Mazhar Gündoğ

MHP'NİN AÇIK ADRESİ

Mazhar Gündoğ

MHP’NİN AÇIK ADRESİ

                Milliyetçi Hareket Partisi sağ parti mi, solla ittifak yapar mı, seçmeni hangi partiye daha çok geçirgenlik gösteriyor? gibi sorularla kafalar meşgul ediliyor…

                Her bakımdan zor ve sıkıntılı bir seçim geride kaldı.

                Ama Türkiye’nin önünde başarması gereken iki çok önemli demokrasi sınavı daha var.

                Birincisi bu senenin Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri;

                İkincisi ise en geç 2015 senesinin Haziran ayında yapılacak olan milletvekilliği genel seçimleri.

                İlk defa Cumhurbaşkanlığı seçimleri için seçmenin sandık başına gideceği bir seçim yaşayacağız.

                Bu durum göz önüne alındığında, demek ki 2014 ve 2015 senelerinde seçmeni iki defa daha ciddi bir görev bekliyor.

                İlki T.C Devletini Cumhurbaşkanı olarak kimin temsil edeceği, ikincisi ise TBMM’nin nasıl bir tablodan oluşacağı; millet iradesinin yasama ve yürütmeyi nasıl oluşturacağı açısından oldukça önemlidir.

                Halkımızın her iki sandığı da çok önemseyeceğini biliyorum. Ama oy kullanırken TÜRKİYE’nin önüne YENİ kelimesini ilave ederek YENİ TÜRKİYE anlayışına hizmet edenlerle; BÜYÜK TÜRKİYE sevdalılarının misyonları ile ilgili yeterli bilgiye haiz olup olmayacakları hususunda henüz emin değilim.

                Bu iki anlayış ve siyasi misyon, seçmenin önüne bir türlü açık seçik konmadığı için kavramlar ve kafalar karışıyor. Millet başka kaygılarla, başka kavga ve sürtüşmelerin tesiriyle oyuna yön belirliyor.

                Bu da ülkemizin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi konularda yığınlaşan problemleri çözme yeteneğini zayıflatıyor.

                İşte bu nedenlerdendir ki 30 Mart seçimlerinden sonra TV ekranlarında rol alan siyaset yorumcuları ağız birliği ile MHP’yi, seçmenini ve MHP’nin siyasetteki yerini kendilerine göre belirliyorlar.

                Kimileri bu seçimlerde MHP’yi CHP’nin ve Hizmet hareketinin desteklediğini ileri sürerek, MHP’nin Türkiye sevdalısı Milliyetçi- Ülkücü kadrolarının emeğini hiçe sayıyor; alınan oyların tamamının üzerinde kimlik tartışması oluşturmak istiyorlar.

                Bu şekilde MHP- CHP ve Hizmet cephesi gibi olmayan bir ittifakı sahaya sürmeye çalışıyorlar.

                Bazıları da “seçmen geçirgenliği” deyimini sıkça kullanarak AKP- MHP seçmen yapısını irdelemeye devam ediyorlar.

                Amaç; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını belirleyecek olan MHP’nin seçmenine yeni tuzaklar kurmak, bu şekilde şapkadan tavşan çıkarmaktan başka bir şey değildir.

                Öncelikle belirtmeliyiz ki, MHP’ye verilen her oy yolsuzluğa, hukuksuzluğa ve rüşvete;

                Bölücülüğe, ayrıştırıcılığa, kamplaştırmaya;

Siyasi istismara dayalı köklü ve samimi bin yıllık kardeşliğin arasına fitne sokmak anlayışına;

                Emeği yok sayan, alın terini dikkate almayan, yatırıma değil, finansal spekülasyona sırtını dayayan zihniyetlere karşı kullanılan oydur.

                Yüce dinimiz İslam’ı, Peygamber efendimizi, kutsal kitabımızı ve Allah-u Teala’yı siyasi amaçları uğruna istismara kalkışanlara karşı verilen oydur.

                Devletimizin bekası, milletimizin birliği ve dirliği ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünü “Yeni Türkiye” veya “İleri Demokrasi” maskeleriyle kamufle edip tartışmaya açan zihniyete dur demek için verilen oydur.

                Aslında son seçimde de MHP’ye oy kullananların MHP’yi tercih etme sebepleri MHP’nin Türk siyasetindeki durduğu yeri, siyaset yapma sebebini açıkça izah etmiştir.

                Bu izahattan anlaşılmalıdır ki;

                MHP batılı kavramlarla yerini tayin etmemiştir.

                O bakımdan ne Nasyonalisttir ne sağcıdır ne solcudur ne de Liberal veya Sosyalisttir.

                MHP merkez sağ bir parti hiç değildir.

                AKP ve CHP li seçmenlerin de çok büyük oranla ikinci partisi olan MHP tam bir merkez partidir.

                Zira Yeni Türkiye, ikinci Cumhuriyet gibi zırvaları AKP’nin veya CHP’nin üst kadroları ve liderlerinin ağzından duyabilirsiniz.

                Ama MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli hep Büyük Türkiye’den ve TÜRKİYE sevdasından bahseder.

                Milliyetçi- Ülkücü kadrolar çok önemsedikleri Türk- İslam anlayışını hayat düsturu olarak kabul ederler.

                Türk Milliyetçiliği bir etnik tanım değil, birleştirici, bütünleştirici bir Türklük kavramıdır.

                Yetmiş altı milyon vatandaşımızın oluşturduğu Tanrı Dağı ve Hıra Dağı kavramlarını aynı anlayışla nitelerler.

                Bu nedenledir ki gerçek çekim merkezi MHP’dir.

                Dolayısıyla her partiden MHP ye doğru giderek kuvvetlenen bir geçiş olacaktır, bu kaçınılmazdır.

                Gerek Cumhurbaşkanlığı, gerekse önümüzdeki yıl için genel seçim hesabı yapanların asla unutmamaları gereken gerçek, Türkiye’nin tek merkez partisinin milliyetçi Hareket Partisi olduğu gerçeğidir.

                Kimseler zahmet edip de MHP’ye ikametgah oluşturmaya kalkışmasınlar.

                Zira Milliyetçi- Ülkücüler 45 yıllık ikametgahlarını kimlik bilgileriyle birlikte başta 12 Eylülcüler olmak üzere herkese defalarca ezberletmişlerdir.

Yazarın Diğer Yazıları