Mazhar Gündoğ

İLK DÖNEMEÇ

Mazhar Gündoğ

İLK DÖNEMEÇ
Hiç şüphesiz Türk siyasi tarihine çok farklı boyutları ile geçecek bir seçim sürecini yaşadık.
Siyasi partilerin genel başkanlarının bizzat yürüttüğü seçim kampanyaları, ilçe ve il gezileri, meydan mitingleri enteresan görüntülere ve ifadelere sahne oldu.
Çoğu zaman oldukça gergin anlar yaşandı. Özellikle Ankara için sık sık provakasyon uyarıları yapıldı.
Sayın Başbakan'ın adeta şeytan taşlattığı, Sayın Kılıçdaroğlu'nun ateşe benzinle yaklaşma gayretleri bile BDP'nin "özerklik" çığırtkanlarını gölgede bırakmaya yetmedi.
Her zaman olduğu gibi yine MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli farkını farketti milletimiz.
Sayın Bahçeli zaman zaman meydanların sloganlarına bile müdahale etti.
Gençleri sokakların tehlikesi konusunda uyardı. Anne ve babaları sokakların tuzaklarla dolu tehlikeli karanlıklarından çocuklarını korusunlar diye ikaz etti.
Taş atmak yerine seçim sandıklarında oy pusulalarına mühür basmanın en etkin ve en seçkin demokratik eylem olduğunu her konuşmasında yineledi.
Yolsuzluk, rüşvet, kayırmaca, adaletsiz bölüşüm, devlet kaynaklarının sorumsuzca çar çur edilmesi, muhtelif unvan ve görevdeki devlet memurlarının sık sık görev yerlerinin değiştirilmesi, yolsuzluk fezlekelerinin münderecatının TBMM den saklanması ve ayakkabı kutuları ile özleşen hususlarla ilgili olarak hükümeti ve Başbakanı köşeye sıkıştırdı.
Ayrıca ve özellikle seçim kampanyalarının tantanasına getirilerek PKK'nın özerklikten dem vuran küstahlıklarına ve siyasallaşma gayretlerine karşı sesini yükselten ve gerekli uyarıları yapan da yine ve sadece Sayın Bahçeli idi.
Bugün itibarıyla seçimlere bir gün kalmış oluyor. Objektif bir gözlemimi nakletmek istiyorum. İster AKP'li, ister CHP'li, ister BBP veya SP'li olsun, sorumlu her vatandaşımız MHP'ye ülkemizin ne kadar ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Ayrıca bu gergin ve çılgın siyasi ortamda Sayın Devlet Bahçeli'nin sakin konuşması, siyasal öngörüleri, sorumlu siyaset metodu ve "önce ülkem" anlayışı ile ülkemiz için bulunmaz bir şans ve önemli bir fırsat olduğu fikrinde birleşiyorlar.
Özellikle yün döşek, Adana şalvarı, kuş lastiği gibi vatandaşın kendisinden saydığı kavramlara değinmesi ise fevkalade takdir topladı.
Sadece meydan mitingleriyle yetinmeyip, ilçe ilçe gezip, uğradığı her yerde halkla söyleşip vatandaşa hitapetmesi ise gerek ses, gerek birikim ve gerek enerjisi açısından örnek bir performans olarak nitelendi.
Mahalli seçimler münasebetiyle Sayın Bahçeli on dört yıl sonra yeniden Türkiye'nin yönetimine talip ve hazır olduğu mesajını verdi.
Bu seçimlere gerginliklerin, yolsuzlukların, kasetlerin, kumpasların, montajların, şantajların, Twitter ve You Tube yasaklarının, özerklik ukelalıklarının, Suriye senoryalarının hakim olduğu rüzgarların tesirinde giriliyor.
O sebepten dolayı Belediye Başkan adayları ve mahalli hizmetlerle ilgili projeler tamamen ikinci, hatta üçüncü planda kaldı. Hatta güme gitti.
30 Mart Mahalli İdareler seçimlerini sistemli bir stratejiyle genel seçim havasına sokan Sayın Başbakan oldu.
Ama bu ortamı daha olumlu değerlendirip ülke ve partisi adına faydalı hale getirmeyi Sayın Bahçeli gerçekleştirdi.
Sayın Başbakan açısından en önemli talihsizlik ise şüphesiz ki son iki günde sesinin tamamen kısılması nedeniyle partisinin Kayseri ve Konya mitinglerine katılamayacak olmasıydı.
30 Mart şüphesiz ki ilk dönemeçtir. İkinci dönemeç Cumhurbaşkanlığı seçimi, üçüncüsü ise 2015 yılında yapılacak olan genel seçimlerdir.
Bu seçimler 2. ve 3. dönemeçlerin nasıl dönüleceği ve yarınlarımızın belirlenmesi açısından en önemli hamle olacaktır.
Emek veren herkese demokrasi adına saygı duyuyor, ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları