DİZİNİZ

14:27:42 | 2015-05-08
Sinan Karaoğlu
Sinan Karaoğlu      sinankaraoglu@hotmail.com

Bu günlerde diziler pek revaçta. Her kanalda bir ya da bir kaç dizi bizi esir almış durumda. Televizyon karşısında çakılıp kalıyoruz, bazen diziyi bırakıp tuvalete bile gidemiyoruz. Allahtan reklam araları var. Hele de önümüze atıştırmalık bir şeyler ve çayımız da varsa, değme ağanın keyfine. Bir çoğunuzun "ya sen doktorsun bu anlattıkların da nedir" demeye başladığını duyar gibiyim. Evet "Diziniz" derken TV dizisi değil dizlerinizi yani vücudumuzun en önemli eklemini kastetmiştim.  Şimdi de "konuya niye böyle girdin o zaman" diyenleriniz oldu. Nedeni şu; Obezite yani şişmanlık çağımızın en önemli hastalığı. Obezite hareketsizlik ve beslenmedeki yanlışlıklar sonucu gelişir. İşte TV karşısında çakılı kalma ve abur cubur beslenme ile konuya girme sebebim bu. Neredeyse tüm organ ve sistemleri olumsuz etkiliyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de diz ekleminin halk arasında "kireçlenme" olarak bilinen tıp dilinde ise "dejeneratif artrit" ya da "artroz" hastalığıdır. 

 

Neyse televizyon eleştirmenliği oyununu bırakıp ben mesleğime döneyim. Dizlerimiz vücudumuzun en büyük ve en önemli eklemidir. Ve de hastalıkları sık görülür, başımızı çok ağrıtan bir eklemdir. Halk arasındaki ismiyle "kireçlenme" de özellikle 50 yaş ve üzerinde sık görülmeye başlayan çok ilerlediğinde bizi yürüyemez hale getiren, hayat kalitemizi düşüren bir hastalıktır. Aslında "kireçlenme" kelimesini ben şahsen doğru bulmuyorum. Çünkü "kireçlenme" deyince insanın aklına dizimizin içinde sanki çaydanlığın içindeki kireç gibi bir şeyin birikmesi geliyor. Halbuki "dejeneratif artrit" (degeneraative arthritis) tam anlamıyla eklemin yozlaşması-yıpranması şeklinde çevrilebilir dilimize. Yani ortada kireç birikmesi yoktur. Yıpranma, aşınma, eskime vardır. Önceki yıllarda çok kaygan pürüzsüz durumdaki kıkırdaklarımız zamanla aşınır, bozulur ve artık bize ağrı verirler. Yani aslında bu durum kaçınılmaz bir durumdur, hayatın bir gerçeğidir. "Benim ayakkabım eskimez"  diyebilir miyiz? Benim saçım beyazlamaz diyebilir miyiz? Dizimiz de gün gelir aşınır, ağrı yapar. Bu hepimizi bekleyen bir durum ve kimimiz daha erken kimimiz ileri yaşta bu durumla karşılaşacağız, eğer yeterince ömrümüz varsa. Zaten ortalama yaşam süresinin uzaması bu hastalıkların daha çok görülmesini de beraberinde getirmektedir. İstatistikler böyle diyor. O zaman ne olur kilomuzu düşük tutalım ve dizimizi koruyalım. Kas kuvvetlendirici bir kaç egzersizi sabahları alışkanlık haline getirelim. Yüzme, yürme, bisiklet gibi egzersizleri hayatımıza sokalım. Ancak burada hemen söyleyelim yaşımıza ve dizimizin kıkırdaklarının durumuna bağlı olarak özellikle yürüme önerimiz bazı değişkenlikler arz edebilmekte, bunu yazımın ilerleyen kısmında bulabilirsiniz.

 

Kıkırdak bir kere bozulunca eski haline getirmek neredeyse imkansızdır. Aynı beyazlamış saçımızın tekrar siyah olmayacağı gibi. Şimdilerde bir çok internet ve gazete ilanlarında, reklamlarında görülebildiği gibi bazı şampuan ya da losyon benzeri ürünlerin saçlarımızı tekrar eski haline getirip siyahlattığı iddia ediliyor. İnananlar bunları alıyor ama nafile. Saçlar tekrar siyah olmaz. Dizimizin kıkırdaklarını iyileştireceğini iddia eden bazı ürünler de var reklamı yapılan. Bunların da çoğu bilimsel olmayan şeyler. Aslında olay çok basit, önlemler de belli. Ama toplum olarak hep mucize arayan bir yapımız olduğundan bu arayışlarımız devam ediyor, esas yapılması gereken bilimsel önlemler zorumuza gidiyor ya da Kayseri ağzıyla "eriniyoruz", yapmıyoruz.

 

Madem ki biz kıkırdağı iyi edemiyoruz, o zaman üstündeki yükü azaltalım da hem ağrımız azalsın hem de yıpranmasının (dejenerasyon)  hızı azalsın. Yani zayıflayalım. Ayrıca düzenli yapılan ve dize yük bindirmeyen egzersizlerle diz çevresindeki kaslarımızı kuvvetlendirelim. Böylelikle dize binen yüklerin dengeli dağılımını sağlayıp ağrımızı azaltıp hastalığın ilerlemesini yavaşlatalım. Bu konudaki bilimsel kılavuzların önerdiği iki büyük önlem bundan ibaret, Kilo verdirilmesi ve dize yüklenme yapmayan egzersizler.

 

Bir konuya değinerek sonlandırmak istiyorum yazımı. Egzersiz denilince yaygın bir şekilde yanlış anlamalar oluyor. Sebebi yine "kireçlenme" adına dayanıyor bu yanlış anlamaların. Dizimde çaydanlığın içindeki kireç gibi bir şey birikiyor. "Ben bunu bol bol yürüyüp açmam lazım", "yürü ki açılsın", "sen yürümüyorsun da ondan oluyor bu kireçlenme". Tekrar söylemekte fayda var, kireç birikmesi falan yok. Bayağı ayakkabının aşınması gibi, kıkırdaklarımız aşınıyor, hatta gün geliyor tamamen bitiyor. Ayakkabınız nasıl çok yürüdükçe daha çok aşınıyorsa, belli bir yaştan sonra aşınmış kıkırdakları olan bir kişinin de kıkırdakları yürüdükçe daha çok aşınır ve ağrıları artar. Belli bir yaşa kadar sağlıklı kıkırdakları olan kişilerin yapması gereken bir aktivitedir yürüme ve tabii ki bizler de öneririz. Ancak 67 yaşında, dizinde ileri artrozu gelişmiş bir kişinin ağrıları yürüdükçe daha fazlalaşır. Yani egzersizden kastettiğimiz "git spor yap kafana göre, yürü, koş, futbol, basketbol" falan değil. Dize yük bindirmeyen (Low impact aerobic exercises) egzersizlerdir. Örnek verecek olursak yürüme sırasında 95 kilo ağırlığı olan bir teyzemizin dizine bu yük olduğu gibi biner. Ama evinde kondisyon bisikleti sürerse egzersiz amacıyla, bu 95 kilo yük bisikletin oturağına biner dizler ise bu yükten kurtulup hareket etmiş, kasları çalışmış ve dolaşımı hızlanmış olur. Ayrıca yüzme ya da su içi yürüme yine iyi bir örnektir. Yüzmede de dize yük binmez, su içi yürümede de suyun kaldırma kuvveti nedeniyle 95 kilo neredeyse onda birine düşer.

 

Bu amaçla özel hazırlanmış egzersiz programları bulunması ve onların uygulanması çok önemlidir. Bilinçsiz yapılan egzersizler (67 yaşında 95 kilo teyzemin bol bol yürümesi gibi) çoğu kez ağrılarımızın daha da çekilmez hal almasına yol açabilmektedir. Bu arada ikinci kısmı da tekrar hatırlatalım, kilo verilmesi. Bunun için de mutlaka bir diyetisyenden yardım alınması gereklidir. Zira bu durumdaki kişilerin çoğu belli bir yaşın üzerindedir ve bilimsel olmayan bir yerden alıntı diyetlerle sağlığımızın bir başka yönünü bozabilir, yani kaş yaparken göz çıkarabiliriz, aman dikkat.

 

Azı karar çoğu zarar demişler, aman dizilere çok dalıp dizlerimizi ihmal etmeyelim. Hareket ve sağlıklı beslenmeden uzaklaşmamakta fayda var. Bu arada Karagül dizisinde Kendal ölecek mi? çok merak ediyorum, Cuma gününü iple çekiyorum   

 

Sağlıklı günler dileklerimle.



Hekimliginiz kadar kaleminiz de cok güçlü.iyi ki sizi tanimisim güleryüzlü hocam
köşeniz hayırlı olsun Sinan hocam :) bu yazınızı ben üstüme alındım şahsen :) dizi izlemek sürekli oturmak anlamında değil,kilo anlamında. aslında hareketsiz bir insan değilim sürekli çalışırım ama biliyorsunuz ayağımdan dolayı yürüyemiyordum. sayenizde çok sevdiğim yürüyüşümü yapabilecem inş. tşk ed. :)