamışız, olağanüstü hal içinde bu referandum yapmışız. Yönetimlerle ile ilgili ciddi krizler yaşanmış, YSK mühürsüz oy kullanmanın meşru olduğuna seçim süresi içinde karar vermiş. Sonuç 50 50 ortaya çıktı. Ortadaki rakamlar tartışmalı. Yüzde elli ile yüzde 50 ile anayasa kabul edilmez. Bu gerçek toplumun yarısının kabul etmediği toplumun diğer yarısı kabul etti diye anayasa dayatmasını yapmak doğru değildir. Bizim anayasamızda yüzde 50'lilik çoğunlukla meclisten anayasa önerisi geçemez. Yüzde 50 yetmez. Vekillerin yüzde 50”si yeterli sayılamaz. Mecliste yüzde 50, millette yüzde 50 yeterli mi? Öyle bir düzenleme yok. Bu referandum vicdanlara oturmamıştır. Referandum anayasa teklifinin toplumun makul çoğunluğun eşit demokratik tartışma sonucu benimsediği bir anayasa teklifi olarak ortaya çıkamamıştır. Bu açık gerçek yaralıdır Referandumdan çıkan anayasa kanıyor yaralıdır. Böyle bir anayasa durumu var. Anayasa tartışmasını bitirmedi. Tam tersine çok ciddi bir anayasa tartışmasını gündemimiz soktu. Bundan sonraki süreç demokratik olarak işlemelidir. En önemli nota budur. Bu tartışmalara Türkiye geleceğini huzur ve barış içinde şekillendirmeli. Bunlardan ders çıkarmalı. Tartışacaksan adil tartışalım, güç bende ama söz sana vermiyorum denmemelidir.

YÜZDE 27'Sİ ADİL DEĞİL DİYOR

Siyasi partilerin belli kesimlerin katkısıyla mücadele yapıldı. Adil ve eşit bir referandum olmadı. Çok açık bir gerçeği tespit için söylüyorum evet diyenlere yüzde 27'si de bu referandumun adil bir referandum adil oldu mu sorusuna yok adil olmadı diyor. Herkes biliyor bu gerçeği. Adil bir referandum yapmamışız, olağanüstü hal içinde bu referandum yapmışız. Yönetimlerle ile ilgili ciddi krizler yaşanmış, YSK mühürsüz oy kullanmanın meşru olduğuna seçim süresi içinde karar vermiş. Sonuç 50 50 ortaya çıktı. Ortadaki rakamlar tartışmalı. Yüzde elli ile yüzde 50 ile anayasa kabul edilmez. Bu gerçek toplumun yarısının kabul etmediği toplumun diğer yarısı kabul etti diye anayasa dayatmasını yapmak doğru değildir. Bizim anayasamızda yüzde 50'lilik çoğunlukla meclisten anayasa önerisi geçemez. Yüzde 50 yetmez. Vekillerin yüzde 50”si yeterli sayılamaz. Mecliste yüzde 50, millette yüzde 50 yeterli mi? Öyle bir düzenleme yok. Bu referandum vicdanlara oturmamıştır. Referandum anayasa teklifinin toplumun makul çoğunluğun eşit demokratik tartışma sonucu benimsediği bir anayasa teklifi olarak ortaya çıkamamıştır. Bu açık gerçek yaralıdır Referandumdan çıkan anayasa kanıyor yaralıdır. Böyle bir anayasa durumu var. Anayasa tartışmasını bitirmedi. Tam tersine çok ciddi bir anayasa tartışmasını gündemimiz soktu. Bundan sonraki süreç demokratik olarak işlemelidir. En önemli nota budur. Bu tartışmalara Türkiye geleceğini huzur ve barış içinde şekillendirmeli. Bunlardan ders çıkarmalı. Tartışacaksan adil tartışalım, güç bende ama söz sana vermiyorum denmemelidir.

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde ilk kez böyle bir tablo ile karşı karşıya kaldığını kaydeden Baykal, “Bütün vatandaşlarımız önümüzdeki dönemde demokratik bir kararla Türkiye'ye istikamet vermesi lazım. Çünkü bugüne kadar ülkedeki sorun kişilerin yön vermesinden kaynaklandı. Yönü millet vermelidir” dedi. Baykal, “ Önümüzdeki dönemde ilk kez böyle bir tablo ile karşı karşıya kalıyor. Cumhurbaşkanı temsili makam idi. Yani bayrak gibi milletin onurunu, şerefini temsil eden herkese eşit davranan çok fazla devlet işine karışmayan herkese kucak açabilen bir temsili makam idi. Şimdi fiilen hukuka, anayasa değişimi zorlaması ile karşı karşıyayız. Karar alınmadı ama önümüzdeki günlerde alınacak. Hepimizin ülkemizin geleceği ile ilgili vatandaşlarımızı hangi siyasi görüş olursa olsun iyi bir Türkiye isteyen, bu yaşanan sorunlardan üzüntü duyan, doğru teşhis edecek bunun çaresini cesaretle de arayıp uygulayacak bütün vatandaşlarımız önümüzdeki dönemde demokratik kararla Türkiye'ye istikamet vermesi gerekiyor.Türkiye'ye istikameti kişiler değil millet versin. Türkiye'nin sözünü milletin değil kişilerin söylemesinden kaynaklandı. Önümüzdeki dönem iyi bir zemine oturtmak lazım. Yanlışın sürdürüle bilemez olduğunu göstermemiz, bunun sonunun iyi olmadığını söylemek lazım. Yanlışa dur demek lazım” şeklinde konuştu.

ARTIK YANLIŞA DUR DEMEK LAZIM

“Artık yanlışa dur demek lazım” diyen Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TÜSİAD toplantısında seçim kampanyasını başlattığını söyleyerek, “Aday olmak isteyen herkesin aday olacağı bir seçim zemini olmalıdır. Ama İlk kez bu yöntem uygulanacağı için zihinlerin çok net olmadığını görüyorum” diye konuştu. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TÜSİAD toplantısında kampanya sürecinin başladığını fiilen görüyorum. Türkiye tek ayaklı seçim olmayacak. Etkili bir aday ortaya çıkacaktır. Kimin olacağı belli değil, hangi yöntemle seçileceği nasıl belirleneceği belli olmalıdır. Belirlenme yöntemi ile iş çözülür. Bu belirleme konusu ilgi duyan iddiası olan böyle bir görevi sorumluluğu taşımaya olduğunu beyan eden herkesin katılmasına imkan veren yöntemle olmalıdır. Katılım geniş olmalıdır, sınırlı olmamalıdır. Herkes iddiasını toplumun önüne haklı ve meşru şekilde ortaya koyabilmelidir. Sonra bu iddiaların hangisinin sahipleneceği konusu demokratik bir şekilde toplumun tabanın, partilerin seçmenin tercihleri ile şekillendirmek lazımdır. Adaylık açık olmalı herkes aday olmalı. Kararı toplum taban almalı ve bunun mekanizmalarını da bulur. İlk kez bu yöntem uygulanacağı için zihinlerin çok net olmadığını görüyorum. Hatırlatmakta yarar var. Amerika'da da bu iş aynen bu şekilde devam eder.”

HAREKETLİLİK RAMAZAN SONRASI

Baykal, Ramazan ayından sonra bu konuda hareketli günlerin yaşanacağını işaret etti. Baykal, “İnanıyorum çok gecikmeden tercihimi ifade ettim Ramazan ayı bitsin Ramazan'da sonra bekleme doğru değil. Cumhurbaşkanı devleti arkasında tutarak aday olarak kampanyayı fiilen başlattı. Kendiliğinde bir başarı çıkmaz çalışacak çıkar. İşin gereğini ihmal etmeden hep birlikte çalışmalıyız diyorum. Önümüzdeki haftalar sonrası 1, 1,5 ay sonra bu konuda netleşme ortaya çıkar ve ciddi bir süreci başlatırız. Türkiye'nin geleceğini derinden etkileyecek bu sorumluluğu en iyi şekilde milletçe üstlenir ve gereğini yaparız. Türkiye'nin geleceği söz konusu ağır bir sorumluluk bu. Milletin katılımıyla gerçekleştirilmelidir.

O KONUYU ÇOK KONUŞTUK.

Baykal , Abdullah Gül ile ilgili olarak yaptığı bazı açıklamaların sorulması üzerine “O konuda çok konuştuk” yanıtını verdi. Baykal, “ O konuyu çok konuştuk. Daha konuşmaya gerek yok. Aday ismi telaffuz noktasında değiliz. Aday tartışmasına çekiliyor. Yöntem belirlememiz lazım. Bir sürü insan aday olacaktır, olmalıdır. Nereye aday olacak nasıl olacak bu kararı kim alacak böyle bir mercii yok. Onu oluşturalım onu görünce adaylığın nerde nasıl şekilleneceğini görünce olmak isteyen olur. Herkesi de teşvik etmek lazım ama doğru yöntem olsun tabana dayalı milletin iradesine yansıtılsın. Kapalı devre mücadele olmaktan çıkaralım bu işi. Toplumsal ve siyasal seçimle bu iş belirlensin. Bu işi yapacak Türkiye'de nitelikli becerikli çok insan var.

İNANDIRICI DEĞİLLLER

Atatürk'e yönelik hakaretlere de sorulan bir soru üzerine tepki gösteren Baykal, “Yaşananlarda içinde bulunduğumuz sürecin bir parçası. İnsanları kutuplaştırmak isteyen anlayışın parçası. Bazıları bu konuda üzüntülerini ifade ediyor ama bu inandırıcı değil” dedi. Baykal, şunları dedi:

Atatürk'ün sorumsuzca tartışma konumuna sürüklenmiş olması sürecin bir parçası. Bu kendiliğinden olmuyor. Onun arkasında böyle tartışmaları anlayışla karşılayan ülkeyi kutuplaştırmak isteyen bir anlayış, zihniyet yatıyor. Bu zihniyet bu işin buraya yansıdığı görünce üzüntülerini ifade ediyor. Ama inandırıcı değil temel değerleri tahrip ediliyor. Siyaset böyle kurgulanmamalı bütün değerleri tartıyoruz. Bunlar konuşuluyor acı olay bayramımız kutlayamıyoruz şimdi. 19 Mayıs 19 Mayıs'ı kutlamanın ne sakıncası var. Kuşaklar boyu herkes bu olayları zihninde şekillendirmiş ve hiçbir önemi yok diyen anlayış, 19 Mayıs'ı çeşitli bahanelerle vesilelerle bayram olmaktan çıkarmaya gayret ediyor. Bunun aşamasındayız. Ortadaki rahatsızlıktan milli mücadeleden mi Mustafa Kemal'den mi? Bunlar yanlış işler. Bunlara gerek yok. Türkiye karar almalı bunları yanlış buluyorum. Milletin alacağı karar bunları yanlış bulduğunu da veren bir karar olmalı. Samimi, dürüst olalım nasıl bir Türkiye düşünüyoruz kafada ikinci bir plan olmasın net olalım millette bilsin bunu.”

Daha sonra CHP'li Zeki Orhan'ın oğlu Onur Orhan'ın oğlunun düğüne katılan Baykal, daha sonra Kayseri'den ayrıldı.

Bakmadan Geçme