Arıkan Demirtaş ile ne görüştü? Cumhurbaşkanı adayları Abdullah Gül mü?

Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, katıldığı televizyon programında merak edilen birçok konuya açıklık getirdi. Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan HDP'nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ile ne görüştüğünden Cumhurbaşkanı adaylarının Abdullah Gül mü olduğuna kadar kamuoyunun merakla ettiği birçok soruya yanıt verdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı, Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan Sözcü TV’nin 15 Temmuz nedeniyle TBMM Bahçesi’nde gerçekleştirdiği canlı yayında kamuoyunun merak ettiği birçok konuya açıklık getirdi. 15 Temmuz’un 10. yılında iktidarın bizzat ifade ettiği dış güçler konusunda gerekli tedbirlerin alınmadığını belirten Arıkan, Çok ağır kabul edilmesi mümkün olmayan hadiseler ama 10 yıl sonra bu meclisi bombalayan yapıların NATO zirvesine misafir edildiğini gördük. Ve o gün en yüksek perdeden, birçok NATO üyesi ülkenin, bu kalkışmayı, bu darbe girişimi desteklendiği ifade edildi. Geçtiğimiz hafta, hepimizin malumu, Türkiye'de bir zirvede en güzel bir şekilde misafir edildiler. Yine o gece hatırlatmakta fayda görüyorum. İran ve Rusya devletleri, dönemin Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ifade etmişti. İlk Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, hükümetinin yanında duran açıklamalar yapmıştı. Darbenin karşısında duracaklarını ifade etmişti. 10 yıl sonra yine bir Temmuz ayında Türkiye'de NATO zirvesinden İran'a saldırı talimatı verildiğini üzülerek görüyoruz. Yine o gün bizim yanımızda duran Rusya'ya karşı bu yapılan NATO zirvesinde Ukrayna'ya 170 milyar dolardan fazla silah yardımı yapılma kararı alındığını görüyoruz. Bir çelişkiler yumağı içerisindeyiz. Yine o dönem Amerika'nın bu işin gerisinde olduğu, bu işi organize ettiği herkes tarafından kabul edilirken Fatih Sultan Mehmet köprüsü gibi, köprü ismi de manidar, oraya Amerikan bayrağının simgesel olarak yansıtılması, bir Temmuz ayında olmasını ben manidar görüyorum. Şunu ifade etmeye çalıştım. Ders alınmadığını görüyoruz. Bu işin organizasyonunda, geri planda aktif rol alanlara karşı Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak gereken tepkiyi veremediğimizi, gereken duruşu ortaya koyamadığımızı üzülerek görüyorum ben maalesef. Tabii bu süreçte Şunu da söyleyeyim. Yani buradan şu çıkmasın. İlkesel olarak Saadet Partisi bütün darbelere karşı, bütün darbelerin olmasının karşısında ama her darbeden biraz önce tarihlerini kronolojik şekilde sıraladığım bütün darbelere karşı sebeplerini doğru analiz edip, o sebeplere karşı da doğru mücadelelerin yapılması gerekir.” 

Demirtaş ile ne konuştu

Sorulan bir soru üzerine Edirne Cezaevinde HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyareti hakkında da açıklamalarda bulunan Arıkan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Tabii birebirde bizde kalacak hususlar var ama genel manada ifade edebilirim. Türkiye'nin bugünkü bulunduğu durumu, geldiği noktayı istişare ettik. Bu görüşmede tabii ben bu kadar Türkiye'de gündem olmasını da çok şaşırdım diyebilirim. Yani siyasetçiler görüşebilmeli. Siyasetçiler kendisi gibi düşünmeyen insanlarla bir araya gelip, kanaatlerini birbiriyle paylaşılmasını ben kıymetli buluyorum. Türkiye'de ne kadar çok istişare mekanizması işlerse Türkiye o kadar sağlıklı bir noktaya gelir. Demokrasinin sağlıklı işleyebileceği kanaatindeyim. Belli bir kesimle ben hiçbir şekilde bir araya gelmem yaklaşımını bir Saadet Partisi, Milli Görüş Hareketi olarak hiçbir zaman doğru bulmadık, ki geçmişte 57 yıllık geçmişinize baktığımızda bunun birçok örneği mevcut.” 

Devletin bekası ve hukukun üstünlüğü 

Demirtaş ile görüşmelerinin ana eseninin emperyalistlerin bölge ile alakaları hesapları ve bunlara karşı nasıl mücadele edileceğini konusu olduğunu ifade eden Arıkan, “Tabii kendisi yıllardır cezaevinde ama şunu gördüm gelişmeleri yakından takip ettiğini müspet manada değerlendirmeleri olduğunu, Türkiye'deki demokrasi anlayışının kamil manada işleyebilmesi için teklifleri olduğunu gördüm. Bizle de paylaştı. Kendisi kanaatlerini dönem dönem zaten kamuoyuyla da paylaşıyor. Görüşmenin daha detay kısmını kendisinin paylaşmasını ben çok daha doğru buluyorum. Şartlar eşit değil. Biz burada geniş imkanlara sahibiz, o cezaevinde. Kendisi takdir ettiği kadarını kamuoyuyla paylaşacaktır önümüzdeki dönemde. Ama şunu, önemsiyorum. Güvenlikle özgürlük kavramları birbirinin muhalifi gibi değerlendirilmemeli. Aslında birbirinin tamamlayıcısı gibi görülmeli. Her darbe sonrasında bu sıkıntıyı da maalesef yaşıyoruz. Güvenlik politikalarından öncelenirken özgürlük politikalarında bir kenara itildiği dönemleri her darbe sonrasında yaşadık. Bugün de Türkiye'de 15 Temmuz sonrasında bunu yaşadığımızı ben müşahede ediyorum. Hakeza devletin bekası kavramı ile hukukun üstünlüğü kavramı da eşdeğer, birbirini destekleyici olarak görülmesi gerekiyor. Ama son 10 yıldaki uygulamalara baktığımızda özellikle olağanüstü hal döneminde, önce 3 ay olarak karar alındı, sonra uzun bir süre takip edildi. O kadar çok mağdurlar üretildi ki bugün meclis koridorlarına baktığımızda neredeyse her koridorda her vekil odasında, her grubun önünde birçok mağdur grupların olduğunu görüyoruz ve bunların birçoğunun da OHAL döneminde alınan kararlardan dolayı olduğunu görüyoruz. Dış güçler diye tabir ettiğimiz kişilerin organizasyon yaptığı, Türkiye'de de bir kesimin bunları aparat olarak kullanıldığı bir darbe döneminde onlara yapamadığımız, dış güçlere yapamadığımız, Türkiye'deki 1. derece aparatlarına yapamadığımız müyidelerin, gayet masumane bir şekilde, sürecin içerisinde olmayan ama olduğu gibi dışarıya servis edilen insanlara fatura edilmesini biz çok doğru bulmuyoruz. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın güzel bir tanımlaması vardı. Üstü ihanet, ortası ticaret, altı ibadet derdi. Sadece ibadet kısmındaki insanların üzerine gidildiğini, ihanet ile ticaret kısmındaki insanların 15 Temmuz'la alakalı üzerine gidilmediğini, bu 10 yıl içerisinde gördük. Daha dün Muhsin Yazıcıoğlu'nun cinayeti ile alakalı bir perde açıldığını gördük. Aradan 17 yıl geçmiş. 17 yıl sonra bir darbe, bir dosya tekrar açılıyor. Ve direkt FETÖ bağlantısı tespit ediliyor. Bu kadar zor olmasa gerek yani bunu bulabilmek için 17 sene beklenmemesi gerektiğini ben düşünüyorum. Adaleti bir kenara itmeden yine söylüyorum devletin bekasıyla hukukun üstünlüğünü birbirine destekleyecek şekilde inşa edip sağlıklı bir demokrasiyi Türkiye'ye hediye etmemiz lazım. Gidişatımız iyi değil. 

Arıkan Demirtaş ile ne görüştü? Cumhurbaşkanı adayları Abdullah Gül mü?

İttifakın adayı Abdullah Gül mü?

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de katıldığı Saadet Partisi'nin İstanbul'da düzenlediği D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 29. kuruluş yıl dönümü etkinliğinin ardından yaşanan tartışmaların hatırlatılması ve ittifakın adayın Gül olup olmadığının sorulması üzerine açıklamalarını sürdüren Arıkan, “Benim baştan beri ifade ettiğim husus, Türkiye'de o kadar çok mesele var ki konuşulacak, bu ittifak görüşmelerinin ön gündem olmasını çok doğru bulmuyorum. O yüzden itidalli bir dil kullanmaya çalışıyorum. Birçok siyasi partiyle, birçok siyasi aktörle görüşmeler devam ediyor. Ve bu görüşmelerin ana omurgasını şu oluşturuyor. Bir partilerin menfaati, bir siyasi koltuk pazarlığı değil, tamamıyla ülkenin bekasını, hukuku önceleyen bir sistemi inşa etme görüşmeleri çerçevesinde makul bir seviyede yürüyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı, hiçbir zaman Bu konuşmalarda gündeme gelmedi. Gelmesini de doğru bulmuyorum. Neden? Bugün Türkiye'nin aradığı soru şu olmamalı. ‘Türkiye kiminle kazanır?’ değil, ‘Türkiye hangi sistemle kazanır?’ sorusunun cevabını aramak gerekiyor. İsimler üzerinden tartışmalar yapıyor. Türkiye siyasetinin geldiği hususlardan bir tanesi de bu. A, B, C kim hiçbir ismi zikrederek verdikleri mücadeleyi veya hukuklarını zedelemek istemiyorum. Biz Türkiye'nin hangi sistemle bugünkü girdaptan kurtulabileceğini arkadaşlarımız oturuyoruz, konuşuyoruz. Hiçbir partiyi ön plana çıkartmadan planı, programı, sistemi ön plana çıkartarak bir süreç yürütüyoruz. Seçim tarihi yaklaştığı zaman daha somut şeyler söylenecektir. Ama bugünden A Partisi, B Partisi, C Partisi şunları konuştuk, şu karaları aldık değil. Hangi hususlarla mutabakata vardık, hangi çerçevede toplumun önüne çıkacağımız meseleleri masada tartışılan hususlar olarak duruyor. “
Arıkan, Mevcut sistemin Alternatifi bir ittifak inşa etmeye çalışıyoruz. Türkiye'de sadece iktidarın değişimiyle çözülecek bir mesele değil. Problem iktidarı değiştirmenin ötesinde anlayışı değiştirmek, devleti yöneten anlayışı değiştirme zaruriyeti bugün söz konusu.” diyerek ittifak görüşmelerinde hiçbir aday isminin gündeme gelmediğinin altını çizdi.