Karaoğlan diye biri!

Siyaset tarihimizin ‘Karaoğlan’ı’ Bülent Ecevit, bundan tam 10 yıl önce 5 Kasım 2006’ da aramızdan ayrıldı.

12:48:40 | 2016-11-10
Ahmet Çınar
Ahmet Çınar      ahmet.cinar1907@gmail.com

O, renkli kişilik ve yaşamıyla iz bırakanlardandı.
Siyasal yaşamında 5 kez Başbakanlık yapmıştı.
Siyasi yaşamı dışında, Edebiyat, uğraşıları arasında ilk sırayı almıştı.
O, bir şairdi, bir yazardı, aynı zamanda da bir gazeteciydi.
Köşe yazısı yazmak, onun için vazgeçilmez bir tutkuydu.
1975’teki Kıbrıs Barış Harekatı, Onu, ‘’Kıbrıs Fatihi’’ yapmıştı.
Kendisi gibi, milli konularda hassasiyeti olan merhum Necmettin Erbakan’la, ortak hükümet dönemlerinde Kıbrısta’ki acıları dindirip, soydaşlarımızı Rum mezaliminden kurtarmışlardı.

Bülent Ecevit, dürüst siyasetçi kimliğine sahip nadir insanlardan birisiydi.
O, aynı zamanda bir renk fenomeniydi.
14 Ekim 1973 seçimleri öncesi meydanlarda mavi gömlekle boy göstermişti. Mavi gömlek ona şans getirmiş, esmer yapısıyla özdeşleşmişti adeta.
O dönem gençler arasında, mavi gömlek moda haline gelmişti. Varsa mavi, yoksa mavi idi renk tercihleri.
Mavi renk, sanki kendi yapısını anlatıyordu. Zira, mavi renk; sadakatin, yalnızlığın, bilgeliğin ve güvenin simgesiydi.

Siyasetin Karaoğlan’ı Bülen Ecevit, Süleyman Demirel gibi kinayeli ve esprili sözler söylemese de, edebiyatçılığını ön plana çıkaran anlam ve derinlikte ders niteliği taşıyan veciz sözleriyle siyaset tarihimizde iz bırakanlardandı.
İşte o sözlerden bazılar:

-Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil, Egenin serin ve derin sularına, Afyon’un haşhaş tarlalarına ve Kıbrıs’ın Beşparmak dağlarına yazdık..
-Bizim iki gücümüz var: Hak ve halk
-Dinci akımların çaresi laiklik ve demokrasidir. Türkiye de buna öncülük eden bir devlettir.
-Bir söz tek başına ne seçim kazandırır; ne seçim kaybettirir. Ama, bir sözden dönmek bir partiye çok şey kaybettirir.
-Türkiye’nin bir dikta tehlikesi vardır ve bu ancak ordudan gelebilir. Bu, örneğin Yunanistan’daki gibi, yabancıların oyunu olur. Demokratik rejimde bile çok güçlü olan ekonomik çevreler, askeri diktada daha da güçlenir.
-Eğer bir ülkede, gazeteci, yazar, bilim insanı, sendikacı, subay aşağılanıyorsa, o ülkede, doğru gitmeyen bir şeyler var demektir..
-Eğer içimizden gelen engelleri aşabilirsek, dıştan gelen her engeli etkisiz bırakabilecek güce sahibiz.
-Eğer tribünden sahaya inmezseniz, korkarım biri çıkar, düdüğü çalar, ‘’Oyun bitti, herkes evine’’ der.
-Ortak Pazar Avrupa Birliği hakkında görüşüm şudur: Onlar ORTAK, biz ise PAZAR olacağız.
- Ve en güzel sözü: EŞİTLİK HER ZAMAN ADİL DEĞİLDİR. Ne demek mi istiyor bu sözüyle sayın Ecevit?
İşte size bir örnek:
Uzun boylu, orta boylu ve kısa boylu 3 adama eşit yükseklikte birer tane sandalye veriliyor.
İleride bir yere bakmaları söyleniyor. Uzun boylu adam, boyu uzun olduğu için sandalyeye gerek kalmadan o yere rahatlıkla bakabiliyor.
Orta boylu adam, ancak sandalyesine çıkarak orayı görebiliyor.
Kısa boylu adama gelince, boyu kısa olduğu için kendisine verilen sandalyesine çıkmasına rağmen, belirtilen yeri göremiyor. Bir sandalye daha olmalı ki orayı görebilsin.
Halbuki; Uzun boylu adama eşitlik olsun diye verilen sandalyenin kısa boylu adama verilerek onun belirtilen yeri görmesi sağlanmalıydı.
Burada herkese birer sandalye verilerek eşitlik sağlanmış oluyor, ancak; ADALET sağlanamamış oluyor. İbret alınacak bir örnek değil mi?

Türk siyasetinin Karaoğlan’ını rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun.




ETİKET :  

Tümü -- Adversting 8 --