BİZİM BATASICAYA DA YAKIŞIYOR
Mazhar Gündoğ
BİZİM BATASICAYA DA YAKIŞIYOR
Cuma vaazında hoca efendi genç kızların giyiminden, çarşıda pazarda yürüme şeklinden
bahsediyormuş. Konuşmasının bir bölümünde kısa etek giymenin de uygun olmadığına değinmiş.
Namazdan sonra cemaatle birlikte hoca efendi de camiiden çıkmışlar.
Tam da o sırada caddenin karşısından etek boyu diz kapaklarının biraz üzerinde genç bir kız
geçiyormuş.
Cemaatten bir muzip 'Hoca efendi, şu geçen senin kızın değil mi?' diye sormuş.
Hoca efendi bakmışki kısacık etekli kız kendi kızı... Hiç bozuntuya vermeden, büyük bir
pişkinlikle 'Bizim batasıcaya da yakışmış' demiş.
Bu fıkra anadolunun her köşesinde bilinir. Ülkemizde son aylarda yaşanan malum olaylarla da
birebir örtüşmektedir. Kime sorarsanız sorun yolsuzluğu, rüşveti, adam kayırmayı, hukuksuzluğu
hoşgörmez. İnancı ve ahlak anlayışı icabı asla hakedilmeyen, çalıp çırpma veya zorba ile elde
edilen zenginliği asla tasvip etmez. Rüşveti yüz kızartıcı bir suç olarak ayıplar ve lanetler.
Ama işin ucu kendisine dokunuyorsa 'Bizim batasıcaya da yakışıyor' anlayışı hemen ön plana
Ya da 'Helal olsun. Bizimki işi iyi öğrenmiş. ' ifadesiyle zevahir alelacele kurtarılır.
Şimdilerde bir de 'Yiyor, çalıyor, çırpıyorsa da adam çok güzel hizmetler yapıyor doğrusu, helal
olsun.' modası iyice ön plana çıkmaya başladı.
'Bunlar yiyeceğini yedi, midelerini doldurdu, stoklarını istiflediler, aman bunlar gitmesin, bir de
yeni iş başına geleceklere yedirmek zorunda kalmayalım.' bakış açısı varki evlere şenlik...
Çeşme akarken testiyi doldurma telaşına düşenlerin bazen suyu taşırması, bazen testiyi kırması
ise işin başka bir boyutu olarak bu manzumedeki , kendisine yakışan sırasına ne yazıkki oturuyor.
Biraz dikkat edecek olursak bu ve buna benzer fıkraların, bakış açılarının, toplumsal kabullerin,
çarpık mantıkların günlük hayatımızda önemli yer işgal ettiğini rahatlıkla farkedebiliriz.
Toplumun köylü ya da kentli olması tahsilli ya da tahsilsiz olması, dindar ya da laik olması
arasında da önemli bir farklılık görülmüyor. Doğulu,batılı, kuzeyli, güneyli veya iç anadolulu sosyal
kesimler için de aynı ön kabuller geçerli. Sadece nükteler ve mizahi figürler bölgelerin kültürlerine
göre motif ve renk farklılığı gösterebiliyor, o kadar.
Sİyasi alan da farklı değil. Mesela şu anda iktidarda CHP olsaydı, bütün bu yolsuzluk ve rüşvet
iddiaları karşısında AKPye gönül ve oy veren seçmenler, yazar ve çizerler neler düşünür, nasıl
yorumlar ve ne biçim tepki koyarlardı?
Ya da ABD Irak'ı işgal ettiğinde iktidarda MHP olsaydı, Irak'ın Türkmen bölgesinde askerlerimizin
başına çuval geçirildiğinde AKP'li vatandaşlarımız cuma çıkışlarında camii önlerini ne hale getirir,
MHP ve ülkücülerle ilgili yorum, tavır ve anlayışları nasıl olurdu?
MHP iktidarda iken çözüm, açılım ve demokratikleşme paketinden bahsedilse, Habur olayı öyle
bir dönemde yaşansa ve imralıdaki Öcalan ile pazarlıklar yapılsaydı, ülkemizdeki gelişmelerin
nasıl olacağını düşünebilir miydiniz?
Ama medya yandaş ise okumaya gerek yok, ne yazıyorsa doğrudur.
İktidar benim iktidarım ise ne yapıyorsa doğrudur.
O yapıyorsa vardır bir bildiği anlayışı bizim batasıcaya da yakışıyor, mantığı ,ile birebir örtüşüyor.
Allah rüşveti, yolsuzluğu, hırsızlığı, başkasının malına, canına ve namusuna tecavüzü inanlara
men ediyor.
Kul hakkı, yetim hakkı, beytül mal ne demek?
Adaletle hükmetmekten ne anlıyoruz?
Gıybet, dedikodu ve iftira neden bizim dinimizde hoşgörülmez.
Ne yazıkki yüzde doksandokuzu müslüman olan toplumumuzda bu hususların ehemmiyeti
kalmamış görünüyor.
Her türlü kirlilik 'Bizim batasıcaya da yakışıyor' mantığında kendisine bir sığınma limanı
bulabiliyor.
İnsanın aklına gelmiyor değil. Yeni Türkiye dedikleri 'İslami kapitalizm' mi yoksa?
Bizim batasıcaya da pek yakışıyor doğrusu.
Bilmemki siz de yakıştırabiliyor musunuz?