Kayserililer hastalıktan bakın nereye kaçtı?

Kayseri'de tarımsal faaliyetlerin ve sosyal yaşamın bir parçası olan bağ kültürü günümüzden yüzyıllar öncesine dayanıyor. İç Anadolu halkının özellikle de Kayserililerin yoğun ilgisini çeken bağ evleri ve arazilerinin temeli bir keyif unsuruna değil zorunluluğa dayanıyordu.

TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Kayseri, coğrafi özellikleri sebebiyle sınırları dağlarla çevrili ve merkeze doğru çukurlaşan bir yapıya sahip. Bunun yanı sıra Kızılırmak gibi büyük akarsular ve dağ eteklerinden kaynaklı diğer küçük ve sezonluk su kaynaklarının toplandığı alanlar merkez bölgelerde birleşiyor. 

Bu sebeple merkezinde özellikle Düvenönü- Erkilet arasındaki bölgede bolca bataklık ve akarsu havzası bulunan Kayseri’de yaz mevsiminde sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Yaz mevsimine doğru durgunlaşan suların kirlenip koku yapması ve salgın hastalıklar taşıyan sineklerin artması sebebiyle bölge halkı sorunlar yaşıyordu. 

Sıcaklığın yükselmesi, hastalıklar ve hijyen sorunlarından muzdarip olan halk, çözümü bu sezonda nisbeten daha serin ve yüksek bölgelerde vakit geçirmekte buldu. Bunun yanında kireçli toprak sayesinde üzüm yetiştiriciliğine çok kolay uyum sağlayan halk için tarımsal faaliyet imkanları da oluşmuş oldu. 

İlk örnekleri milattan sonraki ilk yüzyıllara dayanan bağcılığın ilk resmi örneklerinin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine denk geldiği belgeleniyor. Merkez ve taşra ayrımı ile belirginleşen bağcılık kültürü 18. ve 19. yy dolaylarında günümüz bağcılığına en yakın halini alıyor. ‘Bağa çıkma’ kavramı oturuyor. Üzüm yetiştirme ve evlerin de yerleşik evlere de geçilmesi ile bağ kültürü 21. yüzyıla uzanıyor.