BİZE SİZE DEĞİL..

BİZE SİZE DEĞİL..

19:15:08 | 2020-01-23
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Günlerdir izliyorum Kanal İstanbul ya da İstanbul Kanalı tartışmalarını.

Herkes ama herkes aslında meseleyi çok iyi biliyor ama dillendirmekten kaçınıyor.

Kanal İstanbul Projesi,  mutlu azınlığa bir arada yaşayacakları yeni bir kent kurma projesidir.

Sadece ülkemizin mutlu azınlığına değil, yeşil dolarları ile bizi esir alan bir takım Arap azınlığını da bu projeye dahil edebilirsiniz.

Düşünebiliyor musunuz,  250  metre genişliğinde bir derya.

Deryanın sağında ve solunda görkemli lüks ötesi binalar, dairenin tanesi 3-5 milyon.

Garajda, Almanların ve İngilizlerin koleksiyonerler için ürettiği lüks ötesi araçlar.

Ulaşımda daha seri olan helikopterler için pistler.

En önemlisi de yatların çekileceği yapay limancıklar.

Nasılsa para gani.

Bizden olup buraya yerleşecekler 18 yıldır ülkeye değil, kendi ceplerine ondan çalıştılar.

Bizden olmayanları da zaten petrol zengini.

Tek ortak özellikleri ‘Sonradan görme’ olmaları.

Onlar, ‘Avam’ ile aynı mahallede, aynı kentte oturmak istemiyorlar artık.

Onlar havalimanının yanıbaşında, canları çektiğinde İngiltere, kafalarına estiğinde Paris’e gidip mağaza kapatmak, tepeden baktıkları insancıklarla da bir arada yaşamak istemiyorlar.

Para gani..

Mal mülk tamam. İngiltere’ye, İspanya’ya da yatırım yapıp oranın vatandaşı oldular.

Paralar İsviçre Bankalarında  istiflendi, dolar hesabında.

Onlara bu geleceği hazırlayan tepedeki adama karşı da Avam Tabakasının homurtuları artmaya başladı.

Son bir talepleri var Sayın Reisten.

Onlara, fakir fukarayı görmeyecekleri bir kent inşa etmesi.

İşte İstanbul Kanalı’nın gündeme getirilmesi ve tüm sonradan görmelerle Arap Şeyhlerinin yıllar önce buralardan arsa toplamasının nedeni, Huzur! içinde yaşayabilecekleri bir kent özlemidir.

Öyle bir kent ki, parayla girilmeli, parayla çıkılmalı.

Hava, kara ve deniz ulaşımı ile her yere bağlı olmalı.

Akıllı şehir projesi ile hayatı kolaylaştırmalı.

Bunun ötesinde, size-bize sunulan bilmem kaç gemi geçecek, bilmem ne kadar döviz girdisi sağlanacak söylemleri safsatadan ibarettir.

Bu kanalın yapılması için her türlü imkan zorlanacaktır.

Zira söz verilmiştir Türkiye’nin sonradan olma zenginlerine.

Söz verilmiştir Katar Emirinin annesine, sülalesine.

Onlar dünya sosyetesinin ayağına gitmekten yoruldular, dünya sosyetesinin sırf gezmeye gelecekleri bir kent istiyorlar. 

Dubai gibi.

Dünyanın sonradan görmelerinin, halkı sömürerek zenginleşeceklerin ister havadan, ister karadan, ister deniz yoluyla rahatça gelip 7 yıldızlı mekanlarda ağırlanacağı, Paris gibi, Londra gibi bir kent parçası..

Ama zenginin malı, züğürdün çenesini yorar ya hani.

Gece, gündüz, sabah, akşam tüm tv kanallarında kanal meselesi tartışılıyor.

Gelelim kanalın finansman meselesine.

Körfez geçiş Projesi çerçevesinde yaptırılan ve geçiş garantisi verilen köprünün bedelini sen-ben ödüyor muyuz?

Ödüyoruz.

3. Havalimanı için 5’li Çete olarak adlandırılan ayrıcalıklı şirketlere havaalanı için harcadıkları paranın bir iki mislini fazladan ödüyor muyuz?

Ödüyoruz.

3. Köprü için belki de hiç geçmeyeceğimiz, hiç görmeyeceğimiz halde köprüyü yapanlara, yapım bedelinin 3 katı para bizim vergilerimizden ödeniyor mu?

Ödeniyor.

Bazı kentlere yaptırılan ve verimli olmadığı daha hizmete girmeden ortaya çıkan Şehir Hastaneleri için ayrıcalıklı şirketlere hem de 25 yıl vergilerimizle yapım maliyetinin bir kaç katı para ödeyecek miyiz?

Ödeyeceğiz.

1150 Odalı, oda dediklerinin her biri bin kişilik salon büyüklüğünde, dünyanın en masraflı binasının giderlerini tıpış tıpış ödüyor muyuz?

Ödüyoruz.

Onların yaşadığı lüksün, görkemin bedeli bizim cebimizden çıkıyor mu?

Çıkıyor.

Merak etmeyin, eğer gerçekleşirse Kanal İstanbul’un yapım maliyetini de tıpış tıpış öderiz, hiç birimizin de gıkı çıkmaz.

Zira bu milletin sorma, sorgulama yeteneği bilinçli politikalarla elinden alındı.

Arada kalan ve ara sıra ‘Ama’ diyen, ‘Fakat’ diyenlerin alnına da yaratılan Cahil bir Zümre tarafından ‘Hain’ damgası yapıştırılıveriyor.

O nedenle, Baş Yücenin verdiği her karar doğrudur, tartışılmaz ilkesine uyacaksınız.

Yoksa Hain, yoksa Kafir olursunuz..




ETİKET :  

Tümü