İl başkanına saldırı sonrası Genel Başkan Kayseri'ye geldi!
Milli Yol Partisi Kayseri İl Başkanı Gülbeyi Sedefoğlu'nun uğradığı saldırının ardından Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır Kayseri'ye geldi. Saldırıyı kınayan Çayır, 'Ölümden korkacak hâlimiz yok. Ama biz şiddeti lanetliyoruz. Biz kavgayı bu ülkenin dışına itilmesi inancıyla siyaset yapıyoruz. Eli değil, dili, aklı ve dimağı kullanmak zorundayız' dedi.
Milli Yol Partisi Kayseri il Başkanı Gülbeyi Sedefolğu’na yapılan saldırının ardından Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır Kayseri’ye gelerek, saldırıyı kınadı. İl binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Milli Yol Partisi Kayseri İl Başkanı Sedefoğlu, saldırının adresi olarak Büyük Birlik Partisi’ni göstererek, “Kendi içimizden kaynaklı arkadaşlardan olması bizi çok üzdü. Belli bir yaşa gelmiş insanlarız. Bu ülkede çok konularda bilgimiz olan, becerimiz olan yaşa sahibiz. Ben siyasete Büyük Birlik Partisi'nde başladım. Musun Yazıcıoğlu'nun terbiyesi, tedrisatı Sayın Genel Başkanımız ve yol arkadaşlarının yol arkadaşıyla öğrendik biz bu siyaseti. Ömür boyu hata yapmamaya çalıştık. Hata yapmaya o görmüş olduğumuz terbiye bize engel oldu. Dünden beri duygu doluyum. Sağcısı solcusu her partiden arayanlar oldu. “ dedi. Sedefoğlu Büyük Birlik Partisi’nden de etkili isimlerin kendisini aradığını söyledi.
Feriştah bile olsa…
Milli Yol Partisi olarak siyaseti değiştirmek üzere yola çıktıklarını ve temiz siyaset için mücadele ettiklerini belirten Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, hiçbir şey olamayanların siyaseten bir yerlere geldiğini belirterek, “Geliyor siyasette, bir şey oluyor. Birini de gölgesine sığınıyor, oradan da bir yol buluyor, gelecek buluyor. İşte bu hastalıklı siyasetin biz şu an sancılarını yaşıyoruz. Burada il başkanımıza bir fiili saldırı olmuştur. Bu saldırıyı kabul etmemiz mümkün değil. Feriştah bile olsa… Açık ve net söylüyorum. Yola çıkarken Biz 93'te MHP'den ayrılırken birileri çıktı bizi tehdit etti o zaman. Sonrasında tehdit edenler oldu. Kendilerine göre bizi korkutmaya çalışırlardı. Bir kaç sefer ölümü yaşamış bir insanız. Hücrede idamı beklemiş insanım. Arkadaşlarımın çoğu. ölümü zaten yaşamışız. Yani ölümü prova etmişiz. Ölümün ötesine de geçmişiz. Ölümden korkacak hâlimiz yok. Ama biz şiddeti lanetliyoruz. Biz kavgayı bu ülkenin dışına itilmesi inancıyla siyaset yapıyoruz. Eli değil, dili, aklı ve dimağı kullanmak zorundayız. Hâlâ eli kullanmaya çalışan insanları buradan uyarıyorum. Aklınızı başınıza alın. El kullanmak bizim geçmişte zaman zaman İçinde bulunduğumuz bir metottu ve yanlıştı. Kavgayı da biliriz. Ama bunlara gerek yok. Biz Türkiye'nin istikbali, insanın istikbali anlamında bir iddia ortaya koyuyoruz. Geleceği kucaklayacağız. Kavgayla ne işimiz olabilir? Ama şunu bazıları bilsin. Hiçbir zaman bu davanın erleri kendinin yerine başkalarını kavgaya göndermez.”
Siyaseten kendine yol bulmaya çalışanların aracısı olmayın
Birilerinin Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismini zenginleşmeye çalıştığını ve kendisinin bu kişileri hedef aldığını belirten Çayır, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Dedik ki siyasetin zübükleri var. Her zaman söylüyorum. Siyaseten kendine zenginlik yolu açanlar var. Bunu ve bu yolu açıp da mukaddes bir takım ifadeler kullanan ve rahmetli genel başkanın ismi kullananları uyarıyorum dedim. Bir daha uyarıyorum. Utanmaz dedim. Neden diyorum? Ya her şeyi bırakırsan tutup Muhsin başkanın ismini kullanarak, Muhsin başkanın yolunu kullanarak veya partisini kullanarak veya davasını kullanarak veya yanını kullanarak hiç kimse kendisine parsa toplayamaz ve bu buradan zenginleşme yolunu seçemez. Seçmemeli. Ama seçtiler. Ben direkt söylüyorum. Ben bunu muhataplarıma söylüyorum. Şu an MHP'de bulunan, Büyük Birlik'te bulunan, İyi Parti'de bulunan dava kardeşlerime, can kardeşlerime, dün beraber yürüdüğüm arkadaşlarıma hiç sözüm yok. Onlar samimidir. Bizim can kardeşimizdir. Bizim dava arkadaşımızdır. Yol arkadaşımızdır. Bunlara söz yok. Sakın yukarıdaki birkaç tane kendini siyaseten var etmeye çalışanların aracısı olmayın. Muhsin Başkan'ın ifadesiyle söylüyorum. Biz gittiğimizde siz aşağıda birbirinizle şu veya bu şekilde kem söz söylememelisiniz. Söylememelisiniz. Yarın yüz yüze bakacak şekilde hareket edilmelidir. Ben ne dediysem muhatabım çıksın konuşsun. Konuşamıyor. Söz söyleyemiyor. Onu bunu fitliyorlar. O çocukları kullanıyorlar. Bazılarını bilmem zoraki konuşturuyorlar, zoraki yazdırıyorlar. Bunlar yol değil. Bunlar yol değil. Biz memleketin meseleleri var. Millet aç ya. Millet geçinemiyor. Bunları konuşmalıyız. Millet keyfilik, adalet ol Olmuş. Keyiflik, adalet olmuş. Herkes korkmuyor mu şimdi?”
Yapanın yanına kar kalırsa burası yaşanmaz olur!
Türkiye’nin önemli meselelerinin konuşulmadığını belirten Çayır, yukarıdaki beş on kişinin gençleri fitlediğini belirterek, “Malımız alınır, gözaltına alınırız, fazla konuşmayalım, az konuşalım diye toplumda bir korku var mı yok mu? Var. O halde biz bunları konuşmalıyız. CHP'yi konuşmamalıyız. CHP'den bize ne? Yat CHP, kalk CHP. Niye? Uyutuyorlar hepimizi. Gündemi değiştiriyorlar, olup biteni farklılaştırıyorlar. Bu sebeple il başkanı yapılan bu fiili saldırıyı asla kabul etmiyoruz. Faillerin bulunmasını tabii ki ben görüştüm, istedim. Muhtemelen bulunmuşlar ve şu an onunla ilgili tespit söz konusu. Yapılması lazım. Çünkü yapanın yanına kar kalırsa burası yaşanmaz olur. Herkes kafasına göre hareket eder. Polisin de, emniyetin de, hakimin de Savcının da temel görevi bu toplumdaki herkesin güvenliğini sağlamaktır. Yanlış yapanın yanlış karşılığını bulması, kötülük yapanın karşılığını bulması, iyi yapanın da iyilik bulması lazım. Bu anlamda Sayın Başkanıma burada geçmiş olsun diyorum. Teşkilatımıza geçmiş olsun diyorum. Bunu hangisi akıl ettiyse, kim fitlediyse yukarıdaki beş 10 kişiyi söz konusu ettiğimizi bütün Türk kamuoyunun, dünya kamuoyunun bilmesi lazım. Ben aşağıdaki kardeşlerime, dün beraber yürüdüğüm o alperenlere o can kardeşlerime söz söyleyebilir miyim? Ben bana söz söylüyorlar şimdi biraz bana çamur atan var, iftira atan var, kafasına göre yazan var. Bunları benim eski arkadaşlarım öfkeyle veya emirle söyleyebilen var. İçinden gelip söyleyenler var. Onlar yine benim kardeşlerim. Biz tutup da onlarla uğraşacak değiliz. Biz Türkiye'nin iktidarına talibiz.”
