Bahçeli, Papa'nın gelişi sonrası ünlü Kayseriliyi aradı! İşte çarpıcı detayları
Papa 14. Leo'nun Türkiye ziyaretleri kapsamında İznik'te düzenlediği ayinin ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'dan açıklama geldi. Yapılan ayinin 'maksatlı' olduğu belirten Semih Yalçın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Kayserili ismi aradığını duyurdu.
Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo’nun, Türkiye ziyaretleri kapsamında İznik’te bin 700 yıl önceki Konsil Toplantısı’nı yeniden canlandırarak ayin düzenlemesi vatandaşlar tarafından tepki ile karşılandı. Yapılan ayinin ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın bu duruma tepki gösterirken, Devlet Bahçeli’nin Kuruluş Orhan dizisinin de yapımcısı olan Kayserili isim Mehmet Bozdağ’ı aradığını açıkladı.
‘Hem tarihî, hem de dîni ayrışmaları kaşımayı hedefleyen ziyaret’
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın yapılan ayinin ardından, “Bilindiği üzere Papa 14. Leo, 27 Kasım- 2 Aralık tarihlerinde Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirmektedir. Hristiyan dünyasına yönelik planlı mesajlar içeren ve hem tarihî, hem de dîni ayrışmaları kaşımayı hedefleyen bu ziyaretin, bir tür şova dönüştürüldüğü görülmektedir. Nitekim söz konusu ziyaretin İznik bölümü esnasında, 325 yılında yapılmış olan 1700 yıl önceki Konsil Toplantısı yeniden canlandırılarak gösterişli bir ayin düzenlenmiştir. Hristiyan âleminin birleşip bütünleşmesi hedefiyle Selçuklu ve Osmanlı bakiyesi Türk topraklarında düzenlenen bu maksatlı ayin, kamuoyunda rahatsızlığa yol açmıştır” açıklamalarında bulundu.
Devlet Bahçeli Kayserili ismi aradı
Semih Yalçın, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Kayserili ismi aradığını, “Bu bağlamda; Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli de ATV kanalında yayımlanmakta olan Kuruluş Orhan dizisinin senarist ve yapımcısı Mehmet Bozdağ’ı arayarak, dizinin, Türk tarihi ve Anadolu coğrafyası açısından çok önemli öğretici, uyarıcı bir çalışma olduğunun altını çizmiştir. Sayın Genel Başkanımız ayrıca, yakinen takip ettiği bu başarılı dizinin, milletimizce hassasiyet ve ilgiyle seyredilmesi tavsiyesinde bulunmuştur” ifadeleri ile duyurdu.
Papa’nın gelişi tesadüf mü?
Diğer yandan Papa’nın Türkiye’ye geldiği 27 Kasım tarihinin de tesadüf olmadığı gözler önüne serilirken Haçlı Seferleri’nin başlatan konuşmanın da bin yıl önce aynı gün yapıldığı görüldü. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı: Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. ‘Deus vult!’ yani ‘Tanrı bunu istiyor!’ haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler. Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi.
Papa’nın gelişindeki diğer detaylar
Aynı zamanda tarihçi de olan Rektör Erhan Afyoncu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Papa’nın gelişine dair diğer detaylara da yer verildi. Farklı tesadüflerin olduğunu belirten Afyoncu şu ifadelere yer verdi: Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretinde ilginç bir tesadüf daha var. 1054'te Doğu ve Batı kiliselerini tam ayrılırken, Papa 9. Leo idi. Şimdi başka bir Leo (Papa 14. Leo) Batı ve Doğu kiliselerini yakınlaştırmaya çalışıyor.
330’da Roma İmparatorluğu başkentinin İstanbul’a taşınması Roma’nın tek dinî otorite merkezi olmaktan çıkmaya başlamasının başlangıcıydı. Konstantin İstanbul’u başşehri yapınca İstanbul da önemli kilise merkezleri arasına girdi. Roma ile İstanbul arasındaki ilk dini mücadele 343’te Serdika’da (Sofya) toplanan konsilde ortaya çıktı. Roma, bu konsildeki tartışmalardan sonra İstanbul’un yükselişinin önünü kesmek amacıyla kiliseyle ilgili her türlü resmî kararda tek yetkili makamın kendisi olduğunu ilan etti. Doğulu piskoposlar ise konsil kararlarını tanımadılar. İstanbul ve Roma kiliseleri artık birbirlerinden ayrılmaya başlamıştı.
381’de İmparator I. Theodosios’un topladığı ve Roma'dan kimsenin çağrılmadığı İstanbul Konsili’nde Roma’dan sonra ikinci yetkili makamın İstanbul olduğu ilan edildi. 395’te Roma'nın ikiye bölünmesi sonucunda kiliseler de kendi bölgelerindeki mahalli kültüre göre şekillenmeye başladı.
451' deki Kadıköy Konsili'nde İstanbul kilisesinin Roma ile aynı imtiyazlara sahip olduğu kararı alındı.
476'da Batı Roma İmparatorluğu'nun çökmesiyle Papa tek güç odağı oldu. Doğu kilisesinde teolojik tartışmalar olurken, Batı kilisesinde düzenin sağlanması için disiplin ön plana çıktı. Batı'da Papa tek etkili güç durumuna gelirken, Doğu’da kilise imparatorun hükmü altına girdi.
İki kilise arasındaki en önemli kırılma 595'te oldu. İstanbul Patriği 4. Ioannis tarihte ilk defa ekümenik patrik ünvanını aldı. Patrikhane'nin tek ve evrensel kilise olduğunu ileri sürdü. Batılı din adamları papanın bile bu ünvanı kullanmaya cesaret edemediğini söyleyip, Patrik'i eleştirdiler.
Patrik I. Mihail Kirularios, 1053’ten itibaren Roma’ya karşı mücadeyi sertleştirdi. İstanbul’daki bütün Latin kiliselerini kapattı. İki kilise arasındaki birliği yeniden kurmak amacıyla Papa 9. Leo, 1054'te Kardinal Humbert başkanlığındaki bir elçi heyetini İstanbul’a gönderdi. Patrik, Batı kilisesinin uygulamalarını dine aykırı görüp uzlaşmayı reddetti. Kardinal Humbert, Ayasofya'ya papa adına bir aforoz fermanı bıraktı. Patrik de aynı gün papa ve elçilerini aforoz etti. Karşılıklı aforozlar, Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki resmî ayrılığın simgesi haline geldi. Bu hadiseye Büyük Şizma denir.
Daha sonraki yıllarda Bizans'ın zayıflamasıyla Roma ve İstanbul kiliselerinin zaman zaman yeniden birleşmeleri gündeme geldi. Bizans, Yıldırım Bayezid döneminden itibaren ağır bir baskı altına alınmıştı. Bizanslı devlet adamları, Osmanlı baskısından kurtulmak için Avrupa'daki Hristiyanlar'dan gelecek yardımdan başka çareleri olmadığını düşündüler. Fakat bu yardım karşılıksız olmuyordu. Papa, Bizans'a kiliselerin birleşmesi şartını ileri sürdü. Başka çıkar yol bulamayan Bizanslılar, 1439'da Floransa Konsili'nde papanın isteklerini kabul ettiler. Ancak Bizans ikiye bölündü. Kiliselerin birleşmesi taraftarı olan Patrik Gregorios Mammas, birleşmeye karşı olanların baskısından dolayı Ağustos 1451'de Roma'ya kaçtı. İmparator Konstantin halkın tepkisine rağmen adım adım yaklaşan Türk tehlikesine karşı Avrupa'dan yardım almak için son çare olarak Papa'ya Ortodoks kilisesini Katolik kilisesiyle birleştirmeye hazır olduğunu bildirdi. Saint Sabina Kardinali Isidoros, 12 Aralık 1452'de Ayasofya'daki âyini bizzat yönetti. Roma usulünde yapılan ayinde papanın ve kaçan Patrik Gregorios'un adları birlikte zikredildi. Halk ve din adamlarının çoğu olup biteni protesto ettiler. Meyhanelere dolan Bizanslılar kadehler dolusu şarap içerek birlikçilere lanet okuyup, Meryem'in ikonasına kadeh kaldırdılar. ‘Biz ne Latinler'in yardımına ne de birliğe muhtacız. Katolik tarzında ibadet bizden uzak olsun’ diye bağırdılar.


