120 kişi hayatını kaybetmişti! İşte Develi depremiyle ilgili bilinmeyenler

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Kayseri'nin Develi ilçesinde 21 Şubat 1940 yılında meydana gelen depreme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Detaylar Kayseri Olay haber merkezince derlediğimiz haberimizde.

120 kişi hayatını kaybetmişti! İşte Develi depremiyle ilgili bilinmeyenler
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Öncel, 21 Şubat 1940 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde yaşanan depreme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Öncel, depreme dair resmi kayıtlar ve dönemin gazete arşivleri üzerine yaptığı sismolojik değerlendirmeleri paylaştı. 

Develi depreminde iki farklı veri 

Öncel’in çalışmasında, depremin büyüklüğüne dair bilimsel veriler arasındaki farklılıklar dikkat çekti. Güncel ulusal deprem kataloglarında Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre sarsıntının büyüklüğü 5.4 olarak açıklanırken, dönemin Bayındırlık Bakanlığı Deprem Araştırma Dairesi tarafından hazırlanan resmi saha raporlarında depremin şiddetinin 8, büyüklüğünün ise 6.7 olarak belirtildiği ifade edildi.

120 kişi hayatını kaybetti 

Depremin 120 vatandaşın hayatını kaybetmesine yola açtığını söyleyen Öcel, Soysal, Çayırözü, Kızık ile Kulpak köylerinin tamamen harap olduğunu söyledi. Dönemin gazetelerinde depremin “korkunç” ve “yıkıcı” olarak nitelendirilirken, binaların istisnasız yıkıldığı da bilgiler arasına eklendi. 

Öte yandan veriler arasındaki bu belirgin farkın temel nedeninin, tarihsel depremlerin büyüklükleri belirlenirken sahada gözlemlenen hasar ve şiddet değerlerinin matematiksel yöntemlerle büyüklük değerine dönüştürülmesi sürecindeki yaklaşımlar olduğunun altı çizildi. 

Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Kayseri ve çevresinin deprem geçmişinin sağlıklı şekilde analiz edilebilmesi için, resmi belgelerde yer alan şiddet raporları ile güncel katalog verileri arasındaki farklılıkların bilimsel yöntemlerle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.