BUZLUKTAN ADAM ÇIKARMA..

BUZLUKTAN ADAM ÇIKARMA..

17:21:22 | 2019-03-10
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Türk Siyasetinin içine düştüğü çıkmazın şifresi aslında başlıkta gizlidir.

Yeniden, yenilikten korkulduğu kaçıldığı için, her seçim döneminde liderler partinin buzluğunun kapağını açarlar. Eskinin kulağı kesiklerinden birinin buzlarının çözülmesini sağlar ve millete dayatırlar.

20 küsur yıl belediye başkanlığı yapmış, milletvekilliği, parti genel merkez yöneticiliği, bakanlık sonrası Ankara’ya dayatılan Sayın Mehmet Özhaseki, buna bir örnektir.

Hele Binali Yıldırım, milletvekilliği, bakanlık, parti genel başkanlığı, başbakanlık, TBMM Başkanlığı ve şimdi de Belediye Başkan Adaylığı..

Ben Ankaralı olsam sorarım, “Yahu koskoca bir parti,  bu kentte bunca yıldır bir belediye başkan namzeti yetiştiremedi de Kayseri’den adammı getirdi. O zaman Melih Gökçek’i neden ‘yorgun’ diye görevden aldınız. Aynı sürede belediye başkanlığı yapmış Mehmet Özhaseki yorgun değil mi?” diye.

Ya da İstanbul Seçmeni olsam sorarım;

“17 Milyonluk İstanbul’da, arkasında bir başarı hikayesi olan bir belediye başkan adayı yetiştiremedik de, Binali Bey’e İstanbul’da emeklilik keyfini yaşa diye makam mı hediye ediyorsunuz?” diye.

Hele İzmir’i hiç konuşmayalım.

Mübarek geldiği günden bu yana konuştukça batıyor, iktidar adayı. Sonunda kabuğuna çekilmeye karar vermiş olmalı ki, sesi soluğu duyulmuyor son zamanlarda.

Peki buna karşılık Millet İttifakını oluşturan Parti ne yaptı?

Adaylarını seçerken, “Arkasında bir başarı hikayesi var mı?” sorusunu sordu.

Beylikdüzü’nü İstanbul’un en gözde ilçesi yapan bir ismi getirdi, “Sen İstanbul adayımızsın” dedi.

O, Beypazarına Başkan olana kadar kimsenin bilmediği Ankara’nın Beypazarı İlçesi’ni, turistik bir merkez haline getirdi.

Sağcısı, solcusu, partilisi, partisizi dediler ki, “Bu adam Ankara’nın başında olmalı.  Melih Gökçek gibi bir mikserle yarışa girdi,  son gece oyunu ile seçimleri kaybetti. Ama sabırla bekledi, 5 yıl sonra yeniden ittifak adayı yapıldı. Bu gün Ankara’da işi şansa bırakmamak için gecesini gündüzüne katıyor ve gelen bilgiler, Ankara’yı kazanacağı yolunda.

Yetmedi.

İzmir için o kadar siyaset doktoru! sıraya girmişken, Kemal Kılıçdaroğlu, Seferihisar’da kısa zamanda bir başarı hikayesi yazan Tunç Soyer gibi bir ismi getirdi ve “Bu adam İzmir’i en güzel şekilde yönetir” dedi.

Ve göreceksiniz, Millet İttifakı’nın, ülkenin en büyük 3 vilayetine aday yaptığı bu isimler, seçilmeleri halinde, ki seçilecekler gibi bir tablo var.  Artlarında başarı hikayelerini Ankara için, İstanbul için, İzmir için geliştirecekler.

Zira  karşılarında,  yönetmeye talip oldukları kentlerin dışından getirilen ve siyaset terminolojisinde ‘Metal Yorgunu’ olarak adlandırılan 3 tane buzluktan çıkmış isim var.

Bu genç isimlerin hiç biri “Bu benim işim” demiyor.

Birlikte başaracağız diyor.

Bu üç isim, “Genel Başkana sorayım” demiyor, “Yönetmeye talip olduğum kenti tartışmak için rakibimi TV ekranına davet ediyorum” diyor.

Bu üç isim, “10 yıl sonra biz bu kente ihanet ettik” diyeceğiz demiyor. “Önce insan” diyor, “Önce çevre” diyor, “Önce yaşanabilir bir kent”  diyor,  “İnsani Yaşam Endeksinde üst sıralara yükselmiş metropol” diyor,  “Üretici ile el ele olacağız” diyor,  “Mutlu Çocukların yaşadığı mutlu kentler inşa edeceğiz” diyor..

Peki öte yanda kalanlar ne diyor.

Onlar seçim çalışmalarını Sayın Cumhurbaşkanına ihale ettiler, Sayın Cumhurbaşkanı ve beraberindeki “Beka” dedikçe, onlar koro halinde “Ülkenin bir beka sorunu yok. Nihayetinde belediye başkanı seçeceğiz” diyor. Sayın Cumhurbaşkanının milletin üzerine çay ata ata neredeyse kolu ve omuzu hasarlı hale geldiğine bakmadan, “Çayla, çorbayla olmaz bu işler” diyor. Erdoğan ve Bahçeli “İllet bunlar, Zillet bunlar” diyerek toplumun yarısını dışlarken, onlar “Gönül belediyeciliği” diyor.

Yani sevgili dostlar, gönül belediyeciliği, milleti bölerek, onları hainlikle yaftalayarak, bizden olmayanlar vatan hainidir nidaları atarak, siyasal toplantılara cami imamlarını katılmak zorunda bırakarak, Cami İmamına, seçim zaferi için dua ettirerek,  AKP’ye oy vermenin Cennet Tapusu olduğunu iddia ederek olmaz.

Ne diyor, Yunus Emre;

Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet dahi,
Elin yüzün yumaz değil.




ETİKET :  

Tümü