Kayseri fabrikası: 71 yıldır aynı ürünü üretiyor
Kayseri'de bir fabrikanın üretim bantlarından çıkan düdüklü tencereler, yalnızca yemekleri kısa sürede pişirmiyor aynı zamanda 1955 yılından bugüne uzanan köklü bir sanayi hikâyesini de taşıyor. Firmanın geçmişinde ise Türk siyasi tarihinin önemli isimlerinden eski Başbakan Adnan Menderes'in ziyareti bulunuyor.
Kayseri’de 1955 yılından bu yana alüminyum düdüklü tencere üreten firma, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in ziyaretine uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 30 yıldır firmada görev yapan Ahmet Gülbudak, düdüklü tencere kullanımında yapılan hataların ciddi tehlikelere yol açabileceğini belirterek özellikle orijinal yedek parça uyarısında bulundu.
Yıllardır alüminyum düdüklü tencere ürettiklerini belirten Gülbudak, ürünün teknik açıdan bir “basınçlı kap” olduğunu dile getirdi.
Adnan Menderes fabrikayı gezip ürünleri incelemiş
Firmanın kuruluş yıllarına ait fotoğrafların bulunduğunu ifade eden yetkili, Adnan Menderes’in Kayseri Şeker Fabrikası’nın açılışı için kente geldiği dönemde işletmelerini de ziyaret ettiğini anlattı.
Menderes’in, kentte başka bir sanayi kuruluşunun bulunup bulunmadığını sorması üzerine fabrikaya yönlendirildiğini aktaran Gülbudak, “Dönemin Başbakanı Adnan Menderes fabrikamıza getirilmiş. Üretim alanını gezerek ürünlerimizi incelemiş. O dönemde bizler olmadığımız için yaşananları büyüklerimizden dinledik. Ziyarete ilişkin fotoğraflarımız da bulunuyor” dedi.
‘Yerli üretim, ithal tencerenin önüne geçti’
Firmanın üretime başladığı yıllarda Türkiye pazarında İsrail menşeli bir tencerenin satıldığını belirten Gülbudak, yerli üretimin başlamasının ardından bu ürünün ithalatının durdurulduğunu öne sürdü. Böylece Kayseri’de üretilen düdüklü tencereler, dönemin yerli sanayi hamlesinin örneklerinden biri oldu. Aradan geçen 71 yılda üretim teknolojileri değişse de firmanın alüminyum düdüklü tencere üretimi devam etti. Ancak uzun yıllara dayanan tecrübeye göre kullanıcıların yaptığı bazı hatalar, güvenli kullanım açısından ciddi riskler oluşturabiliyor.
Düdüklü tencereden neden korkuluyor?
Vatandaşların düdüklü tencereye mesafeli yaklaşmasının en önemli nedeninin patlama korkusu olduğunu ifade eden Gülbudak, ürettikleri tencerelerin normal şartlarda 1 bar basınçla çalıştığını söyledi. Tencerede basınç yükseldiğinde emniyet valfinin devreye girdiğini anlatarak, “Emniyet valfi 3 bar basınçta açılıyor. Tencerenin patlama seviyesi ise 6 bar. Emniyet valfi değiştirilmediği ve orijinal parçalar kullanıldığı müddetçe tencerenin patlaması çok zor bir ihtimal” ifadelerini kullandı.
‘Tencere ağzına kadar doldurulmamalı, ocağın altı kısılmalı’
Güvenli kullanım için tencerenin doğru miktarda doldurulması gerektiğini vurgulayan Gülbudak, normal yemeklerde tencerenin üçte ikisinin doldurulabileceğini, üçte birlik bölümün ise buhar basıncının oluşması için boş bırakılması gerektiğini söyledi. Mercimek ve nohut gibi köpüren yemeklerde daha dikkatli olunması gerektiğini belirterek, bu tür yiyecekler hazırlanırken tencerenin en fazla yarısına kadar doldurulmasını tavsiye etti. Kullanıcıların en sık yaptığı hatalardan birinin de yüksek ateşte pişirme olduğunu söyleyen Gülbudak, “Gerekli basınç oluştuktan sonra ocağın altını kısmamak. Basınç yükseldiğinde emniyet valfi açılabilir. Basınç oluştuktan sonra ocağın altı kısılmalı. Böylece tencerenin içindeki basınç kontrol altında tutulur” dedi.
Yan sanayi parçalar büyük risk oluşturuyor
Düdüklü tencerelerde kullanılan conta ve emniyet valfi gibi parçaların mutlaka orijinal olması gerektiğini belirten Gülbudak, “Standartlara uygun olmayan parçaların güvenlik sisteminin çalışmasını engelleyebilir. Yan sanayi bir emniyet valfinin gerektiği anda açılmayabilir. Bu durumda basıncın doğrudan tencereye yüklenerek patlama tehlikesi oluşturabilir. Orijinal contaların kullanım durumuna göre 3 ila 5 yıl dayanır, düşük kaliteli parçalar ise birkaç kullanımdan sonra özelliğini kaybedecektir’’ ifadelerini kullandı.
‘Açmadan önce basıncın tamamen bitmesi beklenmeli’
Pişirme işleminin ardından düdüklü tencerenin kapağını açma sürecindenden bahseden Ahmet Gülbudak, “Suyun altına tutulmasında sakınca yok. Kapağın açılabilmesi için içerideki buhar basıncının tamamen sona ermesi gerekir. En güvenli yöntem tencereyi suyun altına tutarak soğutmak ve buhar basıncının bitmesini beklemek. İçeride hava ve basınç kalmadığından kesinlikle emin olunmadan kapak açılmamalı. Kullanıcılar kapağı doğru şekilde kapatmalı ve yedek parçaların orijinal olmasına dikkat etmeli” diyerek sözlerini sonlandırdı.


