SINAVI GEÇTİK..

SINAVI GEÇTİK..

08:23:34 | 2016-12-22
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Evet Kayseri kritik bir sınavı birkaç kırık notla da olsa başarıyla geçti.

Hain terör olayı sonrası sergilediğimiz birlik ve beraberlik havası, her birinin bize evladını emanet ettiği ülkenin her yanından asker ailelerinin,  bize karşı önyargılarını tamamen ortadan kaldırdı.

Yaralı askerlerimizin yakınlarına evimizi, soframızı açmamız, hastanelere yemek taşıyarak şehit ailelerinin sıkıntı yaşamamasına vesile olmamız, Vali, Belediye Başkanları ve tüm kamu kuruluşlarının adeta kenetlenerek şehit yakınlarına ve yaralı askerlerin ailelerine sahip çıkması, teröristlerin hayallerini de boşa çıkardı.

Keşke, birkaç kendini bilmezin yaptıkları saldırı ve benzeri nahoş görüntüler de yaşanmasaydı.

Zira terör örgütü, böylesi büyük bir eylemden sonra kalabalıkların,  TÖS olaylarında olduğu gibi, Sivas-Kayseri maçında olduğu gibi taşkınlık yapmasını umuyor ve bekliyordu.

Ama hayal kırıklığına uğradılar.

Kısacası, yaraların sarılması noktasında her kurum ve kuruluş üzerine düşeni eksiksiz yaptı.

Bundan sonrası ise, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Çelik’in dediği gibi, patlamanın olduğu mekanı kutsallaştırmak olmamalı.

Zira 3 gündür aralıksız oraya topluluklar gelip gidiyor.

Toplulukları provoke etmek çok kolaydır.  Bu yüzden ortak bir teröre lanet mitingi tamam, ama gerçekten kahraman askerlerimizin şahadet şerbeti içtiği o noktada yaşanan toplanmalara da artık bir son verilmelidir.

Türkiye kritik günlerden geçiyor.

Her gün bir acı ekliyoruz, yaşadığımız acılara.

Bundan sonrasını Kayseri’de adalete bırakmak ve kim varsa ihmali olan, kim varsa sorumluluğu bulunan herkesin adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.

Örneğin, patlama öncesi otobüsten indiği iddia edilen kişi kimdir, nereden binmiştir, bunun açığa çıkarılması gerekir.

Zira bildiğim kadarıyla askerler için tahsis edilmiş bu araca sivil alınması yasakmış.

Kayseri’deki patlama ve Rus Büyükelçiye yapılan suikast bir kez daha devlet mekanizmasının da durumunu gündeme getirmemizi gerektirmektedir.

Zira Büyükelçiye yapılan  suikasti, devletin beline silah bağladığı bir polis yapmıştır.

Sosyal medyada dolaşan bir fotoğrafta, bu polisin sınava hamili kart ile girdiğini ortaya koymaktadır.

O nedenle, bu polisin ve diğer polislerin nasıl bu görevlere getirildiklerinin yeniden titizlikle incelenmesi gerekir.

Örneğin, kahraman askerlerimize tabut olan otobüsün sürücücüsü ile ilgili bir dizi iddia gündeme gelmektedir.

15 Temmuz’dan sonra başlayan kamuyu tehlikeli insanlardan arındırma işlemi maalesef başarısız olmuştur.

Zira sorgudan geçmesi gereken bir çok bürokratın arkasında bir siyasi saf tutmuş ve soruşturmaların önüne takoz olmaktadır.

Kayseri Şeker, Ticaret Odası ve belediyeler bu anlamda ilk sıralardadır.

Kayseri Şeker Fabrikası’nın başındaki adam yurtdışına çıkamamaktadır.

Mal varlığı dondurulmuştur.

Ama çiftçinin milyonlarca liralık işlemlerine, milyonlarca liralık uygulamalarına imza atmakta, onlarla ilgili kararlar verebilmektedir.

Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı gözaltına alınmış, hakkındaki yasal süreç henüz tamamlanmamıştır.

Belediyelerde, geriye dönük fetö izleri tüm çabalara rağmen olduğu gibi ortadadır.

Ve büyükelçi suikasti bize göstermiştir ki, 17-25 Aralık sonrası da bu hain yapı kamuya personel  yerleştirmeye devam etmektedir.

Zira suikastçi polisin emniyet teşkilatına girişi 25 Aralık sonrası olmuştur.

4  aydır, Fetö  Liderinin Türkiye serüvenini kitaplaştırmaya çalışmaktayım.

Özellikle Kayseri, Konya, Aksaray gibi illerde  her kuruma nüfuz ettiği,  gücünü kullanarak bir çok etkili siyasiye bile boyun eğdirdiği gün gibi ortadadır.

Daha da ileri gidelim, AKP iktidarı döneminde çıkan, özellikle eğitim ile ilgili düzenlemelerde Fatullah Gülen’in parmağı vardır.

Demiyor mu, İsmail Tamer, “Dört artı dört yasası için kendisiyle görüşmeye gittik” diye..

O nedenle toplumsal duyarlılığımızı korumak, ama devlet kurumlarının çalışmalarını seri şekilde yürütmesine engel olacak girişimlerden de uzak durmak zorundayız.

Unutmayalım, Fetö bir maşa,  ama maşayı tutan el çok daha büyüktür.

PKK, PYD bir maşa.. Ama o maşayı da aynı el tutmaktadır.




ETİKET :  

Tümü