TEK ADAM..

TEK ADAM..

17:46:32 | 2019-04-04
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

MHP Lideri, Sayın Cumhurbaşkanımızın Kankası Devlet Bahçeli, inşa edilmesine öncülük ettiği ‘Tek Adam Rejimi’ne katkı amacıyla, dahiyane! bir fikir ile çıktı yine kameraların karşısına.

Buyuruyor ki Sayın Bahçeli¸"Öyle bir sistem inşa edilsin ki, sadece büyükşehir belediye başkanını seçelim, o da üstlendiği görev ve yetkiye dayanarak ilçe belediye başkanlarını belirlesin"

Gerek yok Sayın Bahçeli.

Şöyle yapalım;

Biz Partili Cumhurbaşkanını seçelim.

‘Yüce Hünkar’ olarak da vasıflandıralım.

Haşmetmeab, önce kabinesini belirlesin.

Sonra getir-götür ve diğer işleri yürütecek olan 600 tane vekili seçsin.

Sonra da illere birer adet ‘Sancak Beyi’ atansın.

Sancak Beyleri de ilçelerin başına birer Liva tayin etsin.

Sancak beyleri illerdeki askeri, siyasi, ekonomik faaliyetlerin tamamını yürütsün ve ‘Yüce Hünkar’a bağlı olsun.

Hatta, Partili Cumhurbaşkanı için de seçim yapmaya gerek yok.

Bu görevi de babadan oğula, kayınpederden damada  geçecek şekilde düzenleyelim ve bu seçim belasından külliyen kurtulalım..

Nasılsa beceremiyoruz, seçim yapmayı.

Bırakalım, Yüce Hünkarımız her konuda tek karar verici olarak görevini huzur içinde yapsın..

Siyasi gündemi yakından izleyenler bilirler.

Çok değil, 5-6 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ve AKP Çevrelerinde seslendirilmişti buna benzer bir öneri.

Hatta, bunun altyapısının hazırlanması amacıyla da, nüfusu yetersiz olduğu gerekçesiyle  bir çok ilçe ve belde belediyesinin kapısına kilit asılmıştı.

Ama konu ilçe düzeyine gelince, alınacak tepkiler düşünülmüş olmalı ki, mesele belde belediyelerinin kapatılması ile noktalanmıştı.

Yani bu öneri Sayın Devlet Bahçeli’nin dilinden seslendirilmiş olsa da, birilerinin bilinçaltının Bahçeli’nin cümleleri ile dışa vurumudur.

Son yıllarda siyaset dünyamızda moda haline gelen bir yöntem vardır.

Bir öneri ortaya atın, gelen tepkileri ölçün, eğer altından kalkılamayacak düzeyde ise, ‘Tamamen dil sürçmesi sonucu söylendi’ ya da ‘Şifahen dile getirilmiş sözlerdir’ diyerek işin içinden sıyrılıverin.

Ya da,  ‘Sözlerim çarpıtıldı’ diyerek, size inananları ikna edin.

Ama Sigmund Freud, dil sürçmesi diye bir şey olmadığını söylüyor.

Freud’e göre ‘Toplumsal tabular, kabul görmeyen düşünceler veya inançlar bilinçli farkındalıklardan yoksun bırakılıyor ve yapılan dil sürçmesi ise bilinçaltında gizli olanı açığa çıkarmaya yardımcı oluyor’

Yani Devlet Bahçeli’nin dilinden seslendirilen aslında, birinin ve birilerinin bilinçaltındaki ‘Hünkar’ ve ‘Haşmedmeab’ olma özleminin dillendirilmiş halidir.

Sayın Bahçeli, Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri Köy Muhtarlığıdır. Bir diğeri Belediyelerdir. Bir başkası, o belediyelerin bünyesinde oluşturulan ve Başkanı yanlışa yönelmekten koruyan belediye meclisleridir. Sonrası İl Belediye Teşkilatlarıdır. İl Genel ve Belediye Meclisleridir.

Siyasi Partilerin teşkilatları da partilerin üyeleri tarafından seçilerek oluşturulur. O üyelerin oluşturdukları teşkilatlardan gelen isimlerin oyları ile genel başkan ve genel merkez yönetimleri seçilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi için de durum aynıdır.

Bakmayın siz partiler ve meclis konusunda, siyasi parti liderlerin işi sulandırıp milletvekillerini kendilerinin belirlediğine ve halkı seçen konumdan tasdik konumuna getirdiklerine.

Bu kurumlardaki insanların tamamı ise, onları seçenlere hesap vermekle yükümlü oldukları için gecelerini gündüzlerine katarak çalışırlar.

Eğer öyle olmasaydı, Sayın Cumhurbaşkanının önce milletvekili, sonra bakan, sonra genel başkan yardımcısı yaptığı ve en sonunda Ankara’ya Başkan olarak atamak istediği Mehmet Özhaseki girdiği sandıktan çıkar ve çoktan mazbatasını alırdı.

Ya da yine Sayın Cumhurbaşkanının önce milletvekili, sonra bakan, sonra parti genel başkanı, sonra Başbakan, sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı yaptığı Binali Yıldırım, İstanbul’da  teklemez, belediye başkanı olurdu.

Unutmamanız gereken bir gerçeği daha hatırlatayım, siz bindirilmiş kıtaların oyları ile yıllardır MHP Genel Başkanı olarak görev yapıyorsunuz.

Kendinize güveniyorsanız, önünüze Türkiye Haritası’nı serin, gözlerinizi kapatıp rastgele bir ilçenin üzerine parmağınızı koyun, sonra da  o ilçenin belediye başkanlığı görevine talip olun.

Bakın bakalım sandığa, bir daha çıkmamacasına nasıl gömüyor ve ilçenin halkı sizi..

O yüzdendir, seçmen kavramına olan sevginiz!, sevdanız!

Oldu olacak, İlçe Belediyelerini ortadan kaldıracak düzenleme önerinize bir madde daha ekleyin ve deyin ki, “Cumhur İttifakı’nın adayını seçmeyen il ve Büyükşehir Belediyeleri de komşu belediyelerin şubesi haline getirilir..”

Böylece meseleyi kökünden halletmiş olursunuz.




ETİKET :  

Tümü