Vekil Cıngı, Kayseri'nin unutulmayan türküsünü anlattı

Murat Cahid Cıngı, Kayseri'nin simge türkülerinden Gesi Bağları'nın gurbet, ayrılık ve anne hasretiyle dolu hikâyesini anlattı.

Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde bulunan ve türkülere konu olarak akıllara kazınan Gesi Bağları gerek sözleriyle gerekse melodisiyle insanları etkilemeye devam ediyor. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise türküye konu olan Gesi Bağları’nı ve arkasında yatan konuyu gün yüzüne çıkardı.

Cıngı, Kayseri'nin unutulmayan türküsünü anlattı

‘Büyük bölümünün unutulduğu söylenir’

Cıngı yaptığı paylaşımda türkünün daha ilk mısrasında insanın yüreğine dokunduğuna değinerek, “Bu türkü, yalnızca Kayseri’nin değil, Anadolu’nun ortak hafızasına kazınmış en kıymetli halk ezgilerinden biridir” ifadelerine yer verdi. Türkünün aslında 125 kıtadan oluştuğuna rivayet edildiğini söyleyen AK Parti Milletvekili Murat Cahid Cıngı, “Halk arasında anlatılan rivayetlere göre Gesi Bağları Türküsü’nün aslında 125 kıtadan oluştuğu, ancak zaman içinde bunların büyük bölümünün unutulduğu söylenir. Günümüze ulaşan kıtalar ise asırlardır aynı hüznü, aynı özlemi ve aynı samimiyeti taşımaya devam etmektedir” dedi.

Cıngı, Kayseri'nin unutulmayan türküsünü anlattı

‘Herkesin bildiği Gesi Bağları Türküsü doğar’

Türkünün arkasındaki hikâyeye de değinen Vekil Cıngı, “Anlatılan en yaygın rivayete göre, türkünün ardında genç bir gelinin anne hasreti vardır. Kayseri’de anne ve babasının yanında büyüyen genç kız, Gesi’ye gelin gider. Bugün birkaç dakikada gidilebilen yollar, o yıllarda günler süren zorlu yolculuklardır. Haberleşme ise neredeyse yok denecek kadar sınırlıdır. Bu yüzden genç gelin, baba ocağından ayrıldıktan sonra ne anne ve babasını görebilir ne de onlardan sağlıklı bir haber alabilir. Rivayete göre eşi ilgisiz, kayınvalidesi ise sert mizaçlıdır. Yeni yuvasında kendini yalnız hisseden genç kadın, her geçen gün biraz daha içine kapanır. Gesi’nin bağları onun gözyaşlarına, dualarına ve sessiz bekleyişine tanıklık eder. Aradan yıllar geçer, çocukları dünyaya gelir. Evlat sevgisi yüreğini ısıtsa da annesine duyduğu özlemi dindiremez. Çünkü insanın anne ocağına duyduğu hasret, zamanla azalan değil, çoğu zaman daha da derinleşen bir duygudur. Derken beklediği haber gelir, ancak bu, kavuşma haberi değildir. Annesinin vefat ettiğini öğrenir. Ne son kez görebilmiş, ne elini öpebilmiş ne de helallik isteyebilmiştir. Yıllarca içinde biriken acı, artık gözyaşlarına ve dile dökülen ağıtlara dönüşür. Rivayete göre Gesi’nin bağlarında dolaşırken söylediği hüzünlü sözler zamanla dilden dile aktarılır ve bugün herkesin bildiği Gesi Bağları Türküsü doğar” ifadelerine yer verdi.

‘Kayseri’nin değil herkesin ortak sesi’

Ayrıca Cıngı türkünün her kıtasında gurbet, ayrılık ve sabır olduğunu vurgularken, bu türkünün sadece Kayserileler için değil herkesin ortak sesi hâline geldiğine değindi. Cıngı, “Belki de bu yüzden bu türkü, yalnızca bir gelinin hikâyesini anlatmaz. Her kıtasında gurbet vardır, ayrılık vardır, sabır vardır, en çok da anne sevgisi ve sıla özlemi vardır. Bu hikâyenin tarihî olarak kesinliği belgelenmiş olmasa da taşıdığı duygu gerçektir. Çünkü Gesi Bağları Türküsü, yalnızca Kayseri’nin değil, bir ömür boyunca memleketini, annesini ve baba ocağını özleyen herkesin ortak sesi hâline gelmiştir” açıklamasında bulundu.