Cafer ZENGİN

VERİN O KADINA YILIN EN HAYVANSEVER ÖDÜLÜNÜ!

Cafer ZENGİN

Kurban Bayramıydı…

Bazıları ibadet olan kurban telaşına…

Bazıları ise kurban etinden yapılacak kavurma ve mangalın telaşındaydı…

Bazıları gezmenin keyfini, bazıları ise tatilin dibini kazıyordu…

Ne de olsa 10 gün tatildi, iş dediğin tatil sonrası rivayetti…

Biz gazeteciler nöbetteydik…

Malum habersiz olmaz…

Haber tatile girmez…

Haber merkezinde bayramın ilk nöbet sırası bizdeydi…

İşte Talas’a hayvan pazarı nabzını tutmak için gittik.

Kurbanlık satıcılarının, “10 günlük tatil bizi vurdu, zengin tabaka tatile gitti, beklediğimiz kurbanlıkları satamadık”  isyanını haberleştirdik.

Ardından yola düştük.

Yola düşerken o da ne yanımda Emre kardeşim vardı, ki o da yaşananlara şahit.

Bir kadın gördük, çöplerin ortasında…

Karıştırıyor, çöpleri…

Dur, dur dedim Emre’ye…

Sonra elime fotoğraf makinesini aldım ve bir gerçeği fotoğrafladım…

Araçtan indim, kadının yanına gittim.

Sordum, ne yapıyorsun?

Çöpten yiyecek mi  topluyorsun, arıyorsun?

Kafa salladı…Kafa sallamak “evet” manasıydı…

Sonra eşiniz falan yok mu, çocuğunuz var mı? şeklinde diğer sorular yönelttim, gazetecilik refleksi işte..

 Kadın durumunun olmadığını  ifade etti bazı cümleler ve beden diliyle…

Yardım etmek için bir şeyler yapmak isterim dedim…

Eliyle istemediğini belirten bir ifade de kullandı.

Ama bayram sabahıydı ve bir kadın çöpün tam ortasındaydı…

Vicdanım el vermedi, gazeteciliğin o manevi gücünü kullandım ve o anı fotoğrafladım…

Hafızalara kazınsın diye…

Evet, çöpte yiyecek toplayan  bir kadını Talas’ta bayram sabahı haberleşirdik. Kadın çöpte yiyecek mi arıyorsun soruma “evet” yanıtını verdi... Kızı da bir süre sonra yanına geldi ve yalın ayaktı. Kendisinin hali de ortadaydı...

Amacım o kadını çöpten kurtarmaktı...

Haberdeki hikayenin mutlu sonu buydu. Sonra ertesi gün devlet kurumları harekete geçti, eve gittiler yardım ettiler…

Sağ olsunlar görevlerini yaptılar…

Gazetecinin işi ne?

Biz halk için vicdan için gazeteciyiz.

 İşin havası, tatavası, taklası bize ters.

Bu yüzden herkese gazeteci demeyin.

Oradaydım, evde 5 çocuk vardı. Yerde halı yok, bir odada 2 yıkık dökük kanepe, mutfakta eski bakımsız buzdolabı…

Yığılmış eski kaplar…

Mutfak demeye bin şahit manzaralar!

O kadar yoksulluk içinde ev ve anlayacağınız yoksulluk haykırıyordu evin duvarlarında.

Çocukların halini de oraya gelenler gördü.

Kadın, devlet yetkilileri eve gittiğinde de kameralara konuştu, “Yardım istemiyorum ama yardım etmek isteyen varsa da etsin” dedi. 2 çocuk engelli, 3 ayda bir alıyorlarmış toplamda 1100 TL para…v.s.

Yine ablamız söyledi, engelli çocuklar özel eğitime de gidiyormuş!

Falan, filan neyse, aslında önemli olan yardımın o aileye ulaşmasıydı değil mi? Sonra “Çöpte neden yiyecek topluyorsun?” sorusunu bir kez daha yönelttik ve dedi ki Gül kardeşimiz, bu kez: “Tavuklar için topluyordum”

Yukarıda Allah var, ben inanmadım, yanımda Gazeteci arkadaşım Yasin Dalkılıç da vardı… Sonra ona sordum, O da “inanmadım” dedi.  Vicdanım da inanmadı...

Ama o an Gazeteciyiz ve beyan esastır. Kadın o an o cümleleri kurduysa, onları da haberleştirdik.

Demem o ki, bu cümleleri yazarken birilerine…

Hani “algı yapılıyor”  ya da “bu gerçek değil” demek isteyen muhteremlere…

Oradaydım…

Bu insanlar var, varlar…

Bu tablo var, yoksulluk var, yokluk var, işsizlik var…

Şimdi sesleniyorum o muhteremlere…

Pembe tablo çizenlere…

Melikgazi ilçesinden yanında yalınayak kızıyla Talas ilçesine tavuklara yem bulmak için gitmiş ya o kadın!

Beklemeyin, boşuna aramayın.

Verin kardeşim yılın en hayvansever  ismi ödülünü O kardeşimize…

Hem var mı bundan öte cefakar, fedakar hayvansever...

Nasıl olsa Allah iyiliği sever…

Vicdanım da bana yeter…

Not: O gün o eve tatil, bayram dinlemeden yardım için giden başta Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı  Mehmet Ali Karcıoğlu’na,(Sayın Karcıoğlu bu gibi konularda hep bilgi verdiğimizde hemen harekete geçen, belediye imkanlarını seferber eden ve görevini yerine getirmeye çalışan birisi. Duyarlılığı ile de ayrı bir övgüyü hak ediyor. Diğer bazı örneklerden ve gayretlerinden ötürü) ve bunun yanında Sosyal Politikalar Müdürlüğü görevlilere teşekkür ederim. İlgilendiler, yalnız bırakmadılar… Ailenin halini gördüler, destek verdiler…

Bu arada sanatçı Haluk Levent’te aradı bir sabah ve dedik ki, “Dostum o aileye yardım etmek istiyorum” O’ndan da, onun gibi diğer hayırseverlerden de Allah razı olsun…

Keşke bu manzaralar olmasa, bize de haber çıkmasa…

Bayramlar bayram olsa…

Yazarın Diğer Yazıları