Arıkan: İktidarın son kullanma tarihi geçmiştir!
Yeni Yol Grubu'nun TBMM'deki haftalık grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, 'Halkını son kullanma tarihi geçmiş ürünlere mahkûm eden bir iktidarın son kullanma tarihi çoktan geçmiştir.' dedi. Ayrıntılar Kayseri Olay haberde...
Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grubu’nun haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçtiğimiz hafta Ankara Ulus’ta otel ve pansiyonlarda kalan emeklilerle yaptığı görüşmeden detaylar veren Arıkan, “Dünyamız gibi, ülkemizde büyük bir kriz içerisinde. Hiç şüphesiz en büyük kriz ekonomide! Emeklilerimiz bu krizin tam ortasında; hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Verilen maaş bırakın insanca yaşamı, “evde aç oturmaya” bile yetmiyor. Niçin böyle söylüyorum? Çünkü artık kirasını ödeyemediği için “pansiyonlarda” yaşayan emeklilerimiz var. Geçtiğimiz hafta arkadaşlarımızla Ulus'taki bu pansiyonları ziyaret ettik. Burada emekli büyüklerimizle konuştuk. Söylenecek o kadar çok şey var ki! Hepsinin ellerinde onlarca yıl çalışmış olmaktan dolayı nasır, alınlarında ise helal yolla çalışıp çocuk büyütmüş olmanın gururu vardı. Fakat bu emekli büyüklerimiz başları eğik geziyor. Çünkü aldıkları emekli maaşları onları sıcak yuvalarından, torunlarından koparmış, izbe pansiyonlarda yaşamak mecburiyetinde bırakmış. Bizim pansiyonları ziyaretimiz esnasında emekli maaşına yapılacak zam görüşülüyordu. Ekonomi Bakanı çalışma yaptı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı açıklamalarda bulundu, Cumhurbaşkanı devreye girdi ve zam açıklandı! Ne kadar? 1062 TL! Allah’tan korkun…
Bu zamla güya emeklimiz rahat bir nefes alacakmış. Açıklanan zam Mehmet Şimşek'in deyimiyle söylüyorum. “Çerez parası bile” değil. Yapmayı düşündükleri zam neye karşılık geliyor merak ettik; İktidarın işlettiği “Tarım Kredi Marketinden” çerez aldık. İşte arkadaşlar! Emeklimize müjde diye verilen zamla alınabilen bir günlük çerez işte bu kadar! Sayın Cumhurbaşkanının sağlık için tavsiye ettiği, Manda yoğurdu, hurma, kestane balından değil, Bildiğiniz bir avuç çerezden bahsediyoruz. Kamudaki makam aracı saltanatı için ne demişti Sayın Şimşek: “çerez parası bile değil.” demişti İşte bu, emeklinin çerezi, Buda iktidarın çerezden anladığı! Ben bu fotoğrafı; Vatandaşından bu kadar uzaklaşan iktidarı; milletimizin vicdanına havale ediyorum. Allah bu iktidara vicdan-merhamet versin!”
İktidar, 24 yıldan beri elini attığı her şeyde olduğu gibi emeklilik sistemini de yap-boz tahtasına çevirdi. Yapılan son değişikliklerle; emeklilerimiz yaşlılık aylığına mahkûm edilmiştir. Halbuki, Emeklilik bir sistemin adıdır. Emeklilik insan hakkıdır. Eli ayağı tutarken çalışıp, primlerini ödeyip, belli yaşa geldikten sonra o sistemdeki birikimlerini alma hakkıdır. Öyle görünüyor ki, iktidar emekli maaşını 65 yaş aylığı ile karıştırıyor. İktidara bir kez daha sesleniyorum: Emekli maaşı, yaşlılık aylığı değildir. Gelin bu yanlıştan dönün. “Emekliler” yılı ilan ederek bu ülkenin emektarları ile helalleşemezsiniz. Helallik; haktan hukuktan geçer.” diye konuştu.
Bu taksimi kimden öğrendiniz?
İktidarın yoksullukla mücadele edemeyince milleti yoksulluğa ikna etmeye çalıştığını belirten Arıkan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Mesnevi'de geçen meşhur bir hikayedir. Aslan; birlikte avladıkları keçi, ceylan ve tavşanı; tilkiden taksim etmesini ister. Zavallı tilki kendince adaleti gözeterek, ceylanı aslana, keçiyi kurda, tavşanı ise kendine alır. Fakat aslan bu taksimatı beğenmez ve bir pençeyle tilkiyi yere serer… Aslan bu sefer kurda döner, taksimatı sen yap der; Kurt, “Efendim tavşan kahvaltınız, keçi öğle yemeğiniz, ceylan da akşam yemeğiniz” der ve kendisini aç bırakır. Keyiflenen aslan, bu taksimi nereden öğrendin diye sorunca; Kurt, yerde cansız yatan tilkiyi göstererek, ‘ondan öğrendim’ cevabını verir… Şimdi; vatandaşın cebindeki on kuruşun o ikisini faize, o ikisini vergiye, o ikisini enflasyona, o ikisini ihale sahiplerine verip bu necip milleti açlığa, yoksulluğa mahkûm eden iktidara soruyoruz; Siz bu vicdansız ve adaletsiz taksimi nereden öğrendiniz? Zengine dokuz pul, yoksula bir pul zulmünü nereden öğrendiniz? Biz size yıllardır Londra'yı, Washington'u Paris'i bırakın; çarşıya, pazara, markete bakın diyoruz ya! Neden biliyor musunuz? Çünkü siz bu vicdansız taksimi Washington’da faiz yöneten, Londra’da kredi notu veren, Paris’te ıstakoz yiyen elitlerin lobisinden öğrendiniz. Öyle görünüyor ki; iktidar yoksullukla mücadele edemeyince milleti yoksulluğa ikna etmeye çalışıyor. Öyle bir taksim var ki; Kira konut enflasyonunda dünya 1'incisi olan bir ülkede verilen üç kuruşla emeklimiz pansiyonlara mahkûm edildi. Sadece; Kira Konut Enflasyonunda mı bunlar oldu? Hayır! Türkiye aynı zamanda dünyada ev almanın en zor olduğu ülke konumuna geldi. Bu tablo bize şunu gösteriyor, Türkiye'de ev almak hayal oldu. Ama iktidar bu şekilde devam ederse yakında kiraya çıkmak da hayal olacak.”
Kırmızı et enflasyonu
“Hadi bir şekilde insanımız başardı, kiraya çıktı. Bu kezde, mutfakta et pişmesi hayal olacak! Biz, Tarım ve hayvancılık cenneti olması gereken bir ülkede yaşıyoruz. Çok uzağa gitmeyelim, coğrafyamızdan, komşularımızdan size örnek vereyim. Bir kilogram dana etinin ortalama fiyatı Gürcistan’da 382 TL, Bulgaristan’da 503 TL, Suriye’de 363 TL, Irak’ta 529 TL, İran’da 413 TL ve Ermenistan’da 511 TL. Türkiye’de ne kadar? 865 TL. Aralık 2025’te, etin kilosu ilk kez 20 doları aştı. Değerli arkadaşlar, bu; dünyadaki ortalama et fiyatlarının yaklaşık üç katı. Düşünün! Emekliye açıklanan 1062 TL zamla, 1 buçuk kilo et bile alamıyorsunuz… Tarımı bitirirsen, hayvancılığı bitirirsen olacağı bu işte, insanlarımızı dünyanın en pahalı etine bakmak zorunda bıraktınız! Değerli arkadaşlar, bu ülkede kırmızı et sorunu yok! Kırmızı eti vatandaşına lüks gören bir iktidar sorunu var. Çocukların kursağından geçecek bir lokma etten bile Yandaşına kazandırma derdine düşen çürük bir zihniyet sorunu var.”
Yerli üreticiyi korumak mı, yandaşı zengin etmek mi?
“İktidar diyor ki, “proteini etten almayın”. Tamam! Biz de proteini başka şeyden alalım, mesela kırmızı mercimekten alalım. Malumunuz kırmızı mercimek protein açısından oldukça zengin ve sağlıklı bir besindir.
Bakınız • bu elimde görmüş olduğunuz kırmızı mercimek; yerli üretim, fiyatı 75 TL, Bu elimde görmüş olduğunuz kırmızı mercimek de, Kanada’dan ithal edilmiş. fiyatı 45 TL. İkisi de aynı market, aynı marka, aynı gramaj! İçindeki protein ve lif oranı bile aynı! Toronto’dan gelen 45 lira! Konya’dan gelen 75 lira! Şimdi soruyorum, sizin için mercimek yerli ve milli değil mi? Bu mercimeği üretenler de bizim çiftçimiz değil mi? Öyle görünüyor ki, İktidar için kırmızı mercimeğin yerli ve milliliği, doların yeşilini görene kadarmış.”
İktidarın son kullanma tarihi geçmiştir
“Tüm bu kötü ekonomi yönetimi ve yüksek enflasyondan sonra ne oldu biliyor musunuz? İstanbul’da ve 3 büyük şehirde son kullanma tarihi geçmek üzere olan ürünlerin satıldığı bir market zinciri açıldı. Zincir marketlerdeki stok dışı bırakılan ürünler burada satılıyor. Bozulmaya yüz tutmuş sebze ve meyveler, bayatlamaya ramak kalmış ekmekler satılıyor. Ve bu marketlerin önünde kuyruklar var… En fazla rağbet edenler kim peki? Emekliler ve gençler. Bu market, israfın önlenmesi açısından önemli bir girişimken, Türkiye’nin gerçek durumunu anlatmak için yeterli bir değişimdir. Değerli arkadaşlar esas gerçek şudur; Halkını son kullanma tarihi geçmiş ürünlere mahkûm eden bir iktidarın son kullanma tarihi çoktan geçmiştir.”
