Arıkan: Tehdit büyük tehlike yakındır!
Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, Venezuela'da yaşanan gelişmelerin ardından dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini belirterek, 'Ülkemiz ve bölgemiz açısından tehdit, hiç olmadığı kadar büyük, tehlike hiç olmadığı kadar yakın.' dedi. Ayrıntılar Kayseri Olay haberde…
Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, 2026 yılının ilk grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Venezuela’da yaşanan gelişmelere değinen Arıkan, dünyanın olağan üstü bir dönemden geçtiğini belirterek, “Yaşanan gelişmeler göstermektedir ki dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor. Ülkemiz ve bölgemiz açısından tehdit, hiç olmadığı kadar büyük, tehlike hiç olmadığı kadar yakın. Ülkemizin ve bölgemizin dört bir yandan kuşatıldığı, savaş tamtamlarının daha da yakından duyulmaya başladığı bir dönemdeyiz. Böylesine kritik bir dönemde, ülkemize kurtuluş yolunu gösterecek, rehberlik edecek, en önemli adres, hiç şüphesiz çatısı altında bulunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisidir. 7 düvele karşı vatan savunması verdiğimiz ve mazlum milletlere umut olduğumuz Millî Mücadele döneminde meclisimiz, kurtuluşun ve bağımsızlığın karargâhı olmuştu. Bir asır sonra bugün yine, ülkemiz, bölgemiz ve dünya aynı emperyalist zorbalıkla karşı karşıyadır. Gazze’deki katliam ve Venezuela’da yaşananlar birbirinden bağımsız değildir. Gazze’de dökülen kan ile Venezuela’da kurulan tezgâh aynı kirli elin ürünüdür! Daha dün Venezuela meclisi tarafından Venezuela’nın yeni devlet başkanı olarak seçilen Rodriguez ‘Venezuela Siyonist bir saldırı altındadır’ diyerek bu hakikati dünyaya ifade etmiştir.” dedi.
2006 yılı çok zor geçecek!
Yaşananların ve yapılan açıklamaların 2026 yılının çok zor geçeceğini gösterdiğini belirten Arıkan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Az önce de belirttiğim gibi gerek bölgemiz de gerekse dünyada büyük bir savaşa hazırlık olduğunu görüyoruz. Bugün Sudan’da, Somali’de, Filistin’de, Yemen’de oynanan oyunlar; Venezuela'da Trump’ın işgali ve küstah açıklamaları, İran’a yönelik tehditler 2026 yılının çok zor geçeceğini bizlere göstermektedir. Dünyanın gittiği yönü doğru tespit etmek zorundayız. Şimdi sormak zorundayım, değerli arkadaşlar?
Bu savaş çanları kimin için çalıyor?
Bu canlar kimin için veriliyor?
Konuşmamın bu bölümünde, Türkiye başta olmak üzere, tüm dünya liderlerine seslenmek istiyorum. Evet! Tüm dünya liderlerine sesleniyorum çünkü, bu savaş çanları tüm dünya için çalıyor! Kurtuluşu, Amerika’yla iş birliğinde arayan devletler, Trump ile görüşebilmek için sırada bekleyen liderler, icazeti Washington’da arayanlar, Oval ofiste hizaya girmekten rahatsızlık duymayanlar! Şu atasözünü unutmamalıdır: Ayıyla dansa kalkanlar, dansın ne zaman biteceğine karar veremezler. Sakın ha! Trump’ın parfüm sıkmasına, koltuk çekmesine, övgü dizmesine aldanmayın! Trump ve Netanyahu; Devlet Başkanı gibi değil küresel birer haydut ve kan emici vampirler gibi davranmaktalar. Ve Siyonizmin azgın iştahıyla dünyayı bir uçurumun kenarına sürüklemişlerdir. Artık Uluslararası hukuk bitmiş, Birleşmiş Milletler Çökmüştür. Diplomasi, yerini haydutluğa; diyalog, savaşa; sağduyu, katliama bırakmıştır. Dünya sapkın bir inanç olan siyonizm tarafından büyük savaşa hazırlanırken Türkiye ve bölge ülkeleri şunu idrak etmek zorundadır. Birlikten ve cesaretten başka hiçbir kurtuluş yolu yoktur. Siyonizm ve emperyalizmin kanlı sofrasında, kahvaltı menüsünde yer almayanlar, kurtulduk diye sevinmek yerine akşam sofrasında meze olmamak için; cesur ve kararlı bir duruş ortaya koymalıdır. İşte tamda bugün hem ülkemiz hem de bölgemiz için; ‘Bana ne Amerika’dan… Bana ne Amerika’dan… Bana ne Amerika’dan deme günüdür.’ Her türlü emperyalist tehdide karşı; Ülkemizde birlik olma, bölgemizde birlik olma günüdür.”
Türkiye ne yapmalı!
Yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin iç cephesini güçlendirmesi gerektiğini bu konuda en önemli görevin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düştüğünü belirten Arıkan, “Suriye’de, İran’da Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de sınırlarımıza dayanmış bu yakın tehdit ve tehlikelere karşı ne yapmalıyız? Atılacak ilk adım şüphesiz iç cepheyi güçlendirmek olmalıdır! İç cephemizin kalesi olan gazi meclisimiz bu hassasiyet ve bilinçle çalışmalarını gerçekleştirmelidir. Elbette iç cephenin tahkimatında en önemli sorumluluk Cumhurbaşkanlığı makamı ve hükümettir. İktidarın ilk atması gereken adım dış politikadaki gelişmelerle ilgili bilgilendirmeler yapmak ve istişarelerde bulunmak üzere; muhalefete bir araya gelme çağrısı yapmasıdır. İktidarı ve muhalefetiyle tüm dünyaya birliktelik mesajı vermek tarihin omuzlarımıza yüklediği en kritik sorumluluklardan biridir. Bu milletin evlatlarının yürekleri vatan savunmasında istisnasız birlikte atar. Bu gerçeği bütün dünyaya bir kez daha göstermenin zamanıdır. Bu tarihi bir çağrıdır. Milli hedeflere kilitlenmiş bir şekilde kararlı bir duruş sergilenmeli ve birlik-beraberlik mesajı verilmelidir. Bu ortak irade beyanı, en iyi savunma silahlarından daha etkili sonuçlara sahiptir. İçerideki iktidar hesapları, kutuplaşma, ayrıştırıcı dil, dış politikadaki bütünlüğün en büyük düşmanıdır. Bunu ortadan kaldırmak, birlik ve beraberliği sağlamak iktidarın milli güvenliğimizi ilgilendiren en önemli görevlerinden biridir. İktidarlar geçici ülkemiz, milletimiz kalıcıdır. Dış politika iç siyasi tartışmalara kurban edilemeyecek kadar hayati bir alandır. Bugün atacağımız adımlarla geleceğimizin şekilleneceği gerçeği asla unutulmamalıdır. Vakit nefislere galebe çaldırma değil, aklıselime dönme vaktidir. Zaman kamplaşma diline son verip, içerde toparlayıcı bir yaklaşıma acilen dönme zamanıdır. Dönem dış politikada “Kriz Masası/Ortak Akıl” oluşturma ve herkesin buraya katkısını alma dönemidir. Ayrıca; Türkiye derhal önceliklerini değiştirmelidir. Savunma sanayi ve tarım en öncelikli stratejik alan ilan edilmeli, bu alanda bir seferberlik başlatılmalıdır. Açık söylüyorum; Artık rezidans yapma kaygısıyla değil Türkiye’yi savunma ve gıdada bağımsız ve kendi kendine yeten bir ülke konumuna ulaştırma kaygısı ile hareket etmeliyiz. Şimdi proaktif bir anlayışla ‘Çok Taraflı Diplomasi’ atağı başlatılmalıdır. Kurtuluş Savaşı veriyormuşuz gibi muhalefet partilerinin de katkılarıyla dış politikada etkin bir yol haritası hayata geçirilmelidir. Gün gelişmeleri; ‘endişe ile takip etme’, ‘tarafları itidale davet’ etme, ‘işgale kriz’ deme günü değildir. Somut ve cesur adımları hayata geçirme günüdür. Unutulmamalıdır ki, içerde siyasi rekabet, ancak; güvenle yaşanabilecek ve bütünlüğünü koruyabilmiş bir Türkiye’de anlam ifade eder. “ diye konuştu.