16 YIL..

16 YIL..

15:53:43 | 2017-08-11
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Kolay değil, 16 yıldır aynı siyasal hareket, aynı oluşum, aynı yapı ülkeyi yönetiyor..

Yıldönümleri ve yaş günleri aslında muhasebe günleri olmalıdır.

‘Her şeyin en iyisini biz yaptık, her kararın en doğrusunu ben verdim’ hastalığına yakalandığınızda, yeni hatalara da kapı açmış, yol vermiş olursunuz..

AKP kurulduğu gün, 3 ana tema hakkında Türk Milleti’ne söz vermiş ve büyük bir heyecan dalgası yaratmayı başarmıştı.

Bunları şu şekilde özetleyebiliriz;

Yolsuzluk, yok edilecek..

Yoksulluk, ortadan kalkacak..

Yasaklar, gündemden çıkacaktı..

Hepimiz bu 3 temel güvencenin peşine takıldık.

Zira millet olarak, ülke olarak yoksulluk hepimizin sorunu idi.. Milli gelir pastası, tepsisiyle birilerinin önüne konmuştu.

Kısa süren Erbakan Hükümeti’nde de, bu pastanın istenirse adil olarak paşlaytırılabileceği, uygulamalı olarak gösterilmişti bu millete..

Yolsuzluk söylemleri gırla gidiyor,  birileri dolara yatırım yaptığında dolar fırlıyor, borsaya yöneldiğinde borsa rekor kırıyor, bir gecede zengin olan iktidar maşaları aramızda gerine gerine geziyorlardı.

Milletin parası bir gece kararı ile pula çevriliyordu.

Yasaklardan hepimiz muzdariptik. Anlaşılmaz katı uygulamalarla, başörtüsü bir restleşme aracı haline getiriliyor, ulusal onurumuza halel getirecek anlamsız uygulamalarla dünya basınına ‘Hasta adam’ olarak malzeme oluyorduk.

O nedenle, mazlumun sesi olacaklarına inanılan Ak Parti’ye oy vermeyenler bile manen desteğini ortaya koydu ve bu hareket tek başına iktidar oldu.

16 Yıl, küçümsenmeyecek bir zaman dilimi..

Ak Parti bu zaman sürecinde kamuoyunun kahır ekseriyetinden oy aldı, destek aldı..

Peki geldiğimiz noktada, bu üç ana konuda taahhütlerinin ne kadarını yerine getirdi, gelin bir göz atalım..

Yoksulluktan başlayalım;

Milletimizin büyük bölümü artık yoksulluğun bir kader olduğuna inanmaya başladı ve iktidarın kurduğu, partililerin yönettiği fon isimli kuruluşun, ara sıra kapısına bıraktığı iaşe paketleriyle yetinir hale geldi, getirildi. Tabii yakacak kömür desteğini de unutmamak lazım.

Tarım sektörü için verilen renkli mazot sözüne rağmen, ükemiz buğday, nohut, pirinç, peynir, fasulye ithal eden ülke haline geldi mi, geldi..

Hayvancılık ayağa kalkacak denildi, küçük üreticinin eli kolu bağlandı, sermaye bu alanda yaptığı yatırımlarla büyük paralar kazanıyor, avrupa ülkelerinin bile iki katı fiyatına et yiyor muyuz, daha doğrusu yiyemiyor muyuz, yiyemiyoruz.

Yetmedi, canlı hayvan ve et ithalatında uygulanan gümrük vergisi oranlarını sıfıra yakın hale getirerek, yerli üreticiyi rekabet edemez duruma  getirdi mi getirdi..

Anadolunun toprakları ekilemezken, Türkiye Sudan’da devasa araziler kiralayıp büyük tarımsal yatırımlar yaptı mı, yaptı..

Emekli, açlık sınırının altında yaşam savaşı veriyor mu, veriyor.

Dar ve sabit gelirli, bankaların pençesinde kıvranıyor mu, kıvranıyor..

Fakir halk umut bağladığı ve binbir güçlükle okuttuğu çocuğuna iş bulabilmek için kapı kapı dolaşırken, kamuya personel alımında partililerin yerleşmesi için bir de Mülakat dayatması getirildi mi getirildi.

16 yıl sonunda, hükümetin üretim ve istihdamın artırılması, yüksek teknolojik ürünlerin üretimi, fabrikaların dış pazarlara yönelik hedefleri konusunda tek bir adım attı mı, atmadı..

İhracatta geriye gidiyor muyuz, gidiyoruz..

Devasa kurumlar ardı ardına batıyor mu batıyor..

Ülkede hareketli alanlar, polis kadrolarına eleman alımı, cezaevi yapımı, güvenliğe yönelik yatırımlarla sınırlı hale geldi mi, geldi.

Atanamayan öğretmenlerimizin beline jop baeğlayıp polis yaptık mı, yaptık.

Yolsuzlukta, ‘Bu Milletin a.. koyacağız’ diyen adam hala baştacı ediliyor mu ediliyor..

Yasakları, ‘Nefes alma özgürlüğümüz var ya’ noktasına getirdik mi getirdik.

Örgürlük diyeni, barış diyeni, insan hakkı diyeni, kardeşlik diyeni,  kısacası hak arayanı terörist diye içeri atmaya başladık mı başladık.

Ama bir şeyle gurur duyuyoruz?

Başkanımız 1150 odalı sarayda oturuyor.

Emrinde uçaklar, araç filoları, halikopterler var ya..

Bence 16. Yıl kutlamasına, geleceklerini sanmam ama, bütün dünya liderlerini davet etmeli, 40 gün, 40 gece bayram ilan etmeliyiz.

Zira, hezimeti, başarısızlığı, söylediğinin tersini yapma becerisini bu kadar güzel ambalajlarla millete yutturmak her siyasal iktidarın yapabileceği bir şey değildir.

Kul hakkıy mış, hırsızlık söylentileriy miş, hak ihlelleriy miş, fakirlik miş, din pazarlamacılığıy mış, anayasayı uygunamaz hale getirmek miş, hepsi hikaye..

Kılıçdaroğlu’nun uydurması..




ETİKET :  

Tümü -- Adversting 8 --