Kayseri'deki şok 'yolsuzluk' iddiasında yeni gelişme!
Kayseri'de devletin ödeneğini suiistimal edildiği ve bu yolla haksız kazanç sağlandığı iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü. Olayla ilgili yeni gelişme yaşandı. Detaylar Kayseri Olay haber merkezince derlediğimiz haberimizde.
Özel eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Metin Demircan’ın Kayseri’de hizmet veren bazı özel rehabilitasyon merkezlerinin, gelmeyen öğrencileri gelmiş gibi göstererek kamu kaynaklarını usulsüz kullandığını öne sürmüş ve şikayetçi olduğunu söylemişti. Demircan’ın 28 Kasım 2025 tarihinde başlattığı şikayet sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından görevlendirilen müfettişler soruşturmalara başladı.
‘Resmi soruşma başladı’
Sosyal medya hesabından konuya ilişkin bir açıklama yapan Demircan, “Devletin malına, özel gereksinimli bireylerin hakkına göz dikenleri deşifre etmeye devam edeceğim.” dedi. Demircan açıklamalarını şöyle sürdürdü;
“28 Kasım 2025 tarihinde başlattığım şikâyet sürecinde bugün yeni bir aşamaya gelinmiştir. Bazı rehabilitasyon merkezlerinin; gelmeyen öğrencileri gelmiş gibi göstererek devleti, aileleri ve en önemlisi masum özel gereksinimli bireyleri istismar etmesine karşı verdiğim mücadele, artık Bakanlık müfettişlerinin yürüttüğü resmî soruşturma kapsamındadır.
Tüm bilgi ve belgeleri sunmaya hazırım’
Yaklaşık 15 gün önce görevlendirilen 3 Bakanlık müfettişi, bugüne kadar yaklaşık 8 farklı kurumda inceleme ve görüşmeler gerçekleştirmiştir. Sürece katkı sağlamak amacıyla; gerek daha önce şikâyet dilekçelerimde yer alan gerekse henüz paylaşmadığım tüm bilgi ve belgeleri, ihtiyaç duyulması hâlinde araştırmalara destek vermek ve yolsuzlukların açığa çıkarılması için sunmaya hazır olduğumu kamuoyuna açıkça beyan ediyorum.
Bu yolsuzlukları dile getirmem nedeniyle bazı çevrelerce hakkımda ‘takıntılı’ ya da ‘birilerinin tetikçisi’ gibi ithamlar yapılmaya çalışılmaktadır. Açıkça ifade ediyorum: Eğer devletin malını çalanların peşine düşmek, kamunun kaynaklarını kişisel rant hâline getirenlerin düzenini bozmak “takıntı” ise; evet, ben takıntılıyım. Ancak kimsenin tetikçiliğini yapmadım, yapmam.
‘Kamera önünde tiyatro, arkada vurgun var’
Paylaştığım görsellerde durum son derece açıktır. Konuya az da olsa hâkim olan herkes bilir ki; fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri toplu seanslar hâlinde yapılamaz. Görsellerde görülen uygulamalar, fiilen yapılmamış seansların kamera kaydı üzerinden yapılmış gibi gösterilmesinden ibarettir.
Çocuklar gerçek anlamda bir fizik ya da eğitim almamakta; yalnızca kamera kayıtlarında yer alması için odalara konulmaktadır. Yanlarında aileleri olmayan bu özel gereksinimli bireyler, herhangi bir eğitim desteği almadan bekletilirken; devlet adına “seans” faturası kesilmekte ve kamu zarara uğratılmaktadır.
Bu görüntülere yalnızca fotoğraftan bakan, işi bilen herkes yıllardır süregelen vurgunu ve istismarı açıkça görebilecektir. Bu usulsüzlüklerin bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış olması ise denetim mekanizmasının ne derece yetersiz işletildiğinin ayrıca bir göstergesidir.
İncelemeler derinleştirildiğinde görülecektir ki; sözde yapılan seanslar, kurumda fiilen bulunmayan hayalî öğretmenler ve hayalî yöneticiler üzerinden sisteme girilmektedir. Ortada ne gerçek bir eğitim ne de gerçek bir rehabilitasyon vardır.
‘Kimse susacağımı sanmasın’
Bugüne kadar hiçbir konuda asılsız tek bir iddiada bulunmadım; bundan sonra da bulunmam. Yerel denetimlerdeki çıkar ve menfaat ilişkilerini, çalışma yasağı olan kişilerin nasıl el altından kurumlarda çalıştırıldığını, “şikâyet yok” gerekçesiyle yolsuzluklara nasıl göz yumulduğunu kalem kalem Bakanlık makamlarına bildirdim.
‘Bu dava şahsi bir dava değildir’
Şunu herkes bilmelidir: Müfettiş karşısında korkup susanlar olabilir. Bildiği gerçekleri anlatmaktan çekinenler olabilir. Gerçeği gizlemeye çalışanlar çıkabilir. Ancak karşılarında, bu yolsuzluğu yapan kişi babası dahi olsa, ispatlanana kadar bu işin peşini bırakmayacak ‘takıntılı’ bir adam vardır. Bu dava şahsi bir dava değildir. Bu dava; devletin hazinesini, milletin vicdanını, kamu kaynaklarını ve işini dürüst yapan, haksız kazanç elde etmeyen kurumları koruma davasıdır. Kimseden bir menfaat beklentim yoktur. Tek talebim adaletin yerini bulmasıdır. Hakkı yenen her bir bireyin hesabı sorulana kadar susmayacağım.”
