Kayserili Finans Profesörü Boztosun para kazanmanın sırrını açıkladı!

Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, piyasaların grafiklerden ziyade insan davranışları üzerinden ilerlediğini belirterek medyanın ve sokaktaki insanın aynı yatırım aracını coşkuyla konuştuğu anların, aslında 'çıkış zamanı' olabileceği uyarısında bulundu.

Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, yatırım dünyasında servet kayıplarının en büyük nedeninin sürü psikolojisi olduğunu belirterek, "Herkesin aynı anda kazandığı bir yatırım hikâyesi yoktur; eğer herkes kazanıyorsa orada patlamamış bir balon vardır" uyarısında bulundu.

Finans dünyasının karmaşık grafiklerden ibaret olmadığını, asıl meselenin insan davranışlarını okumak olduğunu belirten Profesör Boztosun, yatırımcıların en sık düştüğü hataları mercek altına aldı. Boztosun'a göre, televizyon ekranlarında coşkunun arttığı ve sokaktaki herkesin aynı yatırım aracını konuştuğu anlar, aslında tehlike çanlarının çaldığı anlardır.

Boztosun açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: "Bir gün televizyondaki spikerin sesi normalden fazla coşkuluysa biraz kulak kabartın. ‘Bitcoin rekor kırdı, gümüş uçuyor, borsa tarih yazıyor!’

Sonra arkadaşın size  bakıp şu soruyu sorarsa: ‘Abi sen de aldın mı? Ben dün gece üç bin dolarlık Ethereum aldım. Bu iş kesin zenginlik.’ İşte o an zihninizde küçük bir alarm çalmalı. Belki de çıkış zamanı gelmiştir.

Finans dünyasının en pahalı derslerinden biri aslında birkaç kelimeye sığar: Yükselirken coşkuyla almak, düşerken korkuyla satmak. Basit gibi görünür. Ama piyasada eriyen servetlerin, kaybolan birikimlerin büyük kısmı tam da bu refleks yüzünden buharlaşır. Çünkü piyasaların değişmeyen bir gerçeği vardır: Herkesin aynı anda kazandığı bir yatırım hikâyesi yoktur. Eğer ortalıkta herkes kazanıyorsa, ortada gerçek bir yatırım değil; henüz patlamamış bir balon vardır. Ve balonların kaderi bellidir.

Piyasalar para üretmez, transfer eder

Piyasalara biraz mesafeden bakınca insan basit bir gerçeği fark eder: Piyasalar para yaratmaz. Sadece el değiştirir. Sabırsız olanın cebinden alır, sabırlı olanın cebine koyar.

Büyük para hareketlerinin hikâyesi neredeyse her zaman aynı şekilde ilerler. Önce kimsenin ilgilenmediği bir dönem olur. Fiyatlar sessizce yükselir. Ne manşet vardır ne büyük tartışmalar. Sonra bir gün hikâye değişir. Finans kanalları konuyu keşfeder. Gazete başlıkları büyür. ‘Bu sefer farklı’, ‘Yeni çağ başlıyor’, ‘Kaçıran üzülür’ gibi cümleler havada uçuşur. Tam o noktada sokaktaki insanın ilgisi başlar.

Taksici konuşur. Berber konuşur. Mahalledeki WhatsApp grubunda kâr ekran görüntüleri dolaşır.

Ama işin ironisi şudur: Hikâyeye en son girenler genellikle en pahalıdan alanlardır. Çünkü büyük oyuncular çoğu zaman o sırada yavaş yavaş masadan kalkıyordur. Sonrası tahmin edilebilir.

Fiyat düşer. Panik başlar. ‘Battık’ mesajları gelir. Ve ilginçtir, o düşüşün en karanlık anlarında yine aynı tip yatırımcı ortaya çıkar: Sessiz, sabırlı ve gürültüden uzak olanlar.

Piyasalarda değişmeyen şey: İnsan

Yıllardır kendime ait küçük bir kuralım var. Herkes aynı şeyi konuşmaya başladığında dikkat kesilirim. Bitcoin’i herkes sormaya başladığında çıktım. Gümüş manşetlere taşındığında pozisyon kapattım.

Çünkü piyasalarda tekrar eden şey grafikler değil; insan davranışıdır. Fırsatı kaçırma korkusu zirvede en güçlü hâline ulaşır. Korku ise dipte en karanlık seviyesine iner.

Medya çoğu zaman başlangıcı değil, hikâyenin son bölümünü anlatır. Yeni gelenler de genellikle o son bölümde sahneye çıkar.

Reçete aslında çok basit

Piyasalarda para kazanmanın sırrı karmaşık formüllerde saklı değildir. Çoğu zaman üç basit alışkanlık yeterlidir: Kalabalığın coşkusuna kapılmamak

Kalabalığın korkusuna teslim olmamak, kendi planına sadık kalmak, gerisi çoğunlukla gürültüdür. Şunu unutmamak gerekir: Herkes kazanıyorsa, gerçek kazananlar genellikle çoktan çıkmıştır. Ve yatırım dünyasının en pahalı cümlesi çoğu zaman şudur: ‘Bu sefer farklı.’ Oysa çoğu zaman olan şey çok daha basittir.

Bu sefer de aynıdır. Sabır piyasada ucuz bir özellik değildir. Ama servetin büyük kısmı genellikle o sabrı gösterebilenlerin eline geçer. Şimdi kendinize dürüst bir soru sorun: Siz hangi taraftasınız?

Coşkunun peşinden koşanlardan mı… yoksa sabırla bekleyenlerden mi?"