Gümüşte dünyayı sarsan 3 farklı fiyatın sırrı ne?

Gümüş piyasasında New York ile Tokyo arasında oluşan yüzde 80'lik fiyat farkı neyin habercisi? Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun, kâğıt kontratların sonuna gelindiğini belirterek küresel arbitrajın neden sustuğunu anlattı.

Gümüşte dünyayı sarsan 3 farklı fiyatın sırrı ne?

Küresel piyasalar, 1979’dan bu yana görülen en agresif yükseliş dalgasıyla 2025 yılını geride bırakırken, 2026’nın ilk sabahı finans tarihinde benzeri görülmemiş bir "fiziksel ayrışmaya" sahne oluyor. Geçen yıl altının yüzde 64,2, gümüşün ise yüzde 146 oranında değer kazandığı tarihi rallinin ardından, Kayserili Finans Profesörü Derviş Boztosun’dan dikkat çeken uyarı geldi.

Altın 4 bin 549 dolar, gümüş ise 84 dolarla tüm zamanların rekorunu kırarken; Boztosun, gümüşün dünyada üç farklı merkezde üç farklı fiyattan işlem gördüğüne dikkat çekerek kâğıt üzerindeki sanal sistemin iflas ettiğini belirtti. New York’taki 71 dolarlık fiyatı "vitrindeki illüzyon", Tokyo sokaklarındaki 130 dolarlık talebi ise "nakit paranın çaresizliği" olarak tanımlayan Boztosun, finans dünyasını sarsacak bir tespitte bulundu: "Kâğıt vaatler dönemi bitti, artık sokak kazanıyor!"

Finans Profesörü Boztosun açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "1 Ocak 2026. Takvimler yeni yılın ilk sabahını gösterirken, finans dünyası daha önce eşi benzeri görülmemiş bir ayrışmaya uyanıyor. Bugün yalnızca bir tarih değil; kâğıt ile metalin, vaat ile gerçeğin yollarının kalıcı biçimde ayrıldığı gün olarak kayda geçiyor.

Aynı maden… Aynı saflık derecesi… Aynı 24 saat… Ama dünyanın üç farklı köşesinde üç bambaşka fiyat: New York (COMEX) 71 dolar, Şanghay (SGE) 80 dolar, Tokyo (Sokak) 130 dolar.

Peki bir ons gümüşün fiyatı, aynı gün içinde nasıl olur da yüzde 80’den fazla fark gösterebilir?

Cevap basit, ama sarsıcı: Çünkü artık aynı şeyi almıyoruz. 

Vitrindeki illüzyon: New York

New York ekranlarında gördüğümüz 71 dolar, gümüşün değil, kâğıt sistemin son nefes fiyatıdır. Yıllardır bankaların devasa açığa satış pozisyonlarıyla baskılanan; fiziksel teslimat ihtimali yüzde 1’in dahi altında olan sanal bir rakam…

Bugün cebinizde nakitle New York’ta bir külçe almak isterseniz duyacağınız cümle nettir: “Stok yok. Bekleme listesi 14 ay.” 71 dolar, yalnızca ulaşılamayan bir etikettir.

Sanayinin gerçeği: Şanghay

Doğu’da tablo daha şeffaftır. Şanghay’daki 80 dolar, kâğıt kontratların değil; güneş panellerine, elektrikli araç bataryalarına ve 5G çiplerine girmek zorunda olan gerçek gümüşün fiyatıdır.

Çin sanayisi sanal rakamlarla üretim yapamaz; metal ister. Bu nedenle New York ile Şanghay arasındaki 9 dolarlık fark bir “prim” değil, piyasanın yeni taban fiyatıdır.

Panik ve güven: Tokyo

Tokyo sokaklarında konuşulan 130 dolar ise rasyonalitenin bittiği, korkunun başladığı yerdir. Sisteme olan güvenin buharlaştığı noktada, fiyatı artık ekrandaki algoritmalar değil, elinde fiziksel külçe tutanlar belirler.

130 dolar bir yatırım rakamı değil; nakit paranın metal karşısındaki çaresizliğinin ilanıdır.

Arbitraj neden susturuldu?

Normal şartlarda bu uçurum saatler içinde kapanırdı. Ucuzdan alıp pahalıda satan arbitraj mekanizması fiyatları eşitlerdi.
Ancak 2026’nın bu ilk gününde sistem kilitlidir. Çünkü:

Kasalar boş: Batı stokları kâğıt üzerinde var, kasada yok.

Lisans duvarı: Çin, gümüş ihracatını fiilen durdurarak metalini içeride tutuyor.

Güven krizi: Kimse elindeki fiziksel metali, karşılığında ne alacağını bilmediği bir kâğıt vaadi için gemiye yüklemek istemiyor.

Sonuç: Sokak her zaman kazanır

Bugün yaşanan, sıradan bir “gümüş sıkışması” değildir. Bu, sınırsız kâğıt arzının, sınırlı fiziksel gerçeklik karşısındaki yenilgisidir.

Kâğıt piyasaların en büyük silahı olan “sınırsız baskılama”, artık güneş paneli isteyen bir fabrikanın ya da birikimini korumaya çalışan bir Tokyo emeklisinin talebi karşısında etkisiz kalmaktadır.

Önümüzdeki günler tek bir gerçeği tescilleyecek: Fiziksel gümüşün gücü, ekranlardaki rakamların çok üzerindedir.

71 dolar vitrindeki hayal, 80 dolar sanayinin gerçeği, 130 dolar ise sokağın sesidir.

Ve tarih bize hep aynı dersi verir: Eninde sonunda sokak kazanır."