Kayserili Profesör Boztosun sanayideki tehlikeyi işaret etti: Kendimizi kandırıyoruz

Finans Profesörü Derviş Boztosun, Türkiye'de imalat sanayisinin her geçen gün güç kaybettiğini belirterek, inşaat, turizm ve tüketimle sağlanan büyümenin geçici bir yanılsama olduğu uyarısında bulundu.

Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, Türkiye ekonomisinin mevcut büyüme modeli ve sanayi sektörünün durumu hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de imalat sanayisinin kademeli olarak güç kaybettiğini vurgulayan Boztosun, hizmet odaklı büyüme söylemlerini eleştirerek üretimin tabandan çöktüğüne dikkat çekti.

‘Sanayi eriyip gidiyor, kendimizi kandırıyoruz’

Türkiye ekonomisinin "erken sanayisizleşme" süreciyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Derviş Boztosun, şu ifadeleri kullandı: "Bakın, mesele şu: Türkiye’de sanayi, özellikle imalat, yavaş yavaş eriyip gidiyor. Buna 'erken sanayisizleşme' diyorlar. Kulağa akademik geliyor ama gerçek şu: Üretim tabanı çöküyor, biz de 'hizmetler büyüyor, turizm patladı, inşaat rekor kırıyor' diye kendimizi kandırıyoruz."

Sanayinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payının düşmesinin stratejik kayıplara yol açtığını belirten Boztosun, tüketim odaklı yapının risklerine değindi: "Sanayinin GSYH içindeki payı düşüyor. Bu ne demek? Verimlilik artışı, teknoloji transferi, yüksek katma değer… hepsi o sektörden geliyordu. Şimdi yerine ne koyuyoruz? Dükkân, kafe, gayrimenkul, tüketim. İhracatın kalitesi düşüyor, ithalata bağımlılık artıyor, cari açık kronikleşiyor. Sonra döviz yok diye faizle, borçla, 'reform' masallarıyla idare ediyoruz. Klasik orta gelir tuzağı senaryosu. Ama biz hâlâ 'Türkiye büyüyor' diye göğüs geriyoruz."

‘Sanayici sıkışıyor, sıkıştıkça küçülüyor’

Üreticilerin yüksek maliyetler ve makroekonomik belirsizlikler nedeniyle uzun vadeli yatırım yapamadığını vurgulayan Boztosun, küresel rekabet baskısına işaret etti: "Sanayici ne halde? Enerji fiyatı can yakıyor, finansman maliyeti uçmuş, faizler yüksek, kur oynak, enflasyon her şeyi mahvediyor. Uzun vadeli plan mı? Yok. Yatırım mı? Erteleniyor. Çin, Hindistan, Güneydoğu Asya düşük maliyetle, ölçekle eziyor. Bizim geleneksel kollar (tekstil, konfeksiyon vs.) kan kaybediyor. Otomotiv, beyaz eşya gibi bazı alanlar ayakta kalmaya çalışıyor ama genel tablo net: Sanayi sıkışıyor, sıkıştıkça küçülüyor."

'İstihdam tarafı da komik'

Hizmetler sektöründeki istihdam artışının alım gücünü korumada yetersiz kaldığını savunan Prof. Dr. Boztosun, iş gücü piyasasındaki tabloyu şu sözlerle özetledi: "İstihdam tarafı da komik. Hizmetler istihdam yaratıyor diyorlar. Evet, yaratıyor… düşük ücretli, kayıt dışı, güvencesiz. Sanayi daha nitelikli, daha yüksek ücretli iş çıkarıyordu. O pay eridikçe ortalama alım gücü de eriyor. Sonra 'halkın refahı artıyor' diye istatistikle oynamaya devam."

'Öngörülebilirlik yoksa uzun vadeli fabrika yatırımı yapılmaz'

Sanayi politikaları ve teşvik paketlerinin temel makroekonomik sorunlar çözülmeden etkili olamayacağını belirten Boztosun, yapısal reform ihtiyacına dikkat çekti: "Çözüm mü? 'Yeni nesil sanayi stratejisi' diye süslü laflar ediliyor. Sanayi 4.0, yeşil dönüşüm, katma değerli üretim, yerlileşme, mesleki eğitim… Güzel. Ama bunlar kağıt üzerinde kalıyor çünkü temel sorun çözülmüyor: Öngörülebilirlik yok, finansman pahalı, makro çerçeve delik deşik. Yüksek enflasyon ve belirsizlik varken kim uzun vadeli fabrika yatırımı yapsın? Teşvik veriyorsun, sanayici 'önce ortamı düzelt' diyor. Haklı."

'Tüketim ve borçlanma odaklı büyüme modeli bitmiştir'

Büyüme modelinin acilen değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Boztosun, uyarılarını şu çarpıcı benzetmeyle tamamladı: "Tüketim ve borçlanma odaklı büyüme modeli bitmiştir. Bunu kabul etmek lazım. Teknoloji üreten, ihracatını ve sanayicisini gerçekten destekleyen bir modele geçilmezse, bu ülke orta gelir tuzağında çürümeye devam eder. Refah falan kalmaz, sadece 'büyüme rakamları' kalır. Ve o rakamlar da bir gün yetmez. Bu kadar net. Sanayi ölürken 'hizmet ekonomisi' masalı anlatmak, ateş yanan evde 'ısıtma sistemi çalışıyor' demek gibi bir şey. Gerçek bu."