SADAKA KÜLTÜRÜ..

22:00:19 | 2020-03-30
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

İzliyorsunuz değil mi?
Halkçı! Vekillerimizin kimi maaşından bağış yapacağını, kimi 200 aileye erzak paketi dağıtacağını ilan ediyor.
Ama içlerinden hiç biri, ama hiç biri çıkıp haykırmıyor;
“Kardeşim Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Hukuk Devletidir. Tarihi bir süreç yaşıyoruz. Böylesi dönemlerde Devlet vatandaşını korumak ve kollamakla yükümlüdür. Bütün gelişmiş ülkelerin izlediği yol izlenmeli, Devletin Sosyal Yönünü ortaya koyacak düzenlemeler ve önlemler alınmalıdır. Ekonomik ve Sosyal Konsey derhal toplantıya çağrılarak, başta aile sigortası olmak üzere, içeri hapsettiğimiz bütün fertlerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır..”
Demeleri gerekir, değil mi?
Ama iliklerimize işledi ya sadaka kültürü.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız var. Her yerde şube müdürlükleri var. Ama ihtiyaç sahiplerine sağlanan yardımları bile “Sosyal Yardım Vakıfları” aracılığı ile yaptırıyoruz.
Araştırın, o vakıfların yönetimlerine nasıl tosuncuklar oturtulmuş. Partinin temsilcisi yer alıyor bu kurullarda, partinin temsilcisi..
Her konuda olduğu gibi, Corona Virüs Mücadelesinde de gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendi.
Bu büyük savaşta etkili ve yetkili kurumlar ve kurullar olması gerekirken, “Siz nasıl tensip buyurursunuz efendim” süreci işliyor. Bakanlık görevine atanan zat bile, “Yüce Türk Milletine layık olmaya çalışacağım” demek yerine, “Sayın Cumhurbaşkanımızın güvenine layık olmaya çalışacağım” diyor.
Atanan sanki bakan değil, Sadrazam.
Bu mesele, tek adamın iki dudağı arasına terk edilecek kadar basit bir konu değildir.
Bu salgın için köyler, evet köyler karantina altına alınmaya başlandı ise, kentlerdeki durumu düşünmek bile istemiyorum.
Teste ulaşabilenlerin, (Pazar Günkü rakamlara göre) yüzde 18’inde virüs tespit ediliyorsa, can alıcı önlemleri almakta geciktik demektir.
Bakınız İran’da cezaevlerinden salıverilen 85 bin kişinin büyük bölümünün grup grup ülkemize girdiği iddiası dile getiriliyor.
Hala sınırlarımızı kontrol edemiyorsak, görünmez düşmanı nasıl kontrol edeceğiz.
Sayın İçişleri Bakanı tır şoförlerinin sosyal paylaşımları ile uğraşacağına bu kaçak geçişler için nasıl önlem alındığını millete izah etmekle yükümlü olmalıdır.
Sayın Baki Ersoy’un iyi niyetle 200 aileye erzak dağıtım sözü değerlidir elbette.
Ama Sayın Ersoy sadaka dağıtma makamında değil, Kurtuluş Savaşında bile kapanmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapıyor ve iktidarı yaşanan başıbozuk düzenlemeler konusunda ikaz etme makamındadır.
Hadi Türkiye için bir şeyler ortaya koyamıyor, Ankara’da belediyeler öncülüğünde yürütülen çalışmaların tıpkısının Kayseri’de de uygulamaya geçirilmesi için çaba harcamalıdır.
İktidar kurumları sıkıntıları ötelemeye yönelik bir-iki düzenleme dışında güncel hiçbir soruna el atmamakta direniyor.
Zaman, “Siz nasıl tensip buyurursunuz efendim” zamanı değildir.
Zaman altın varaklı kalorifer peteğinin yanından millete masal anlatma zamanı da değildir.
İktidarı, Muhalefeti, bilim adamları, sivil toplum örgütleri ve elbette parlamentonun gözlemleri doğrultusunda alınacak doğru kararların, uygulama önerilerinin iktidar organları tarafından dakika bile geçirilmeden hayata geçirilmesi zamanıdır.
Bunun için de öncelikle vatandaşın ulaşmak için çaba sarfettiği, Test imkanına bütün sağlık kurumlarının kavuşturulması gerekir.
Doktorundan hasta bakıcısına kadar sağlık çalışanlarına yönelik korucuyu önlemlerin hızla alınması gerekir.
Görmüyor musunuz, bu alanda umut bağladığımız doktorlar virüse yakalandıklarını ilan etmeye başladılar.
Evinden çıkamaz hale gelen dar ve sabit gelirlilerin öncelikli olarak su, elektrik ve doğalgaz giderlerinin, en azından ötelenmesi gerekir.
İletişim Şirketlerinin, bütün sağlık çalışanlarının haberleşme imkanlarını güvence altına alması gerekir.
İstanbul’da Atatürk Havaalanı, Kayseri’de Dünya Ticaret Merkezi gibi kurumlar şimdiden sahra hastanesi olarak düzenlenmeli ve halkın sağlığa kolay ulaşımı konusunda acil düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu mücadelenin temel ilkesi, fertlerin kendini izole etmesi esası üzerinde kurulmalı.
Ama hala, ilden ile gidecekler valilik ve kaymakamlık kapısında toplanıyor, seyahat belgesi başvurusu yapıyorsa iki kere düşünmemiz gerekir.
Bu kriz dönemini fırsata çeviren hırsız beyinli adamlar en sert şekilde cezalandırılmalı ve bunun da toplumca bilinmesi sağlanmalıdır.
İşe de limonun kilosunu 10 liraya satandan başlanmalı, satışı yasak olan 2/3 dolarlık Corona Testi kitlerini 30-40 dolardan satan vekil oğlundan da devam edilmelidir.
Aksi takdirde, toplumun kurumlara olan güveni zaafa uğrarsa, siz ne derseniz deyin, millet bildiğini okuyacak ve kaos, kargaşa yaşamak zorunda kalacağız.
Bir gün, bir saat, bir dakika bile bu önlemlerin alınması noktasında çok önemli bir süredir.
Artık lütfen yönetenler olarak, kurumlar olarak ve millet olarak işin ciddiyetine varalım.




ETİKET :  

Tümü