Galat-ı Meşhur !

08:59:26 | 2015-07-01
Sinan Karaoğlu
Sinan Karaoğlu      sinankaraoglu@hotmail.com

Güzel Türkçemizin her zaman en güzel bir dil olduğuna, hem bilimsel, hem edebi, hem de günlük kullanımda çok yeterli hatta engin bir dil 
olduğuna inanırım. Ama ister maalesef deyin ister bir zenginlik olarak görün bir çok dilden bir çok kelime ve deyimi de almış kullanımdaki
Türkçemiz. Bu, çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş Osmanlı geçmişimizden, zengin ve etkileşimli tarihimizden ve günümüzde yabancı (batı)
etkileşimlerden kaynaklanan doğal sayılabilecek bir sonuç. Ama yine de bu sonradan katılmaları ve yerine Türkçesi varken başka kökenli
kelimeleri genelde yadırgarım. Bu günkü yazım, kullanıma asıl anlamları dışında katılmış biraz çarpıtılmış anlamlar yüklenmiş kelimeler
üzerine olacak. Dil bilimi hep ilgimi çekmiştir ve aklımda hep bu tür örnekleri biriktirmişimdir. Yani “Galat-ı Meşhur”lar bu günkü konumuz.
“Galat-ı meşhur, lügat-ı fasihten evladır” demiş atalarımız. Arapçada ‘yanılma, hata’ anlamlarına gelen ‘galat’ kelime anlamıyla yanlış
kullanıldığı halde, halkın bu şekilde (yanlış haliyle) benimsemesiyle dile yerleşen yaygın (meşhur) kelimeler için söyleniyor, yani “yaygın
bilinen yanlış”. Günlük kullanımda yerleşen bu sözcüklerin yanlış hallerini daha çok tercih ettiğinden galat-ı meşhurlar giderek öyle yerleşiyor
ve zamanla öyle benimseniyor ki, yanlış da olsalar yaygın olmalarından dolayı doğru söze üstünlükleri anlamında “Galat-ı meşhur,
lügat-ı fasihten evladır” deniliyor, yani ata sözü buradan geliyor. Örnek mi istediniz, çok var.
Yaygın söylenen: “zürafanın düş günü, beyaz giyer kış günü”. Zürafa bir hayvandır hepimizin bildiği gibi. Zürefa ise zarif kelimesinin çoğuludur ve
deyimin doğrusu “zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü”dür. Yani zerafetini düşünenler kışın bile üşümeyi göze alarak beyaz giyer anlamındadır.

Başka örnek mi istediniz, çok var: Yaygın söylenen: “ateş olsa cürümü kadar yer yakar” Cürüm, suç demektir. Doğrusu “ateş olsa cirmi kadar yer yakar”. Cirmi, cüsse ya da hacim demektir.

Sanırım hepiniz de benim gibi intizar etmeyi beddua etmek bilirsiniz. Halbuki Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Kiralık Konak” isimli kitabında bir replik vardır ki ilk okuduğunuzda bir yanlışlık olduğunu düşünürsünüz: "Hastanede ilk günü ve ilk gecesi bu ümit ve intizar ile geçti." İntizarla ilgili bir başka örnek de azeri bir parçada geçer:

“Seni görmeyende fenadır halim, 
İntizarda koyma gadan ben alım 


Yandırdın kalbimi aman ,
Ay kaşları keman, Bu derdime inan yar 


Sensiz yaşayabilmerem, Ey sevgili canan, Bu derdime inan..."

Evet İntizar arapçada “nazar” (Bakış, bakma, göz atma) kökünden gelmekte ve gerçekte Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme anlamı taşımaktadır. Ama galat-ı meşhur haline gelmiş ve halk ağzında “İlenme, beddua, inkisar” anlamında kullanılmaktadır.

Müzik deyince hemen aklıma gelen bir başka örnek de Hammamizade Dede Efendinin bir şarkısıdır:

“Ey Buti nev eda, olmuşum müptela, Aşıkım ben sana, iltifat et bana”

Bu şarkıyı anlamını ilk irdeleyerek dinlediğimde “ya Dede efendi gibi birisi nasıl böyle bir kabalık yapmış”  demekten kendimi alamadım. Adam kıza hem “aşığım ben sana” diyor hem de “iltifat et bana” diyor. Bu ne yaman çelişki... Bu da bir başka galat-ı meşhur işte. Ama bu şarkıyı başlı başına bir köşe yazısı yapmaya niyetim olduğu için daha fazla açıklamayacağım. “Böyle bir öküzlük yapmaz Dede efendi” deyip burada bırakacağım.

Örneklere devam: dilimizdeki “merdiven” Farsçadaki “nerduban”dan gelmekte ancak söylenimi değişe değişe “merdiven” haline gelmiştir. Yine tavla oyunundan çok iyi bildiğimiz Farsça sayıları hatırlayalım, penç; beş ve çehar; dört demektir. İşte bunlardan türemiş iki “galat-ı meşhur”. Dört taraf (çevrili, kapalı) anlamında “çehar su”, olmuş size “çarşı”. Dördüncü ve beşinci gün anlamında “çehar şembih” ve “penç şembih” olmuş size “Çarşamba” ve “Perşembe”. Arapçada ‘büro, yazıhane’ anlamlarına gelen “mektep” bizde sadece okul anlamı taşımaktadır. İspanyolcada balıkçı kulübesi anlamındaki “baraka” bizde eğreti yapıları anlatmak için kullanılmaktadır.

Geldikleri dilde çoğul anlam belirtirken Türkçeye geçtiğinde yine çoğul eki alarak galat olan sözcükler de var. Örneğin “tüccar” Arapça tacir kelimesinin çoğuludur, ama biz tüccarlar diyebiliyoruz çoğu zaman. Hademe hadimin, eşya şey’in, evlad veledin, akraba karibin, fukara fakirin ve evrak da varakın çoğul şekli olsa da dilimizde tekilmiş gibi kullanılıyor ve arkasına bir de çoğul eki getiriliyor. Hademeler, eşyalar, evlatlar, akrabalar, fukaralar ve evraklar gibi.




ETİKET :  

Tümü -- Adversting 8 --