SANAT ADAMININ ÖLMEZLİĞİ
Nurkal Kumsuz
SANAT ADAMININ ÖLMEZLİĞİ
Aklından ve yüreğinden geçenlerle sahip olduğu sanat kudreti çerçevesinde belli bir ifâde gücüne ulaşan sanat adamının ölmezliği eserleriyle sabittir. Onların çalışmalarında daha verimli olmalarını sağlayan yazdıklarının yerini bulmasıdır. Ancak, eser verme gerekliliğinde anlaşılır olma kaygısı taşımamalıdır. Kim için ve ne için eser verdiğini bilmesi yeterlidir.
Yûnûs Emre’nin;
“Her gün yeniden doğarız
Bizden kim usanası” mısralarındaki ölümsüzlük sırrı sanat adamlarının bakış açısıyla hayat bulmaktadır. Bu sırrı bilen Sadettin Kaplan: “Ölürüz... Bir mısrada yeniden diriliriz.” anlayışıyla sanat adamının ölmezliği gerçeğini ifâde eder.
İbrahim Minnetoğlu da yazdıklarının sonsuza kadar yaşayacağını düşünmektedir. “Ölümsüzler” şiirinde bu inancını yansıtır:
“İnsanlar, ağaçlar, kuşlar,
Korkmayın!
Ölmeyeceksiniz...
Sizi de kattım şiirlerime:
Sonsuza kadar yaşayacaksınız.”
Yüksek ilham kaynağına sahip olan sanat adamlarının bambaşka dünyaları vardır. Onlar zamanın dar çemberini kırarak verimli bir hayat için başkalarına güven verirler, umut aşılarlar. Lâyık oldukları itibarı görmek onların tek kazancıdır. Değerlerinin anlaşılmaması karşısında sitem etmeleri normaldir. Çünkü onlar yazdıkları, yaptıkları ve söyledikleri ile sosyal çevredeki yansımayı yeterli bulmamaktadırlar. Ziya Osman Saba “Sizler İçin” şiirinde gördüklerini şiir diliyle şöyle anlatır:
“Sizler okuyasınız diye bütün bu yazdıklarım,
Bu kelimeleri yanyana,
Satırları alt alta getirmem,
Geçip karşısına sonra
Ya kahrolmam, ya sevinmem,
Sizler için bütün didinmem...
Sizler, garip şiirimi okuyanlar,
Duyduklarımı duyanlar,
Sözüm yok ölmüşlere ama,
Gülecek benim gibi, benim gibi ağlayacaklar,
Benden sonra da yaşıyacaklar!
Sizler için her şeye sırt çevirmem,
Şu evim, işim, şu fakirliğim,
Yok bileklerimde altın bileziğim,
Ben para kazanmasını bilmem,
Yalnız parmaklarımda bir kalem,
Umutlu, umutsuz, kara haber, müjde,
İnilti, çığlık, ne dersen de,
Yavaş yavaş, azar azar,
Gücümün yettiği, dilimin döndüğü kadar,
Sizler için, ettiğim bütün lâflar...”
Aydınlanma gerçeğini kendinde bularak, topluma kendi alanından ışık saçan sanat adamları, bütün eserlerinde yeni bir hayat aşılarlar. Başkalarının hâtıralarında yaşamak da en tabiî haklarıdır. İşte sanat adamlarının ölmezliğinde bir çizgi. Topluma düşen kararlılık ve ciddiyet içinde o çizgide yürümektir. Dünden bugüne ses veren sanat adamlarına kulak veren insanların çoğalması bu problemi çözecektir. Çünkü, görsek de, görmesek de sanat adamlarının ölmezliğine kendi eserleri kefildir. Bizim açımızdan önemli olan sanat adamlarının ölmezliğine şahit olabilmemizdir.