TARIM ve ÇOCUK

TARIM ve ÇOCUK

20:06:24 | 2018-06-21
Hulya kahraman
Hulya kahraman      hulyakhrmnn@gmail.com

Çocukluğu 90’lı yıllara rastgelenler kendilerini hep şanslı hissetmiştir. Kendimi de bu gruba dahil ediyorum. Döneme ait pek çok sokak oyununu oynamışlığım vardır; futbol, saklambaç, istop, beş taş, misket, ip atlama, hatta bisikletlerle trafikcilik daha neler neler..
Ne var ki 20. Yüzyılda teknolojinin hayatımızdaki varlığını artırmasıyla beraber bu oyunların pek çoğu ya oynanmaz oldu ya da sınırlandırıldı, kapalı kapılar ardında oynanır oldu. Sokak bomboşken evde top oynayan bir sürü çocuk var. Çocuklar içinde hep bir adeletsizlik olduğunu düşünürüz .Kimileri çocukluğunu yaşarken kimleri çalışmak zorundadır. Hele tarlalarda çalışan çocuk işçileri hepimiz biliriz. Birkaç gün önce oturduğum evin karşısındaki otobüs durağının hemen arkasında oynayan çocukları gördüm. Bir süre izledim onları her biri harıl harıl koşturuyordu, ne yaptıklarını önce anlayamadım sonra biraz daha izledim. Saklambaç, top, misket ya da evcilik oynamıyorardı.Sonra içlerinden birine ne yaptıklarını sordum. Ne oynuyorlarmış biliyor musunuz? ‘Tarımcılık’ -‘Tarımcılık’ oynuyoruz dedi.. Onlar kendilerine oyun olarak tarımcılığı seçmişler. Evet yanlış okumadınız, ilk kez böyle bir oyun duydum. Tarımcılık nasıl bir oyun olabilirdi ki? Yaşları 8-12 arası değişen bu 10 çocuk; otları yoluyor, taşları temizliyor, T şekli yaptıkları su borusu ile toprağı işlemeye çalışıyorlardı. Tam yedi buçuk saat yağan
yağmura bile aldırmadan devam ettiler. Her biri kendisine ortalama 1’er m²lik toprak işleyip etrafını taşlarla çevirdiler ve tek tek karık yaptılar. Soğan, domates, marul hatta kabak ektiler. O yaşta ki çocuklar nasıl olur da karığı bilir ve uygulardı? Biraz hayret ama büyük bir hayranlıkla izledim onları. Ne küfür vardı dillerinde ,ne kavga .. Bahçelerinin taşlarını taşırken, su borusundan yapma çapalarıyla toprağı yumuşatırken birbirlerinden nezaketle yardım istiyorlardı. Yanlarında ne anne ne babaları yoktu şöyle böyle yapın diyen, her şeyi kendileri yaptı. Çocuklara isterseniz size domates ve biber fidesi getireyim dedim.İçlerinden biri sahi
getirir misin abla dedi nefesi taşarak coşkuyla.. Elbette getiririm dedim haftanın ilk günü saat 17.00 de getiririm dedim,sözleştik . Ben ayrıldım oradan ama onlar hala çalışıyordu. Haftanın ilk günü geldi öğlen okula gidecekler benı görür umuduyla bahçelerinin etrafında dolasıyormus . Durakta tam otobüse binmek
üzereyken çocuklardan biri koşarak geldi elime bşr kağıt tutuşturdu, abla biz liste yaptık kaç kişiyiz kaç tane lazım diye dedi.listeyi aldım ve otobüse bindim Saat tam 17.00 de geldim durağa koşarak geldiler yanıma nefes nefese, ellerime baktılar bomboş.. Gözlerindeki telaşı anlatamam.. İşlerimin uzadığını ancak yarın getireceğimi söyledim.O sıra da bir kız çocuğu geldi 9-10 yaşlarında orada bahçesi olanlardan birinin kardeşiymiş abisine;’ığğ abi senin bahçende b.k var.‘ dedi. Ağabeyi, ‘hayır o b.k değil ,koyun gübresi’ dedi. Ekeceğimiz sebzelere iyi geliyor, iyi bir şey o dedi. Yanına gidip sen bunu nereden biliyorsun diye sordum. Bahçe yapmaya çalıştıkları yerin karşısında dağlık sayılabilecek bir alan var, bir çoban orada her gün koyun otlatır. Çoban bunları görünce yanlarına gelmiş, ne yaptıklarını sormuş. Sonra koyunların gübrelerinin böyle bahçelerde kullanılmasından bahsetmiş. Bu 10 kafadar da koyunların otlatıldığı yerlerden tek tek toplamışlar gübreleri.Siz bugun bu gübrelerinizi karıştırın iyice sonrada bahçenizi sulayın toprağınız yumuşasın dedim. Ben ordan ayrıkırken hemen ile koyuldular.. Ertesi gün aynı saatte yine yolumu gözlüyorlardı. Elimde poşetlerle beni görünce sevinçle koştular her biri poşetlere sarıldı. Oturduk bahçelerin orta yerine ,bana verdikleri listeye göre dağıttım fideleri.. Öyle keyifle toprağa kavuşturdular ki fideleri sevinçlerini orada onlarla yaşamanın değeri paha biçilmez.Sizin öğrenme ve uygulama azminizi seveyim ben çocuklar. Lütfen bu hallerinizi koruyun..




ETİKET :  

Tümü