ABD borcunu kime ödetecek? Kayserili Profesörden ezber bozan 'Trump' analizi

Kayserili Finans Profesörü Dr. Derviş Boztosun, ABD'nin sürdürülemez borç yükü karşısında Donald Trump'ın bir 'iflas masası taktiği' uyguladığını açıkladı.

ABD borcunu kime  ödetecek? Kayserili Profesörden ezber bozan 'Trump' analizi
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Kayserili Finans Profesörü Dr. Derviş Boztosun, ABD’nin 38 trilyon dolarlık devasa borç sarmalı ve Donald Trump’ın bu krizdeki rolüne dair dikkat çeken bir açıklamada bulundu. 

Dünya kamuoyu aylardır aynı soruyu soruyor: “Trump deli mi?” Sosyal medya paylaşımları, gümrük vergisi tehditleri ve müttefiklerine savurduğu fırçalarla bir "kaos mimarı" portresi çizen Trump, gerçekten plansız mı hareket ediyor? Kayserili Finans Profesörü Dr. Derviş Boztosun’a göre cevap çok net: Hayır.

Boztosun’un analizine göre karşımızdaki tablo bir delilik hali değil; aksine, son derece hoyratça uygulanan, tanıdık bir iflas masası stratejisi.

Kayserili Finans Profesörü Boztosun açıklamasında şu ifadelere yer verdi:  Trump deli mi? Trump deli değil, çünkü delilik plansızlıktır. Bugün gördüğümüz şey ise tanıdık bir planın, son derece hoyrat bir uygulamasıdır.

ABD’nin problemi Trump değil. ABD’nin problemi 38 trilyon dolarlık bir borcun artık çevrilememesidir. Bu borç ne vergiyle ödenir, ne büyümeyle kapatılır, ne de Fed’in masal anlatarak gizleyebileceği bir noktadadır.

Bu noktadan sonra devletlerin yalnızca iki silahı vardır: Paranın değeriyle oynamak ya da sistemi kırmak. Trump ikisini birden yapıyor

Borç ödenmez, eritilir

Devlet borcu ahlaki bir mesele değildir. Bu bir matematik meselesidir. Nominal borç rakamı kutsal değildir; önemli olan borcun satın alma gücüdür. ABD bunu bilir. Hep bildi.

1971’de Nixon altını kesti, dolar düştü, borç eridi. 1985’te Plaza Accord yapıldı, dolar %50 zayıfladı, ABD rahatladı. 2008 sonrası para basıldı, varlıklar şişti, yük yine halka aktarıldı.

ABD hiçbir zaman ‘borcunu ödemedi’. Borcu başkalarına ödettirdi. Bugün de olan budur.

2026: Duvara çarpan sistem

Önümüzde bir gerçek var ve kimse yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyor: 2026’da çevrilmesi gereken 10 trilyon dolar, mevcut faiz rejimiyle çevrilemez. Bu bir görüş değil. Bu basit aritmetik.

Fed faiz indirirse enflasyon patlar. İndirmezse bütçe çöker. Her iki durumda da siyasi sistem bunu taşıyamaz.

İşte Trump tam bu noktada devreye giriyor. Ama beyaz eldivenle değil.

Plaza accord değil, plaza kavgası

1985’te ne olmuştu? ABD, Japonya ve Avrupa’yı masaya oturtmuş, koordineli bir dolar zayıflatma operasyonu yapmıştı. Herkes canı yansa da oyunda kalmıştı. Bugün öyle bir masa yok. Çünkü kimse gönüllü olarak trilyonlarca dolarlık rezervinin erimesini kabul etmiyor. Trump bunu biliyor. O yüzden anlaşma aramıyor. Kaos yaratıyor.

Gümrük vergileri, yaptırım tehditleri, müttefiklere hakaret, merkez bankasına baskı, finans devlerine sopa… Bu bir diplomasi değil. Bu bir iflas masası taktiği. ‘Ya zarara razı olursun, ya masayı deviririm.’ Trump’ın hayatı boyunca kazandığı her pazarlığın özeti budur.

Asıl tehlike: Doların güveni

Zayıf dolar, ABD için yeni bir şey değil. Tehlikeli olan nasıl zayıfladığıdır. Kontrollü devalüasyon başka bir şeydir. Güven erozyonu bambaşka.

Dolar rezerv para olduğu için güçlüdür, güçlü olduğu için rezerv değildir. Bu denge kırılırsa, ABD borçtan kurtulabilir ama sistem liderliğini kaybedebilir.

Trump’ın umurunda mı? Hiç sanmıyorum. Bu adam mikro ölçekte defalarca aynı şeyi yaptı: Borcu şişirdi, kriz yarattı, alacaklıyı zarara razı etti… Kendisi çıktı. Şimdi aynı refleksi devlet ölçeğinde deniyor. Bu cesaret değil. Bu kumardır.

Kazananlar ve ezilenler

Bu oyunda kazananlar belli: ABD hazinesi, Reel varlık sahipleri, Altın ve sınırlı arzlı enstrümanlar

Kaybedenler de belli: Dolar cinsinden tasarruf yapanlar, Tahvil sahipleri, ‘Güvenli liman’ masalına inananlar

Trump ‘America First’ diyor. Doğru.
Ama bunun tercümesi şu: ‘Bedeli dünya ödesin.’

Son söz: Deli değil, umursamaz

Trump bir dahi değil. Ama kesinlikle deli de değil. 

Daha tehlikeli bir yerde duruyor: Sonuçları umursamayan bir tasfiyeci.

Elinde balta var. Karşısında borç var. Arada sistem var.

Bazen tümör gider. Ama bazen hasta da masada kalır. Ve bu sefer hasta sadece Amerika değil."