OY VERİRKEN

OY VERİRKEN

14:30:33 | 2019-03-14
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Siz bakmayın bu seçimi ülke bekası meselesine dönüştürdüklerine.

Varsa da bir beka sorunu, bilin ki sorunu yaratanlar beka diye yırtınanlardır.

Ama aslında kendi geleceklerinin kaygısında onlar.

Kendi Beka meselesini bir dönem daha güvence altına almak için bağırıp çağırıyor, azarlıyorlar sizi..

 Aslında mesele çok basit.

Yarın sandık başına gittiğinizde, hatta sandığa gitmeden oyunuzu kullanacağınız adayı şöyle bir analiz edin.

Mesela Belediye Başkanı adayı ise, sizin gibi yaşıyor mu?

Ona bakacaksınız.

Mesela ben, öncelikle kirada oturan adayın adının karşısına bir artı koyacağım.

O zaman bu adam seçilirse “Kiracı gibi düşünür” diyeceğim.

Ama bir düzine evi var ve 12 kiracıya hükmediyorsa o adayın adının karşısına da bir eksi koyacağım.

İkinci sorunuz, “Benim gibi mi yaşıyor?” olacak, olmalı.

Hayatında toplu taşım aracına binmemiş,  fırına gidip evine dumanı üstünde tüten pide almamış,  Mahalle Bakkalına uğrayıp ‘Tart bakalım 250 gram taze peynir” dememiş, her hafta gittiği semt pazarında pazarcısı ile dostluk kurup memleket meselelerini konuşmamış, mahalle kasabı ile oturup çay içmemiş, kuru yemişçi Hasan Efendiye bir sabah selamı çakmamış biri ne anlar, emekli Mehmet Efendi’nin, asgari ücretlinin, işsizin, yoksulun yaşadığı gündelik sorunlardan.

Ve tabii ki, seçeceğiniz adamın hedefi, Harun gibi gelip Karun gibi semirmek olmamalı, çevremizde örneklerini yaşadığımız bazı isimler gibi.

Hepsinden önemlisi, dün dediği ile bu günkü söylemleri birbirini tutmalı.

Yani adam gibi adam olmalı.

Mesela, yoksullukla savaşacağını söyleyip geldiğinde, ekonomik sıkıntı içinde kıvranana “Ananı da al git” dememeli.

Toplumun kahır ekseriyetine tepeden bakmamalı, kibirli olmamalı.

Yaptığı ve yapacağı her işin, benden kesilen vergilerle finanse edildiğini bilerek, “Size şu kadar yatırım getirdim” ukalalığına kapılmamalı.

Yolsuzlukla mücadele edeceğini, şeffaf olacağını taahhüt ederek gelen yönetici, yapacağı her iş için, “Bizim menfaatimiz ne olacak” diye vatandaşa yavşamamalı.

Seçildiği görevin, tarafsızlıkla yapılması gereken bir iş olduğuna inanıp, seçimin ertesinde yakasındaki parti rozetini çıkarmalı, karşı tarafta yer alan kitleyle, kendisini göreve getiren kitleyi aynı değerlendirmeli,  hizmette eşit ve adil davranabilmeli.

Kimsesizin kimsesi olmalı mesela.

Ama kimsesizin kimsesi olurken, bunu kimsesize bile hissettirmemeli.

Çalışma arkadaşlarını seçerken, itaati değil, liyakati,  cehaleti değil, eğitimi, kültürü, birikimi, deneyimi esas almalı.

Haftanın herhangi bir günü, günün herhangi bir saati çalabilmeli tanımadığı birinin kapısını, oturup o ev ahalisi ile kenti konuşabilmeli.

Üstlendiği görevin yol yapmakla ibaret olmadığını bilmeli, kültür, sanat ve spor konusunda hassasiyetini her fırsatta dile getirmeli.

Alın terine saygılı olmalı mesela..

İşsizin ızdırabını yüreğinde hissedebilmeli örneğin.

Adamları olmamalı, perde arkasında, inşaat işlerinden hisse aldığı.

Akçeli işlerle ilgili karar verirken, işin ehli uzmanlarla değerlendirmeli.

Mesela İmar Daire Başkanı veya İmar Müdürü yapacağı adamın odasında çelik kasa bulundurulmasına izin vermeli.

Çocukları daha Akıl Baliğ olmadan, isimlerini milyonerler listesine yazdırmamalı.

Hiçbir zaman yasaların arkasından dolanmayı akıl etmemeli mesela.

Yapacağı işleri bağevi oturmalarında kararlaştırıldığı gibi değil, uzmanlarca hazırlanan projeler doğrultusunda gerçekleştirmeli.

Kimseye eyvallahı olmamalı, kent halkından başka..

Yani dostlar, seçeceğimiz adam, tam bir Şehremini olmalı.

Yeni şehrin en emini.

İnanın o zaman verdiğiniz oyun utancını 5 yıl yaşamaz, vicdanınıza hesap vermek zorunda kalmazsınız..




ETİKET :  

Tümü