- Haberler
- Özel Dosya
- Kayseri'deki Camii Kebir'de yapılan kazıda ortaya çıktı! Yapının temelinde para bulundu
Kayseri'deki Camii Kebir'de yapılan kazıda ortaya çıktı! Yapının temelinde para bulundu
Cumhuriyet Meydanı'nda yürütülen kazıda bir ilk gerçekleşti. Ekipler, yaptıkları kazının temeline yakın yerde para buldu. Peki, bulunan paralar ne yapılacak?
Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Suriçi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında, Cami-i Kebir’in kıble tarafında heyecan verici bir tarihi keşfe imza atılıyor. Alanı gün yüzüne çıkaran ekipler, yaptıkları kazının temeline yakın yerde tarihi paralar buldu. Peki, bu bulunan paralar ne yapılacak? Görüntüleri daha önce kamuoyuna yansıyan ancak teknik ve tarihi detayları ilk kez bu kadar kapsamlı açıklanan 900 yıllık dev keşifte merak edilen tüm sorular yanıt buldu.
Türk tarihine yeni bir soluk
Kazı çalışmaları 2026 yılının Mart ayında belediye meclisi kararıyla alandaki binaların yıkılmasının ardından başlatıldı. Yapılan kazılarda, adeta Türk tarihine yeni bir soluk getirecekken Anadolu’nun ilk medreselerinden biri olduğu değerlendirilen 900 yıllık Selçuklu yapısının izlerine rastlandı.
Toprağın altındaki asırlık sırlar
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü, arkeolog ve tarihçi Fehmi Gündüz ile kazı alanında yaptığımız özel röportajda, toprağın altındaki asırlık sırları, kazının güncel durumunu ve alanın geleceğini konuştuk.
‘Burası, Anadolu'nun altın çağı’
Kazı alanının tarihi geçmişine değinen arkeolog Fehmi Gündüz, yapının Danişmentli hükümdarı Melik Mehmet Gazi dönemine dayandığını belirtti. Danişment Gazi’nin torununun çocuğu olan ve Kayseri’yi başkent ilan eden Melik Mehmet Gazi’nin, Cami-i Kebir’in yanı sıra bir hamam ve medrese yaptırdığının tarihi kayıtlarda yer aldığını vurgulayan Gündüz, "Anadolu’daki ilk medrese olarak 1150’li yıllarda Tokat’ta yaptırılan Yağıbasan Medresi bilinir. Ancak burada, Cami-i Kebir ile aynı zemin seviyesinde yer alan ve Melik Mehmet Gazi tarafından yaptırıldığı değerlendirilen bu yapı, Yağıbasan'dan önceki döneme tarihleniyor. Kazılar tamamlandığında buranın Anadolu'daki en eski Selçuklu medresesi olduğu netleşecek. Burası, Anadolu'daki bilim ve kültür alanındaki altın çağın başlangıç noktasıdır" ifadelerini kullandı.
900 yıllık yapı günümüze nasıl ulaştı?
Yapının yüzyıllar boyunca toprak altında nasıl korunduğuna ve üzerinin kapanma sürecine açıklık getiren Gündüz, zaman içinde yaşanan doğal afetlere ve mimari katmanlara dikkat çekti. Arkeolog Gündüz, “Yapı 1205, 1700 ve 1830’lu yıllarda büyük depremler gördü. 1205 depremindeki ağır hasarın ardından Gıyasettin Keyhüsrev döneminde ve sonraki yüzyıllarda (13, 18 ve 19. yüzyıllar) çeşitli tadilatlar geçirdi” dedi. Cumhuriyet Dönemi yapılarının koruyucu etkisine dikkat çeken Gündüz, “Cumhuriyet dönemi binalarının bodrum kat duvarlarının (60-70 cm), 130 cm kalınlığındaki Selçuklu duvarlarının hemen yanında yer alarak adeta bir yalıtım sağladığı ve yapıyı günümüze kadar koruduğu tespit edildi” açıklamasında bulundu.
Kazıda son durum
Yapığımız röportajda Arkeolog Fehmi Gündüz, Müze Müdürlüğü denetiminde ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde süren kazı çalışmalarının teknik detaylarını da paylaştı. Yaklaşık 900 metrekarelik bir alana sahip olduğu tahmin edilen yapının 1/4’lük kısmındaki kazı çalışmaları tamamlandığını dile getiren Gündüz çalışmaların batı yönüne doğru ilerlediğini belirtti. Yine yürütülen kazı çalışmalarındaki ilerleme oranı hakkında konuşan Gündüz, “Güneydoğu köşesinden itibaren 2.80 - 2.90 metre derinliğe inilerek binanın alt temel duvarlarına ulaşıldı” ifadesini kullandı.
‘1900'lü yılların başına ait paralar ortaya çıktı’
Devam eden kazı çalışmaları esnasında çıkarılan eserler hakkında da bilgi veren Gündüz, en üst katmanda Cumhuriyet dönemine ait paraları çıktığını ifade ederken, “Biraz daha aşağı kısımlara indiğimizde işin boyutu değişiyor. Mesela bir günümüzden zemin seviyesinden 50 cm'de bunlar çıkarken, 80-90 cm'den de 1900'lü yılların başına ait paralar ortaya çıktı. Tabii genel olarak baktığınızda ise seramik eserler, metal eserler Bunun yanında cam eserler, pişmiş toprak eserler gibi eserler çıkıyor” açıklamasında bulundu.
Çıkan tarihi eserler ne yapılıyor?
Kazı alanından çıkan tarihi eserlerin çalışmalarda görevli arkeologlar tarafından kutulara konulup muhafaza edildiğini vurgulayan Gündüz, “Paketleri ardından müze müdürlüğümüze teslim ediyoruz” dedi. Ayrıca özellikle halk arasında yaygın olarak medresenin Cami-i Kebir’de yer alan tuvalet kısmında bulunduğu söylemlerine de açıklık getiren Gündüz, “Bulunduğu yer ile bağlantılı değil yani bunun olması mümkün değil” şeklinde konuştu.
Kazı çalışmaları ne zaman bitecek?
Kazı çalışmalarının iki sezon halinde planlandığını belirten Fehmi Gündüz, alanın geleceği ve ziyaret tarihlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Gündüz, "Saha çalışmalarının tamamlanması için bir sezona daha ihtiyacımız var. Kazı bittikten sonra akademisyenler, arkeologlar, sanat tarihçileri ve mühendislerden oluşacak uzman heyet yapının durumunu analiz edecek. Taşların mukavemetine göre alan ya aslına uygun restore edilecek ya da üstü cam fanusla kapatılarak bir açık hava gezi alanı haline getirilecek. Çıkarılan eserler ise Müze Müdürlüğü değerlendirmesinin ardından sergilenmek üzere vitrinlerdeki yerini alacak" ifadesini kullandı.







