Beni tanıyanlar bilir,
Şiiri severim.
Sevdiğim şairlerden biri de Orhan Veli’dir.
“İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. “ der, gözlerim kapalı İstanbul’u dinlerim Orhan Veli’den…
Kimi zaman;
“Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!” diyerek sıyrılasım gelir kafamın içindeki deli sorulardan.
Kimi zaman;
“Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.” diyerek uzak diyarlara yelken açasım gelir.
Her ruh haline, her duruma uygun bir Orhan Veli şiiri vardır.
Mesela
“Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum.
Eve ekmekle tuz götürmeyi;
Böyle havalarda unuttum.
Şiir yazma hastalığım;
Hep böyle havalarda nüksetti.
Beni bu güzel havalar mahvetti.” şiiri anlatır milyonlarca emekli ve kamu çalışanının yaşadığı derin hüznü…
Orhan Veli’yi güzel havalar mahvederken milyonları da kötü hava koşulları mahvetmiş.
Öyle diyor Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.
Emeklinin, kamu çalışanlarının maaşını belirlerken düşük çıkan enflasyon maalesef olumsuz hava koşulları nedeniyle yeniden yükselmiş.
Ah şu havalar, havalar…
Ne diyeceğim diye düşünürken, bu duruma da bir Orhan Veli şiiri yetişti işte:
“Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum
Her şeyi söylemek mümkün
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum
Anlatamıyorum.”