Mazhar Gündoğ

DEMİR AĞLARI ANLAMAK İÇİN

Mazhar Gündoğ

DEMİR AĞLARI ANLAMAK İÇİN
Şahsın ismi hiç önemli değil. Ama unvanı elbette önemli. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir Bakan Yardımcısı.
Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili bir programdaki konuşmasında her nedense 10. Yıl marşına takıldı kaldı.
Salondaki katılımcıların tepkisi karşısında ise şaşkına döndü sayın Bakan Yardımcısı.
Üzerinde bir hayli düşünmek gerek bu tablonun. Ve 10. Yıl marşını yeniden bir hatırlamak gerek.
“Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan”
Bu marşta ifade edilen her savaş 1914-1924 arasında Türk milletinin bütün fertleri ve unsurlarıyla iştirak etmiş olduğu savaşlardır.
Balkanlardır, Çanakkale Destanını yazan çarpışmalardır, İnönü’dür, Afyon’dur velhasıl İstiklal savaşımızla nihayetlenen bir mücadelenin neticesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesidir.
Bu savaşlar ezan susmasın, İslam sancağı, Türk Bayrağı yere düşmesin, Türklük batılı emperyalistlerin Haçlı ittifaklarına esir olmasın diye yapılmış savaşlardır.
Ve bu uğurda milletimiz yüz binlerce ana kuzusunu şehit vermiştir. Milyonlar bu uğurda gazilik unvanına sahip olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, camilerde ezanlar susmamış, cemaatleri mahkum ve mağdur olmamıştır.
Acaba 10. Yıl marşından bazıları neden bu kadar rahatsızlık duyarlar.
Çanakkale’ye saldıran koalisyon güçleri bile Türk askerinin kahramanlığı karşısında saygı duyarken, İstanbul’u, İzmir’i işgalden kurtaran Maraş ve Antep’te düşmana haddini bildiren Müslüman Türk varlığına saygı duyarken…
İnsanın içi acıyor. Böylesine bir dönem sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyetine bu gün Bakan Yardımcısı olabilme onuruna erişmiş bir kimse 10. Yıl marşına neden takılır da kürsüde patinaj çekmek zorunda kalır acaba?
“Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan
Demir ağlarla ördük ana yurdu dört yandan”
Hep beraber düşünelim isterseniz. Bütün dünya o başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ü saymıştır. O Atatürk ki Balkanlar, Trablusgarp, Çanakkale ve daha nice cephelerde bizzat savaşlara kumandanlık yapmış, zamanı geldiğinde ise 19 Mayıs 1919’u Türk’ün 20. Yüzyılını henüz başındaki işgalci emperyalist güçlerine karşı mukaddes direnişinin başlangıç tarihi olarak hafızalara kazımıştır.
Cumhuriyet kurulmuş ama esas savaş, yani tarım, sanayi, ekonomi ve hukuki hamleler başlamıştır. Demir ağlar elbette demiryollarıdır.
Ama demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan ifadesinden sadece demiryollarını anlamak olsa olsa anlayış fakiri olanların algılarıdır.
Çünkü gerçekte demir ağlarla anayurdun dört baştan örülmesi özü itibarıyla güzel vatanımızın doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyindeki etnik zenginliği ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın gönül bağını ifade eder.
Her namaz vakti birlikte kıbleye dönenlerin müşterek istikametlerindeki ruhu ifade eder.
Emperyalizmin Haçlı işaretli her saldırısına Nizam-ı alem, İllay-ı kelimetullah anlayışıyla kalplerini demirden de demir ağlarla örüp birleştirerek birlikte karşı koyan TÜRKLÜK anlayışının ne olduğunu ifade eder.
Ve “Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri” diyen sözleri nakarat eden bir duruştan kim neden rahatsız olur ki?
Göğsünü Cumhuriyete siper yapan, kendisine durmayı, yerinde saymayı değil, daima önde ve ilerde olmayı yakıştıran bir anlayış kaynağını elbette “Gününü gününe denk edenler zarardadır” hadisi şerifinden almıştır.
Temeli bu hadise dayanan bir ülkü daha kimleri rahatsız ediyordur acaba?
Öyle ya önemli bilinen TV’lerin genel sorumlularını arayarak “MHP’nin oyu çok gözüküyor, onlardan bir kısmını BDP’ye ekleyin” diyenler…
Ve bu tür manipülasyonlara boyun eğip, kamuoyuna ihanet edenler bir bir açığa çıkarken…
Sonra da sıkılıp, utanmadan hala ekranlarda gerdan kırıp boy göstermeye devam ederken… Ama nafile, zira güneş balçıkla sıvanmaz…

Yazarın Diğer Yazıları