Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda sesler yükseldi! Bakın ne için toplandılar?
Şanlıurfa'daki Ahmet Koyuncu Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi'nde dün yapılan silahlı saldıranın ardından Kayseri tek yürek oldu. Detaylar haberimizde.
Şanlıurfa'da 14 Nisan'da eski bir öğrencinin okula silahla girerek 16 kişiyi yaraladığı dehşet verici saldırı, Kayseri'deki eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Bürüngüz Cami önünde Eğitim Bir-Sen Kayseri 1 No'lu Şube öncülüğünde bir araya gelen öğretmenler de saldırıyı kınadı. Eğitim-Bir-Sen Kayseri 1 No'lu Şube Başkanı Mehmet Emin Aslantürk, buradaki açıklamasında, saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını belirtti.
'Can güvenliği, hiçbir şekilde ihmal edilemeyecek temel bir sorumluluktur'
Başkan Aslantürk açıklamalarında şu ifadeleri kullandı;
“Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır.
Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak, daha iyi bir eğitim için daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken, bugün bu yaramızı konu etmek mecburiyetinde kalışımızın ana sebebi, şiddetin ağırlaşan toplumsal maliyeti karşısında, ilgililerin çözüm üretmede yetersiz kalmaları veya isteksiz davranmalarıdır.
Eğitimciye yönelen şiddetin sıradanlaştığı, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili durumuna geldiği, silahın çocuklar tarafından kolayca elde edilerek pervasızca suç işlendiği bir zaman dilimindeyiz.
Aklı esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın; öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretime galebe çaldığı bir zemine doğru hızla yol alıyoruz.
Eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının kökten sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz.
Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir.
Eğitim, şiddeti ortadan kaldırılacak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hâle getirmektedir.
Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekliliğini hatırlatıyoruz.
Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği, hiçbir şekilde ihmal edilemeyecek temel bir sorumluluktur.
Yaşadığımız bu olay, eğitimciye ve öğretmene karşı şiddetin son örneği olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır.”
