TUZU KURU OLMAK...

18:50:52 | 2020-04-02
Ahmet Çınar
Ahmet Çınar      ahmet.cinar1907@gmail.com

 Dünya ve ülkemiz çok sıkıntılı bir sınavdan geçiyor. Adına ‘KORONAVİRÜS’ denen illet, yaşamımızı altüst etti. Hayatımız tamamen değişti.

Peki ne oldu?

- Ayrıştırıldığımız bir dönemde birlikte hareket etmeyi öğrendik.

- Birbirimizin değerini anladık.

- Yaşlılarımızın varlığını hatırladık.

- Yaşamın değerini öğrendik.

- Yardımlaşmayı öğrendik.

- Evde hapsolarak, özgürlüğü öğrendik.

- Bazı mesleklerin ne kadar kutsal olduğunu öğrendik.

- Bunların başında da Tıp Doktorlarının ettikleri 'Hipokrat yeminine' ne kadar sadık olduklarını, hastane çalışanlarının fedakarlıklarını öğrendik.

İngiliz Edebiyatının benzersiz şair ve yazarlarından birisi olan Rudyad Kipling, “Dünyada, sadece iki sınıf insan vardır. Doktorlar ve hastalar” der.

Manevi düşüncelerle yetişmiş ve devletin değişik kademelerinde görev almış bir düşünür olan Kenan Rifai de “Hekimler; Kılıç yaralarını, ok yaralarını tedavi edebilmişlerdir, ama söz yaralarını tedavi ettikleri görülmemiştir” der.

Şimdi, “Alkışlıyoruz, yanınızdayız ve fedakarlığınızın farkındayız” dediğimiz bu hekimlerimiz için biraz geçmişe gitmek ve onlar için o dönemin Başbakanı olan şimdiki Cumhurbaşkanımız, Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın bir açılıştaki talihsiz sözlerini ve TTB'nin ona cevabını hatırlatmak istiyorum.

Tayyip Erdoğan , “Hekimler iğne yapmaktan acizler. Damar yolunu bile bulamıyorlar. Hastaların kolunu delik deşik ediyorlar” diyerek aşağılamıştı.

Bu sözlere karşı TTB (Türk Tabipler Birliği) ise, “Birikimi bağımsız şiir okuyarak Başbakan olanlar, Tıp Eğitimini, Hekimlik Mesleğini, Sağlık Hizmet Sunumunu, ancak bu kadar değerlendirebilir” sözleriyle cevaplamışlardı.

İşte sizlere, ders niteliği taşıyan yaşanmış bir Dr. hikayesi. Bu, birilerine cevabi bir ders olabilir belki!

Cerrah, acilen bir ameliyat için çağrıldı. Hemen kıyafetini giyindi ve operasyon için hazırlandı. Operasyona girmeden önce bekleme salonunda ameliyat edilecek çocuğun babasını gördü.

Cerrahı gören baba, “Neden bu kadar geç kaldın? Oğlumun hayati riskinin olduğunu bilmiyor musun? Sende hiç sorumluluk duygusu yok mu?” diye bağırdı.

Doktor gülümsedi ve “Çok özür dilerim. Çağrı’yı aldığımda hastanede değildim. Çağrı’yı alır almaz hemen hastaneye koştum. Lütfen sakin olun ve işimi yapmama izin verin” dedi.

Sakin mi olayım? Sizin oğlunuz aynı durumda olsa, siz sakin olur muydunuz? Dr. gülümsedi ve “Allah'ın izniyle elimden geleni yapacağım. Lütfen sakin olun ve oğlunuz için dua edin”

Baba ‘Sizin tuzunuz kuru tabii. Tavsiye vermek kolay' diye söylendi.

Uzun süren ve başarılı geçen operasyonun ardından cerrah, mutlu bir surat ifadesiyle çıktı. Babaya, ‘Allah'a şükürler olsun! Oğlunuz kurtuldu' dedi.

Babanın cevabını beklemeden tekrar konuşmaya başlayan cerrah, “Sorularınız için Hemşireye danışabilirsiniz” dedi.

Baba, “Neden kendini bu kadar beğenmiş bu doktor? Oğlumla ilgili soru sormamı bile bekleyemedi” diye mırıldandı.

Yeni gelen ve suratından gözyaşları süzülen hemşire, “Doktor bey dün trafik kazasında oğlunu kaybetti. Çağrı’yı aldığında cenaze törenindeydi. Şimdi ise, sizin oğlunuzun hayatını kurtardı ve oğlunun cenaze törenine geri dönüyor” dedi.

Baba, ağlamaklı oldu ve “Haksız çıkışlarımla hata işledim, sizlerden özür diliyorum” diyerek üzüntüsünü belirtti.

'ÖLÜSÜNE AĞLAYAMAMAK' sözü bu durumlar için söylenmiş olsa gerek..




ETİKET :  

Tümü