Develi Kalesi'ni kuşatan naraların sırrını biliyor musunuz?
Develi Kalesi'nde göğe yükselen naralar ne anlama geliyor? Detaylar haber bülteninde...
Kayseri’nin Develi ilçesi, Anadolu’daki Türk beylikleri döneminde önemli askeri ve stratejik merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Araştırmacı yazar Nezir Ötegen’in derlediği bilgilere göre, 14. yüzyılda Anadolu’da hüküm süren Eretna Beyliği döneminde Develi Kalesi’nin kuşatılması ve bu süreçte uygulanan savaş gelenekleri tarih kaynaklarında dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor.
Develi, Eretna Beyliği sınırlarına katıldı
Uygur kökenli olduğu bilinen Alaeddin Eretna, 1335 yılında bağımsızlığını ilan ederek Anadolu’da Eretna Beyliği’ni kurdu. 1352 yılından ölümüne kadar devleti yöneten Eretna’nın hâkimiyet alanı zamanla genişledi. Merkezi Sivas ve Kayseri olan beylik; Tokat, Amasya, Erzincan, Niğde, Aksaray, Develi ve Ankara çevresine kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm sürdü. Bu süreçte Develi de beylik sınırları içerisinde stratejik bir yerleşim merkezi olarak öne çıktı.
Türk Beyliklerinde savaş gelenekleri
Tarih araştırmalarına göre Anadolu’daki Türk beyliklerinde savaş öncesinde ve savaş sırasında uygulanan bazı gelenekler bulunuyordu. Bu gelenekler arasında ava çıkma, savaş divanı toplama, askerlere hitaben nutuk irad etme, savaş öncesi dua etme, aman verme veya dileme, mübareze (düello), nara atma ve savaş çalgılarının çalınması gibi uygulamalar yer alıyordu.
Nara atarak savaşıyorlardı
Tarihi kayıtlara göre Eratnalı Ali Bey’in Develi Kalesi’ni kuşattığı dönemde, vezir Kadı Burhaneddin’e bağlı askerlerin savaş sırasında yüksek sesle nara attıkları belirtiliyor. Araştırmalarda, nara atmanın Türk savaş geleneğinde hem askerleri motive etmek hem de düşmana karşı psikolojik üstünlük sağlamak amacıyla kullanılan bir yöntem olduğu ifade ediliyor. Ayrıca kalenin teslim olmasının ardından askerlerin ve çevrede bulunanların Kadı Burhaneddin’i övmek için “seslerini göğe yükselttikleri” de kaynaklarda yer alıyor.
Ava çıkma geleneği
Türk hükümdarlarının ava çıkması da eski bir gelenek olarak biliniyor. Anadolu’daki Türk beylerinin de beyliklerinin ilk dönemlerinden itibaren bu geleneği sürdürdüğü aktarılıyor. Kaynaklara göre Karaman Bey’in Selçuklu sultanının avına katıldığı, Karamanoğlu Süleyman Bey’in ise Erciyes Dağı çevresinde av düzenlediği ifade ediliyor. Seyyah İbn Battuta’nın da Karamanoğlu Bedreddin İbrahim Bey ile av dönüşünde karşılaştığı tarih kaynaklarında yer alıyor.
Eretna Sancağında Davut Yıldızı
Araştırmalarda ayrıca, Altı köşeli yıldız olarak bilinen Davut Yıldızı, İslam ve Türk-İslam kültüründe tarih boyunca hem sembolik hem de mimari bir motif olarak kullanılmıştır. İslam geleneğinde “Mühr-ü Süleyman” olarak adlandırılan bu sembolün, Hz. Süleyman’a atfedilen mucizevi yüzüğün işareti olduğuna inanılır.
Tarih kaynaklarına göre Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde söz konusu motif, özellikle camiler, türbeler ve sarayların mimari süslemelerinde yaygın biçimde kullanıldı. Ayrıca bazı Türk beyliklerinin sancaklarında da yer aldığı bilinen sembolün, Candaroğulları ve Karamanoğulları gibi beyliklerde görüldüğü, Osmanlı döneminde ise Barbaros Hayrettin Paşa’nın sancağında bulunduğu ifade ediliyor.
Mimari örnekler arasında İstanbul’daki Sultanahmet Camii ve Edirne’deki Selimiye Camii gibi önemli yapılarda bu motifin süsleme unsuru olarak yer aldığı da belirtiliyor.
Öte yandan Davut Yıldızı, Yahudilikte “Davut’un Kalkanı” olarak bilinen ve Yahudi kimliğini temsil eden önemli bir sembol olarak kabul ediliyor. Bununla birlikte tarih boyunca farklı kültürlerde de çeşitli anlamlar yüklenen bu motifin; koruyucu bir işaret, bilgelik ve yaşamı temsil eden bir sembol olarak yorumlandığı aktarılıyor.

