OHAL'DE UZASIN...

17:20:17 | 2016-10-03
OSMAN ÇİFTCİ
OSMAN ÇİFTCİ      osmanciftci3800@gmail.com

15 Temmuz darbe girişimini halen küçümseyenler, halen o gün verilen mücadelenin milli bir mücadele olduğunu idrak edemeyenler var mı? Malesef var...
Halen bu millete yıllardır “altın nesil” diye yutturulmaya çalışılanın “hain nesil” olduğunu göremeyenler var.
FETÖ’ye maddi ve manevi anlamda destek veren herkesin 17/25 miladı olmaksızın Allah’a vereceği hesap var.
15 Temmuz’dan sonra 3 ay süreliğine ilan edilen olağanüstü hal döneminde FETÖ’nün beli kırıldı, tamamen etkisiz hale getirildi diyebilir miyiz?
Kesinlikle hayır...
Daha siyasi ayağına gelmedi sıra mesela...
OHAL’de olağanüstü hal uzasın diyorum.
Şahsi kanaatim budur.
***
Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Güven’den dinlediğim sinir sistemi örneğini anlatırsam siz de hak vereceksiniz.
İnsan bedenini düşünün; vücudun hareketlerini yöneten bir beyin var. Beyin sinir sistemini dolayısıyla vücudu yönetiyor. Beyinden sonra, sinir sistemi beyincik ardından omurilikle idare ediliyor.
Parmağın, elin sinir sistemiyle bağlantısını kesmeniz yetmiyor, beyin isterse bağlantısı kesilen, acısını hissetmediği parmaklar ve el ile daha şiddetli vurabilir.
Bileğin, dirseğin, kolun, omuzun sinir sistemiyle bağlantısını kesmeniz de yetmiyor. Beyin isterse acısını hissetmediği el, kol, dirsek ve omuzu vücut sayesinde kullanarak daha şiddetli vurabilir.
Neden? Acısını hissetmiyor çünkü...
Küresel emperyalist gücün ya da Fetoş’un umurunda mı onbinlerce insan işinden, gücünden, olmuş, cezaevlerine tıkılmış...
Kurunun yanında yaşın da yandığı kişilerin durumunu kullanarak daha farklı terör eylemleri bile söz konusu olabilir.
İkinci darbe girişimi diyorlar; ben 15 Temmuz’daki gibi bir vahamet olacağını sanmıyorum. Gerçi Fetoş’u tövbe haşa peygamber, kendisini sahabe gibi gören sapıkların ne yapacağı belli olmaz ama durmayacaklar...
Şu ana kadar gelinen noktaya baktığımızda merkezi sinir sisteminde el, kol, parmak gibi FETÖ’nün vücudunun bir kısmı etkisiz hale getirildi.
Şu ana kadar verilen mücadeleyi küçümsemiyorum elbette. Ama yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz...
Vücudu etkisiz hale getirmek için merkezi sinir sisteminde omuriliğe ulaşıldı mı ki beyinciğe, beyine ulaşılsın?
Hayır...
Daha 15 Temmuz darbe girişiminde MİT’te kim nereye kadar vardı, Genel Kurmay üst kademesinde kim nereye kadar vardı belli değil. Cuntanın siyasi ayağında kimler vardı, cuntanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı kimdi daha belli değil...
AK Parti içerisindeki FETÖ uzantıları bilindiği halde vakti zamanı bekleniyor daha...
İşte bu nedenledir ki OHAL devam etmeli...
***
FETÖ denilen küresel emperyalist güçlerin maşası, PKK gibi IŞİD gibi aleni bir örgüt değil. Gizli, sinsi, sızan, dini her türlü istismar eden bir örgüt...
Allah’ın haram saydıklarını helal görerek her türlü kahpeliği yapan, yapabilecek bir örgüt. İçki içmeyi, namaz kılmamayı, zinayı amaçlarına ulaşabilmek için haramlıktan çıkaracak kadar alçaklar var mı daha ötesi?
***
Ha iktidar partisi eksenli bir OHAL’i şiddetle reddediyorum.
Diğer siyasi partilerin “uç noktada” görülebilen itirazları da dikkate alınarak adli bir süreç yönetilmeli. Bu süreç siyasi rant elde edilecek bir süreç de değil. Çocuklarımızın, torunlarımızın, devletimizin, milletimizin geleceğini kurtarmak adına verilen bir savaş olarak görüyorum.
Devlete bugün AK Parti hükmediyor yarın başka parti, öbürgün başka parti hükmedecek.
Adalet herkese lazım...
Devletin bekası sözkonusu iken hükümet düşer, AK Parti dağılır endişesiyle iktidar partisi içerisindeki FETÖ’cülere dokunulmayacaksa zaten o FETÖ’cüler buldukları ilk fırsatta Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere FETÖ ile mücadele eden herkese dokunur.
Devlet hükümeti de düşürmeyecek, AK Parti’yi de FETÖ’cülerden ayıklayacak formülü bulacaktır diye umuyorum.
OHAL’de olağanüstü hal uzamalı diyorum.
***
OHAL süresince kurunun yanında yaş konusu var mı kısmen de olsa var. Hain yapı içerisinde yer alıp pişman olanlar da var. Bunlara da zamanla bir çıkış noktası bulunur.
Bunlar varken AK Parti’nin FETÖ’nün kucağında olan isimleri ceremesini çekmeyecekse zaten adalet tesis edilmiş olmaz.
Masumiyet karinesinden ödün vermeden, işi başlı başına bir siyasi bir davaya dönüştürmeden, hukuki dayanaklar ile devam edilerek adil bir süreç yaşanmalı.
AK Partili, MHP’li CHP’li hiç farketmez, eğer gerçekten FETÖ’nün kuklasıysa gereken yapılmalı.
Bu süreci yönetenlerin, 15 Temmuz sonrasında yazdığım yazılarda ifade ettiğim gibi kul hakkına riayet ederek, Allah’tan korkarak hareket etmesi şart. Hep söyledim, yine söylüyorum, bir günün adaletini 70 yıllık ibadet kadar hayırlı gören bir dinin mensubuyuz. İlla ki adalet...

 

BY-LOCK ÇELİŞKİSİ

İbrahim Kulular’ın idaresindeki Kayseri Emniyet Müdürlüğü, FETÖ ile mücadele konusunda oldukça etkin, başarılı bir çalışma yapıyor. Bunu hep birlikte görüyoruz.
Kayseri polisi devletin ilgili birimlerinden “bu kişiler by-lock kullanıyor” diye verilen kişileri tek tek tespit ediyor, gözaltına alıyor ve Adli mercilere sevk ediyor...
Ama bakıyorsunuz aynı listede yer alan, aynı gerekçeyle gözaltına alınıp Adli mercilere sevkedilen kişilerin neredeyse yarısı serbest kalıyor yarısı tutuklanıyor...
By-Lock başlı başına FETÖ mensubiyetini ortaya koymaya yetecek bir veri. Öyle olmasa tutuklananlar niye tutuklanıyor?
Başlı başına FETÖ mensubiyetini ortaya koyan By-Lock kullanıcılarının diğer yarısı neden serbest bırakılıyor?
Hakimin savcının işine karışacak değiliz ama bu tablo bana adil gelmiyor.
Umarım polisin moralini bozmuyordur bu durumlar...




ETİKET :  

Tümü