Baba yadigarı sandığın başında bir ömür: 'Biz son nesiliz'

Çocuk yaşta babasının yanında ayakkabı boyacılığına başlayan Adem Kahraman, yıllardır aynı sandığın başında ekmeğini kazanıyor. Baba mesleğini sürdüren Adem Kahraman, gençlerin geleneksel mesleklere ilgisinin azalması nedeniyle ayakkabı boyacılığının geleceğinden endişeli.

Kayseri Olay Haber kaynağını Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin!
Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Baba yadigarı sandığın başında bir ömür: 'Biz son nesiliz'
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Ayakkabı boyacılığı, değişen yaşam alışkanlıkları ve hazır tüketimin yaygınlaşmasıyla birlikte giderek daha az karşılaşılan mesleklerden biri haline geldi. Ancak bazı ustalar için bu iş hala yalnızca bir meslek değil, çocukluktan bugüne uzanan bir hayat hikayesi. Adem Kahraman, ayakkabı boyacılığını babasından öğrendi. Çocuk yaşta babasının yanında mesleğin inceliklerini öğrenen Kahraman, yıllar sonra hala sandığının başında aynı işi sürdürüyor.

Baba yadigarı sandığın başında bir ömür: 'Biz son nesiliz'

Ayakkabıda ilk dikkatini çeken bakımsızlığı

Yılların ustalığı, Kahraman'ın ayakkabıya bakışını da değiştirmiş. Bir ayakkabıya ilk baktığında gözünün doğrudan onun bakımına yöneldiğini belirten Kahraman, “İlk bakışta ayakkabının boyasız, bakımsız olduğu dikkat çeker” diyor.

Ancak onun için her ayakkabının ihtiyacı aynı değil. Müşterinin getirdiği ayakkabının durumuna göre uygulanacak işlemi belirleyen Kahraman, yılların deneyimiyle ayakkabının neye ihtiyacı olduğunu kısa sürede anlayabiliyor.

Tozdan cilaya yılların değişmeyen ustalığı

Geleneksel ayakkabı boyacılığında işlemin belirli bir sırası bulunuyor. Kahraman, bir ayakkabının boyanmasının tozunun alınmasıyla başladığını, ardından boya ve cila işlemlerinin geldiğini anlatıyor. “İlk önce tozunu alırsın, boyasını vurursun. Arkasından kurur, cilasını vurursun. En sonunda fırçalarsın. Kadifesini çekersin veyahut  cilasını vurursun. Son işlemini yapar, bitirirsin.” İfadelerini kullandı.

‘Cilanın kokusu çocukluğumdan beri farklı’

Mesleğin yalnızca görüntüsü değil, kokusu da Kahraman'ın hafızasında yer etmiş. Yıllardır kullandığı boya ve cilanın kokusunun kendisine çocukluğunu hatırlattığını söyleyen Kahraman, cila kokusunun onda ayrı bir yeri olduğunu belirtiyor: “Cilanın kokusunun çocukluktan beri ayrı bir kokusu var. O koku çok farklı bir olay.”

Baba yadigarı sandığın başında bir ömür: 'Biz son nesiliz'

Sandığın başında yalnızca ayakkabı boyanmıyor

Adem Kahraman'ın sandığının başında geçen yıllar, beraberinde çok sayıda insan hikayesi de getirmiş. Ayakkabısını boyatmaya gelenlerin çoğu yalnızca hizmet almak için gelmediğini belirten Kahraman, sandık başındaki sohbetlerin de mesleğin bir parçası haline geldiğini söylüyor. “Buraya gelen insan genelde hem ziyaret hem ticaret amaçlı geliyor. Ayakkabısını boyatır, hem de oturur burada sohbet muhabbet eder.”

Yıllar içerisinde farklı karakterlerde pek çok insanla karşılaşan Kahraman, kimi zaman müşterilerin günlük hayatlarında yaşadığı sıkıntıları da sandığın başına taşıdığını anlatıyor. “İnsanların her biri bir olmuyor. Bazısı anlayışlı olur, bazısı anlayışsız olur. Adamın kafasında sıkıntısı vardır, kimseye bir şey diyemez. Gelir sana burada patlayabiliyor.”

Mesleği bırakmak değil, geçmişi bırakmak zor

Bir gün ayakkabı boyacılığını bırakmak zorunda kalırsa kendisini en çok zorlayacak şeyin mesleğin kendisinden çok geçmişi olacağını söyleyen Kahraman, sandığın başında geçen yılları geride bırakmanın kolay olmayacağını ifade ediyor. “Geçmişte yaşadığımız bazı şeyler var. Onlar zaman zaman aklına gelir. İyi, kötü günler mesela onları hatırlarsın.” Kahraman, yıllar geriye götüren bu anıların insanı zaman zaman hüzünlendirdiğini söylüyor.