Taşa hayat veren ustalar teknolojiye nasıl direniyor?
Ali İnal, taşa hayat veren bir usta… Teknolojinin tüm vahşiliğine murç ile keski ile direnen Ali Usta'dan taşa nasıl hayat verdiğini konuştuk
Kayseri Mimarların Mimarı Kocasinan’ın memleketi Kayseri, taşı sanata dönüştürmekte de adından söz ettirmeyi başarmış bir kent. Talas Sakaltutan’dan yetişen taş ustaları, Ulu Önder Atatürk'ün ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’de de izlerini bırakmış.
Bu zanaatın günümüzdeki temsilcilerinden biri olan ve 43 yıldır taşı sanata dönüştüren Ali İnal ile taş oymacılığını ve günümüzde karşılaştıkları sorunları konuştuk. Ağır çalışma şartları ve uzun öğrenme süreci nedeniyle taş ustalarının günden güne azaldığını belirten Ali Usta, bu işin bir gönül işi olduğunu belirtti. Ünal, Eğer bu işe gönlünü vermezsen yapamazsın. Hani derler ya, gönül işi... Bu, sadece insanlar için geçerli değil; taş ile taşa şekil veren arasında da bu geçerli.” dedi.
Eşikten mezara
Taş deyip geçmeyin, kapı eşiğinden mezara kadar hayatımızın her alanında karşımıza çıkan taşın yaygın olarak kullanıldığı yerleri ise Ali Usta, şöyle sıraladı: “Camilerde, kiliselerde, kubbelerde, hamamlarda, evlerimizde; yani kısaca beşiğimizden mezarımıza kadar her alanda kullanılıyor.”
Teknolojinin gelişmesi
Teknolojinin bir çok alanda insan emeğinin yerini aldığı günümüzde Ali Usta da, “En basit örnek CNC. Ben taşı elime aldığımda üç günde yapıyorsam CNC üç dakikada yapıyor. Ama resmî kurumlar, Vakıflar ve Anıtlar Müdürlüğü CNC’ye yaptırmazlar.” diyerek teknolojiden dert yanıyor.
Taşın sanata dönüşmesini, “Ocaktan çıkan taşın her bir tarafı düz ve köşeli değildir. Her tarafı bozuktur. Taşı işlenmiş hâle iki malzeme getirir: Madırga ve keski. Bu işte bütün köprüleri bu iki alet yapar.” sözleriyle anlatan Ali Usta, “Alet işler el övünür” sözünü de ters yüz ederek, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etti.
“Bir cami işi yapıyorsundur, bir sene sürer; bir minare yapıyorsundur, 40 gün sürer; bir köprü yapıyorsundur, yedi ay sürer; bir çeşme ise üç gün sürer.” diyen Ali Usta, satır arasında bu işin sabır işi olduğunu mesajını da verdi.
“Bu işe gençler nasıl bakıyor?” sorusu ise Ali Usta: “Bizim gençlerimiz, ‘Beyaz yakalı olalım, oturalım, maaşımızı alalım.’ diyor ve bu işi yapmak istemiyorlar. İşimiz ağır, öğrenme süreci uzun. Bu sebepten dolayı talep azalıyor. Buradaki kursiyerlerimiz İtalya’ya gitmek istiyor, bir anda koşmak istiyorlar. Önce bu işi öğrenmeleri lazım. Öğrenmeden bu işte bir yere gidemezsin.” İfadeleriyle yanıtladı.
