Geçmişten günümüze Kayseri'de birlikte yaşamanın sırrı
AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, şehrin tarihî dokusunu ve kültürel çeşitliliğini hatırlatarak, Kapadokya'dan Osmanlı'ya uzanan birlikte yaşama kültürünü gözler önüne serdi.
Kayseri, sadece ekonomik, tarihi ve kültürel açıdan değil, yüzyıllar boyunca farklı toplumların bir arada barış içinde yaşadığı şehir olarak da öne çıkıyor. AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, şehrin tarihî dokusunu ve kültürel çeşitliliğini bir kez daha hatırlattı.
Antik Kapadokya’dan Selçuklulara
Cıngı’nın paylaştığı bilgiler ışığında; Kayseri’nin geçmişi binlerce yıl boyunca farklı uygarlıkların bir araya gelmesiyle şekillendi. Antik Kapadokya halkı Helen etkisiyle yeni bir şehir kültürü oluşturdu. Roma ve Bizans dönemlerinde Ortodoks Hıristiyanlık ortak bir kimliğe dönüştü ve bölgedeki halklar giderek “Rûm” adıyla anıldı. Selçukluların Anadolu’ya gelişiyle bu terim etnik bir anlamdan çok coğrafi ve siyasi bir karşılığa büründü; Selçuklu kaynaklarında Anadolu uzun süre ‘Diyâr-ı Rûm’ ve ‘Memâlik-i Rûm’ olarak kaydedildi.
Ritüellerini kendi dillerinde değil Türkçe olarak sürdürdü
Kayseri’nin kültürel mozaiğinde Karamanlı Ortodokslar ve Ermeni toplulukları da önemli bir rol oynadı. Türkçe konuşan Karamanlı Ortodokslar, dini ritüellerini kendi dillerinde değil Türkçe olarak sürdürerek şehrin kültürel çeşitliliğine özgün bir renk kattı. Ermeni toplulukları ise Selçuklu idaresi altında din özgürlüğüne kavuşarak Kayseri’yi kendi dünyaları açısından merkezi bir şehir hâline getirdi.
Talas’tan Endürlük’e uzanan barış
Talas, Germir, Zincidere ve Endürlük gibi yerleşimlerde Müslüman, Ermeni ve Rum toplulukları yüzyıllarca yan yana, barış içinde yaşamış; çarşılarda alışveriş yapmış, aynı mahallelerde komşuluk ilişkilerini sürdürmüşlerdi. Osmanlı’nın millet sistemi, bu barışın ve uyumun sürmesinde temel yapı olarak görev aldı. Seyyahlar, Kayseri’deki hoşgörü ve birlikte yaşam kültürünü özellikle not etmişti.
Milletvekili Cıngı, Kayseri’nin tarih boyunca farklı kültürleri çatışma yerine ortak yaşam etrafında buluşturarak Anadolu’nun en önemli medeniyet merkezlerinden biri hâline geldiğini ve bugün de bu mirasın birlikte yaşama kültürü olarak değerini koruduğunu vurguladı.