ATATÜRK’ÜN GÖZÜYLE KADINLARIMIZ

13:09:54 | 2015-08-02
Uğur Seten
Uğur Seten      ugurseten@gmail.com

Türkiye’de sürekli artış gösteren bir kadın terörü vardır. Son on yılda kadın cinayetlerinde yüzde 1400 oranındaki artış utanç vericidir. Kadına şaşı bakan siyasal İslamcı AKP hükümeti vahşi cinayetlere takdiri ilahi mantığıyla baktığı sürece kadın cinayetleri ve şiddeti durdurulamaz. Bir ülkede kadınların ekonomik, sosyal ve kültürel durumu, o ülkenin genel durumunun raporu gibidir. Kadına şiddet konusunda Tunus ve Bahreyn gibi ülkelerin arkasından 125. olan Türkiye bu korkunç ayıp ile karanlık sularda boğulmaktadır. AKP hükümetinin siyasi uygulamaları, hurafelerle ve yalanlarla doldurulmuş sapkın din programları ve vıcık vıcık TV yapımları kadınlarımızı aşağılamakta ve hedef göstermektedir. Oysa ki, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti kadını çağdaşlaşma hedefinin temeli olarak görür. Kadını toplumsal yaşamın merkezine koyan ölümsüz önder Gazi M.K.Atatürk diyor ki; ‘Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasının talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla donanmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki, bugün kendimizi bir türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim ve bilgi yönünden ve diğer hususlarda erkeklerden asla geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.’ ‘Büyük atalarımız ve onların anaları, tarihin, olayların tanıklığıyla sabittir ki, cidden yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en ehemmiyetlisi kıymetli evlâtlar yetiştirmeleriydi. Kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en önemli ve faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Bu sebeple kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar.’ ‘Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlâkta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa vazifesini yapabilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır.’ ‘Türkiye Cumhuriyetinin esas düşüncesi, kadınları değil, erkekleri dahi, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Milleti'nin yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lâzım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır ve yapar.’ ‘Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik kusurdan doğmaktadır. İnsanlar dünyaya alnında yazılı olduğu kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu sebeple bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felç olmuştur. Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek, hem de kadınlarımızın edinmeleri lâzımdır. Malûmdur ki, her safhada olduğu gibi sosyal hayatta dahi iş bölümü vardır. Bu umumî iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi aynı zamanda sosyal topluluğun refahı, saadeti için gerekli gündelik çalışmaya dahil olacaklardır.’ ‘Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereçlerinden biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir. Bu sebeple kadınlarımız da âlim ve teknik bilgi sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün tahsil derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve koruyucusu olacaklardır.’ ‘Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün mü bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerine müsamaha edelim de kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin? Mümkün mü bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok yükselme adımları, dediğim gibi, iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında birlikte yol alınmak gerektir.’ ‘Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.’ ‘Ey kahraman Türk kadını, sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.’ Kadınlarımız. Analarımız, bacılarımız, eşlerimiz, sevgililerimiz, arkadaşlarımız. Sevelim, sayalım, koruyalım. Cehaletin karanlığında kıymayalım.
 
 




ETİKET :  

Tümü -- Adversting 8 --