ZOR BE HOCAM..

ZOR BE HOCAM..

16:58:11 | 2019-04-14
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

“Artık ne yüzüne tükürecek kadar adi,
Ne eli öpülecek kadar mübarek adamlar var..”

Ya da;

“Sana adam dedim, bakma kusura/ Bir hal oldu dilimize bu sıra”
Gibi kıvrak sözlerin şairi, ustası Adnan Büyükbaş’ın bir kitabı “Derin-İz”i var masamda.
Yoğunluk ve gergin ortamdan bunaldığımda açıp bir sayfasını okuyorum.
Gençliğinin ipuçlarını, 1980’in acımasız günlerini, sokak ortasında öldürülenleri de anlatıyor.
Bir şiir kıvraklığında.
Okurken hep kendime kızıyorum.
Neden bu kadar büyük bir hengame.
Neden haftada bir gün tiyatro, niye ara sıra bir şiir gecesine gidip ruhunu damıtmazsın diye..
Ama olmuyor be hocam.
Benim ikamet ettiğim binanın penceresinden gözüken Türkiye biraz farklı.
Orada edebiyatın, şiirin, tiyatronun, resim sanatının incelikleri yok.
Orada insanların açlığı, emeklinin çilesi, siyasetçinin ikiyüzlülüğü, birilerinin tuttukları köşebaşları var.
O yüzden sürekli yazıyorum. 
O yüzden sessiz yığınların sesi olmaya gayret ediyorum.
Bak bu yazıya başlarken biraz istatistik karıştırdım.
Hani Helaya 1 milyon verirken, 1 liraya düşürmüştü ya memleket büyüğümüz.
İşte o günler, daha birkaç yıl önce 1 Lira 1 Dolardı.
Yani helaya da 1 dolara gider olmuştuk.
Şimdi 1 dolara tam 7 kez helaya gider hale geldik.
Yani paramız 7 kat değer kaybetti be usta..
Ve bu gün itibarı ile resmi kayıtlı 5 milyonun üzerinde işsizimiz var.
Bunların neredeyse tamamına yakını üniversite bitirdi.
Güzel bir gelecek hayali ile gittiler okullarına.
Şimdi, diplomalarını hayalleri ile birlikte sandığın en dibine gömdüler.
Kapı kapı dolaşarak, “Ne iş olsa yaparım” demekten dilleri damaklarına yapıştı.
Bir de hasbelkader yakaladıkları iş fırsatı ile yeni bir hayatın temellerini attıkları sırada, ‘ama’ dedikleri için, ‘fakat’ dedikleri için ‘Kovuldun’ yazısı alan, ama neden kovulduğunu hala anlamlandıramayan, bir bölümü senin de meslektaşın yüzbinler var.
İşte bu acı gerçeklere kafa yorarken düştü ajanslara haber.
İşçiye, memura yeni vergiler geliyormuş, kıdem tazminatları da sıfırlanacakmış.

Sadece bu kadar mı?

1150 odalı Saraydan sonra Gözek’teki yazlık Sarayın yanına bir de Ahlat’ta Van Gölü kıyısında yeni bir Saray inşaatı başlamış, damat efendi bu inşaatların hızla tamamlanması için IMF’nin kapısını çalmış.

Bir başka acı gerçek daha. 
Senin de, benim gibi çayına katık ettiğin sigara var ya;
Yüzde 82’si vergiymiş ve paketine 2 lira birden zam yapılmış. 
Yani sen-ben tellendirdikçe Devlet-i Ali’nin büyümesine katkı koyuyormuşuz.
Biliyorum efkarlandın.
Sakın rakı gelmesin aklına.
Vereceğin paranın yüzde 71’i devlete vergi olarak kesiliyor.
Daha ucuz diyerek bira içmeye kalktınmı alacağın 10 liralık biranın vergisi 6 liracık sadece.
Motorin ve benzinin yüzde 65’i vergi.
İşte böyle be hocam..
Yakalım birer sigara daha..
Ne de olsa Devlete karşı vergi sorumluluğumuz var.
Yaşananlar, yaşadıklarımıza isyan ettikçe artırıyoruz sigarayı.
Havuz medyası patronlarına para lazım.
Baksana, Kayseri’de kirli havuzun içinde bulanan medyanın perde arkasındaki patronuna da, külçe kurşun üretmesi için eski parayla 1 katrilyonun üzerinde hibe verilecekti.

Verildi mi bilmiyorum.
Daha fazla zehirli baca tozu getirsin diye..
Ha unutmadan Develi Ovamız da yakında Siyanürle tanışıyor.
İşte bunlaradır isyanım.
İşte bundandır, şiirden, sanattan uzak duruşum.
Ama söz hocam. 
Bundan sonra bunaldığımda açacağım Nazım’ın, Ahmet Arif’in, Orhan Veli’nin, Necip Fazıl’ın, Mevlana’nın, Yunus’un bize bıraktıklarının kapağını.
Belki yaralı ruhumun tedavisi bu eserlerdedir.
Ve tabii ki, Adnan Büyükbaş’ın.
Ellerine, yüreğine sağlık, yazmaya devam et.




ETİKET :  

Tümü