DEDİKODU

DEDİKODU

13:34:02 | 2019-07-15
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Aslında 15 Temmuz’un yıldönümünde farklı bir konu yazmak sizi şaşırtabilir.

Ama ben, Türkiye’nin ufkunu karartan FETÖ İhanet Örgütü’nün kitabını yazmış biri olarak, 15 Temmuzlarda sahnelenen bu cambaza bak oyununa çok sinirleniyorum.

Zira, yıllarca bu ihanet örgütünün değirmenine su taşımış ikiyüzlü bir güruh var ki, 15 Temmuz’un yıldönümünde düzenlenen etkinliklerde baş köşeyi tutmuyorlar mı, işte buna dayanamıyorum.

Eğer bir ilde Vali bile “Kayseri’de Fetö Borsası oluştu” diyorsa, boşuna uğraşmayın kardeşim.

Sizin Fetö ile Mücadele adı altında yaptığınız, Fetö Ağacı’nın dallarını ara-sıra budamaktan ibarettir.

Unutmayın, dalları budanan ağaç daha hızlı ve daha gür büyür.

İktidarın etkinleri ile iktidar himayesindeki para babaları çıkıp bu örgüte sağladıkları katkı için yargıya hesap vermediği sürece, hiç kimse bana ‘Fetö ile Mücadele’den bahsetmesin.

Bu konuyu bu sözlerle kapattıktan sonra, bir başka konuya geçiş yapmak istiyorum.

Efendim 8-10 gün önce, bir süredir kitap çalışması için bulunduğum köyümden Kayseri’ye geçtim ve 3 gün bazı işlerimi halledip, bazı ziyaretler gerçekleştirdim. Bazı dostlarla Kayseri Siyaseti üzerine sohbet etme imkanı buldum.

Karılaştığım her isim bana aynı soruyu sordu;

“Memduh Büyükkılıç, seçim sonrası devasa bir borç ile karşılaşınca AKP Genel Merkezi’ne giderek ‘Bu borcun altından belediye kalkamaz. İstifa ediyorum’ demiş. Yerine de Meclis Üyelerinin oylarıyla Mustafa Palancıoğlu getirilecekmiş. Doğru mu?”

Dilim döndüğünce anlattım, böyle bir durum olmayacağını, Memduh Büyükkılıç’ın 90’lı yıllarda başlayan mücadele sürecini. Kararlılığını vs..

Ama geride bıraktığımız hafta sonu bu iddialar haberleştirilip belli yayın organlarında yer alınca, bu konudaki görüşlerimi paylaşmayı zaruret hissettim.

Dr. Memduh Büyükkılıç’ı, 90’lı yıllarda Refah Partisi oluşumundan itibaren izleyen bir gazeteciyim.

Yaşanan o sıkıntılı süreçte hep ön safta idi.

Bu güne kadar hangi göreve getirildi ise, altından başarı ile kalktı.

AKP İçerisinde, Yilli Taife’nin pek haz almadığı bir isim olmasına rağmen, partinin genel merkezi tarafından hep korunup kollandı.

Yaklaşık 5 yıl önce, o taife Mehmet Özhaseki’nin milletvekilliği adaylığı sürecinde Büyükşehir’i Memduh Büyükkılıç’a bırakmamak için Mustafa Çelik’i cepheye sürdü.

Buna rağmen sessiz kalmayı seçti.

Başta Mehmet Özhaseki olmak üzere, yerelde partiye hakim insanların pek haz almadığı bir isim.

‘Zorlu Yıllar’ Kitabımda, Büyükkılıç’ın yanına yerleştirilen ve odacılıktan başkan yardımcılığına kadar yükselen, sonunda maskesi düşen ispiyoncunun Büyükkılıç ile ilgili kime bilgi taşıdığı hepinizin malumu.

Buna rağmen,  Büyükkılıç hiç kimseye kaş çatmadı. Sadece o ispiyoncuyu yanından uzaklaştırmakla yetindi.

Melikgazi Belediye’sinde girdiği her seçimde, partisine Türkiye Ortalamasının çok çok üzerinde oy kazandıran bir isimdir.

Büyükşehir Belediyesi’ne talip olduğunda da, karşılaşacağı ekonomik tabloyu biliyordu.

Seçim öncesi, Büyükşehir’in tüm birim yöneticileri ile toplantılar yaparak, karşılaşacağı manzarayı adeta ezberlemiş olarak göreve başladı.

Yaptığı işlerden ilki, Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan bürokratların aldıkları maaşları kabul edilebilir seviyelere çekmek oldu.

Mevcut yönetici yapısına hemen hemen hiç dokunmadı.

Kendisine çok yakın 3-5 bürokratı Büyükşehir’e getirmenin ötesine geçmedi.

Seçildiği günden bu yana da, nefes almaksızın koşturuyor, hafta sonları bile görevinin başında.

Borç yüküne gelince, hangi belediye ekonomik yönden rahat ki..

Sayın Cumhurbaşkanı demedi mi, ‘Belediyeler personel maaşlarını ödeyemeyecek durumda’ diye..

Eğer bu gün Büyükşehir Belediyesi ciddi bir borç yükü altında ise, bunun izahını Sayın Mehmet Özhaseki’nin yapması gerekir.

Zira Belediyede para edecek ne kadar değer ve arazi varsa satıldı.

Yıllarca bu millet ‘Borçsuz Belediye’ edebiyatı ile oyalandı.

Yani diyeceğim dostlar, tanıdığım Dr. Memduh Büyükkılıç’ın, bir fani olarak yaptığı hatalar olsa bile, üstlendiği bir görevde havlu atıp, “Ben oynamıyorum” diyecek bir karaktere sahip olmadığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

Ama şunu da çok iyi biliyorum.

Bu kadar yerleşmiş, gazetelere bile haber olmuş bir söylentinin  de sorumlusunu dışarda aramak anlamsızdır.

Bu fitne tezgahına malzeme taşıyanlar da yine, Memduh Büyükkılıç’ı içine sindiremeyen, AKP etiketi taşıyan insanlardır.

Önemli olan bunların kim olduğunu ortaya çıkarılmasıdır.

Sayın Büyükkılıç’ın bu anlamda, ince eleyip sık dokuyarak bu fitne ocağını yok etmesi gerekir.




ETİKET :  

Tümü