73 yıllık sanayi devinin ardından Finans Profesörü Boztosun'dan dikkat çeken uyarı!

1953 yılından bu yana üretim yapan Orta Anadolu Mensucat Fabrikası'nın kapılarına kilit vurulması şehirde büyük yankı uyandırdı. Yaşanan acı kaybı değerlendiren Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, 1400 çalışanı ve kent hafızasını etkileyen kapanış hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Kayseri’de 1953 yılından bu yana üretim yapan, Türkiye’nin köklü tekstil devlerinden Orta Anadolu Mensucat Fabrikası’nda makineler sustu. Şirket yönetimi tarafından yapılan resmi açıklamada, artan üretim maliyetleri, zayıflayan küresel talep ve mevcut ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek Kayseri tesislerindeki üretimin kesin ve devamlı olarak sona erdirildiği duyuruldu.  

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, Orta Anadolu Mensucat’ın kapanışının makroekonomik ve yapısal nedenlerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Kayseri’de 1953’ten beri çalışan Orta Anadolu Mensucat Fabrikası’nda makineler sustu. 10 Eylül’de üretim durdu, çalışanlar izne çıkarıldı. Ertesi gün de şirketin LinkedIn’inden resmi duyuru geldi: ‘Kayseri Üretim Tesislerinin Kapatılması.’

73 yıllık bir fabrika… Bir şalter sesiyle sustu işte.

Bu sadece bir fabrikanın kapanması değil. Kayseri’nin sanayi hafızasının bir parçasının kapanması. Denim kumaşta Türkiye’nin en iyilerinden biri olan, dünyanın bilinen markalarına kumaş veren, yaklaşık 1400 kişinin ekmek kapısı olan bir yerin susması. ‘Kayseri denimi’ diye anılan o markanın üretim hattının kapanması.

Kayseri’nin girişimciliği her zaman zor koşullarda doğup büyümüştür. 1950’lerde yerli sermayeyle kurulan bu fabrika da o ruhun ürünüydü. Karamancı ailesinin elinde büyüdü, 1985’ten sonra denime ağırlık verdi. Yıllık on milyonlarca metrekare kumaş, yüzde 80’e varan ihracat, 60’tan fazla ülkeye mal satan bir tesis… Bu rakamlar Kayseri’nin ‘üretirim, satarım, dünyaya açılırım’ diyen girişimcilik DNA’sını anlatıyordu.

Ama bugün aynı şehirde Boydak’ın şirketlerinin satıldığını, Saray Halı’nın fabrikasını kapattığını, Atlas Halı’nın üretimini fiilen bitirdiğini görüyoruz. Orta Anadolu’nun kapanışı da bu zincirin en görünür halkalarından biri oldu. Tek bir firmanın kararı değil bu. Maliyet baskısı, enerji fiyatları, işgücü, global rekabet (özellikle Mısır ve Asya), talep daralması… Hepsinin birikmiş sonucu.

Kayseri her zaman ‘direnirim’ demiştir. Deprem riski düşük, lojistik konumu iyi, OSB’leri güçlü… ‘Güvenli liman’ olma iddiasını yıllardır taşır. Ama direnişin de bir sınırı var. Üretim maliyetleri sürekli yükselirken, kur ve faiz baskısı varken, global alıcılar daha ucuz yere kayarken 73 yıllık bir tesisin ayakta kalması kolay değil.

Şimdi sorulacak sorular net:

Kayseri girişimciliği sadece ‘fabrika açmak’la mı ölçülecek, yoksa ‘fabrika tutmak’la da mı?  
Devlet teşvikleri, OSB desteği, enerji ve lojistik yardımları tekstil gibi emek-yoğun sektörleri korumaya yetiyor mu?  
Yoksa ‘Anadolu’da üretim bitti, Mısır’a gitti’ cümlesi bir süre sonra daha sık duyulacak mı?

Orta Anadolu’nun kapanışı Kayseri’de üzüntü ve tedirginlik yarattı. Çünkü bu şehir sanayisini sadece para kazanma işi olarak görmez, kimlik meselesi olarak görür. Mobilyadan metale, tekstilden gıdaya uzanan o üretim kültürü, Kayseri’nin ‘iş bilen, risk alan, büyüten’ insanının eseri. Bu kültürün en köklü örneklerinden birinin susması, sadece istihdam kaybı değil, moral kaybıdır da.

Yine de Kayseri’nin tarihi kapanışlarla değil, yeniden ayağa kalkışlarla yazılmıştır. Bugün de aynı ruh yeni teknolojilere, daha yüksek katma değerli ürünlere yönelerek kendini yenileyebilir. Ama bunun için sadece ‘direniriz’ demek yetmez. Gerçekçi teşvik, öngörülebilir maliyet ortamı ve uzun vadeli sanayi politikası lazım.

73 yıllık bir fabrikanın şalteri indi. Makineler sustu. Ama Kayseri’nin ‘üretmeden yaşanmaz’ diyen iddiası susmamalı. Çünkü bu şehir, tarih boyunca o iddiayla ayakta kaldı.

Orta Anadolu’nun kapanışı, bu iddianın sınandığı bir an. Cevabı hem girişimciler hem de politika yapanlar verecek."